Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

Bî-çâre gönül hâsıl-ı câh eylemedim dir
Tahsîl-i rızâ-yı dil-i şâh eylemedim dir
Derdâ ki niçün turmadım ol yâr işiginde
Serv-i keremin âh penâh eylemedim dir
Heyhâ ne ‘aceb hâl-i dil–ârâsını yârin
Manzûr kılup rûyı siyâh eylemedim dir
Hayfâ ki peyini tutmadım ol mihr-‘izârın
Ser-menzilimi hâle-i mâh eylemedim dir
Cürm ile seher ü şâmı geçer nefs-i habîsin
‘Ömrümde ki bir zerre günâh eylemedim dir
Nezzâre-i ruhsâr ile kan akdı gözümden
Bir kerre dahı âh-ı nigâh eylemedim dir
Feryâd ile oynar dil-i Ferhâd-ı şirîn-kâr
Müştâk-ı figãndır yine âh eylemedim dir
Yakdı kamu berbâd eyledi koymadı varım
Dilber hele bir zerre tebâh eylemedim dir
Cân çıkdı talebde yine ey Mîr Nigârî
Kurbiyyet-i dergâh-ı İlâh eylemedim dir

Günümüz Türkçesiyle

1. Çaresiz gönül, "Mevki elde etmedim, şah gönüllünün rızasını kazanmadım" der.

2. "Yazık, niçin o sevgilinin eşiğinde durmadım; âh, kerem selvisini kendime sığınak edinmedim" der.

3. "Ne tuhaf, sevgilinin gönül süsleyen benini (hâlini) görüp yüzümü kara etmedim" der. (Beytin anlamı kesin değildir.)

4. "Yazık ki o güneş yanaklının izini tutmadım, konağımı ayın ağılı yapmadım" der.

5. Kötü nefis sabahı akşamı suçla geçirir, (yine de) "Ömrümde zerre kadar günah işlemedim" der.

6. Yanağı seyretmekten gözümden kan aktı; (göz yine de) "Bir kez olsun bakışla âh etmedim" der. (Bu beyit için verilen anlam bir tahmindir.)

7. Tatlı işler gören Ferhat'ın gönlü feryatla oynar; figana hasrettir, yine de "Âh etmedim" der.

8. Sevgili hepsini yaktı, berbat etti, varımı bırakmadı; bir de "Zerre kadar harap etmedim" der.

9. Ey Mîr Nigârî, can arayışta çıktı gitti; yine de "İlâhî dergâha yakınlık elde etmedim" der.

Edebî ve Tarihî Yorum

Redifteki "dir", "der" fiilinin Azerbaycan Türkçesindeki söylenişidir ve her beyit birinin ağzından aktarılmış bir sözle biter: "... eylemedim", yapmadım. Gazelin ilgi çekici yanı, bu sözü söyleyenin beyitten beyite değişmesidir. İlk dört beyitte konuşan çaresiz gönüldür ve pişmanlıklarını sayar: sevgilinin eşiğinde durmadığına, kerem selvisine sığınmadığına, güneş yanaklının izini tutmadığına yanar. Beşinci beyitte söz kötü nefse geçer: sabahı akşamı suç işleyerek geçiren nefis, ömründe zerre kadar günah işlemediğini söyler. Aynı "yapmadım" sözü gönülde pişmanlık, nefiste yalan olur.

Sekizinci beyitte konuşan sevgilidir. Âşığın her şeyini yakmış, varını yok etmiştir, ama "zerre kadar harap etmedim" der. Yedinci beyitte Ferhat'ın gönlü figana hasrettir ve feryatla oynadığı hâlde "âh etmedim" der; burada inkâr âşığın tevazuu ya da doymazlığı olarak anlaşılabilir. Son beyitte söz canındır: can arayış yolunda çıkıp gitmiştir, yine de Allah'ın dergâhına yakınlık kazanmadığını söyler. "Kurbiyyet", yakınlık, tasavvufta kulun Allah'a yaklaşmasının adıdır.

Üçüncü beyitteki "hâl" kelimesi hem ben hem de durum demektir; sevgilinin beni siyahtır ve "rûyı siyâh", yüzü kara olmak, utanç ifadesidir. Benin siyahlığı ile yüz karası arasında bir bağ kurulmuş olabilir, ama neşir beyti açıklamaz. Uyak kelimeleri, câh ile başlayıp İlâh ile biten dizide, hepsi uzun "â" ve "h" ile kapanır.

Kaynakça

  • Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 158, s. 100-101. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html

Çevrimiçi kaynaklar