Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

Firkat-ı la‘linle ey ruhsârı verd
‘Âşık-ı hasret-keşin ruhsârı zerd
Sormadın bî-çâreler hâlin ne sûd
Bilmedin mi ne çeker ashâb-ı derd
Teskîn itmez âteş-i sûzânımı
Şerbet-i nâr âb-ı sabr mâ-ı berd
İmdi ey müşkil-güşâ gül vaktidir
Şeş-der-i hayretdir erbâb-ı nerd
Bâde-i gülgûn yerine kan virür
‘Âşık-ı sevdâya çerh-i lâciverd
Tâlib-i Leylâ belâ-ber-dûş olur
Kûh u vâdîden yemez gam reh-neverd
Lâ übâlî bî-hatar şâm u seher
‘Âşık-ı Leylâ gezer ser-mest ü mürd
Vâ‘izâ mey-hâre düşme kim düşer
Eyleyenler dâsıtânıyla neberd
Ey Nigârî fâtih-i dîdârdır
Âteş-i dil âb-ı sabr âh-ı serd

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gül yanaklı, la'l dudağından ayrı düşmekle hasret çeken âşığının yüzü sararmıştır.

2. Çaresizlerin hâlini sormadın, ne fayda; dert sahiplerinin ne çektiğini bilmedin mi?

3. Ne nar şerbeti, ne sabır suyu, ne de soğuk su yanan ateşimi dindirir.

4. Ey güçlükleri açan, şimdi gül vaktidir; tavla oynayanlar şaşkınlığın şeşderine düşmüştür.

5. Lacivert felek, sevda âşığına gül renkli şarap yerine kan verir.

6. Leylâ'yı isteyen belayı omzunda taşır; yol yürüyen, dağdan ve vadiden gam yemez.

7. Leylâ'nın âşığı akşam sabah kayıtsız, korkusuz, sarhoş ve (kendinden) ölmüş olarak dolaşır. (Beytin anlamı kesin değildir.)

8. Ey vaiz, şarap içene saldırma; çünkü onun hikâyesiyle savaşanlar (yere) düşer. (Neşir beyti açıklamaz; anlam yaklaşıktır.)

9. Ey Nigârî, yüzü görmeyi açan (şunlardır): gönül ateşi, sabır suyu ve soğuk âh.

Edebî ve Tarihî Yorum

Dördüncü beyit tavladan alınmış bir terimle kurulur. "Nerd", tavlanın eski adıdır; "şeşder", altı kapı, oyunda rakibin pullarının önünü altı ardışık haneyle kapatıp onu hareket edemez hâle getirmektir. Şair "şeşder-i hayret", şaşkınlığın şeşderi der: tavla oyuncuları gibi âşıklar da çıkışı olmayan bir sıkışmışlık içindedir. Aynı beyitte Allah'a "müşkil-güşâ", güçlükleri açan diye seslenilir ve gül vaktinin geldiği hatırlatılır. Kapanmış yolu açacak olan odur.

Gazelin renkleri ilk beyitte kurulur. Sevgilinin yanağı "verd", güldür; âşığın yüzü ise "zerd", sarıdır. İki Farsça kelime yalnız bir harfle ayrılır ve kafiyeyi açar. Beşinci beyitte üçüncü bir renk gelir: "çerh-i lâciverd", lacivert felek, âşığa gül renkli şarap yerine kan sunar. Kızıl şarap ile kızıl kan aynı kadehte yer değiştirir.

Üçüncü beyitte âşığın ateşini dindirmeyecek üç içecek sayılır: nar şerbeti, sabır suyu ve "mâ-ı berd", soğuk su. Son beyit buna bir cevap verir gibidir: yüzü görmenin kapısını açan şeyler gönül ateşi, sabır suyu ve soğuk âhtır. Ateş, su ve âhın havası, eski tabiat anlayışındaki dört unsurdan üçünü çağrıştırır; âşığı sevgiliye ulaştıran, kendi içindeki bu unsurlardır. Gazel "verd" ile açılıp "serd" ile kapanır; aradaki on uyak kelimesi gül renginden soğuk âha uzanan bir yol çizer.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar