Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Güft ü gûyundı heme cândan elezz ey sâkî
Neş’e-i bâde-i mestâneden elezz ey sâkî
Seg-i dergâhın ile zâviye-i kûyunda
Gezdiğim saltanat şânden elezz ey sâkî

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey sâkî, senin konuşman, söyleşmen candan daha lezzetlidir; sarhoş eden şarabın neşesinden daha lezzetlidir, ey sâkî.

2. Kapının köpeğiyle birlikte sokağının köşesinde dolaşmam, saltanatın şanından daha lezzetlidir, ey sâkî.

Edebî ve Tarihî Yorum

Bir önceki dörtlükte redif "lezîz", lezzetli idi; burada aynı kökten gelen "elezz", daha lezzetli kelimesi her mısrada tekrarlanır. Arapçada "ef‘al" kalıbıyla yapılan bu üstünlük biçimi bir karşılaştırma ister ve şair her mısrada bir şeyi bir başka şeyden üstün tutar. Sâkînin söyleşmesi candan ve şarabın neşesinden lezzetlidir; sokağının köşesinde dolaşmak saltanatın şanından lezzetlidir.

Son karşılaştırma dörtlüğün en çarpıcı olanıdır. Âşık sâkînin kapısındaki köpekle birlikte onun sokağında dolaşmayı bir hükümdarın şanına tercih eder. Divan şiirinde sevgilinin kapısındaki köpek, âşığın hem kıskandığı hem de yoldaş bildiği bir varlıktır; ona yakın olmak sevgiliye yakın olmaktır. "Zâviye", köşe, aynı zamanda dervişlerin barındığı küçük tekkenin de adıdır. Sokağın köşesi ile tekke arasında kurulabilecek bu yakınlık, sâkînin kapısını bir derviş durağına dönüştürür.

Kafiye kelimelerinin önündeki "cândan, mestâneden, şânden" sözleri "-den" ekiyle karşılaştırmayı sürdürür. İki dörtlükle dal bölümü kapanır ve zel bölümü başlar.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar