Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Âh u âlâm yeridir bu cihân kayguludur
İ‘tibâr itme ki ol hâne iki kapuludur
Bağrımız kan-ıla gözyaşıla dil âhiş ile
Bâğımız meyvelidir yahşı havâlı suludur
Mûr u mûş oynağıdır zâviyen ey zâhid-i şehr
Biz cünûnız yerimiz âhûludur yâ Hûludur
Sâye-i lutf-ı cihânsûz yerimdir ne elem
Ki hücûm eylese gam çünki penâhım olur
Yokdur erbâb-ı vera‘ ger ne elem şâm u seher
Boş degül mey-kedemiz mugbeçelerle doludur
Mesken-i âhû-yı dildir didiler tâ ki didim
Ne semen-sâdı bu sahrâ ne güzel kokuludur
‘Arsa-i ‘aşk dükenmez ana gãyet ne didim
Nice tahmîn ideyim bu ânîdir bu toludur
İrişür ‘âlem-i tecrîde Mesîhâya yiter
Her kimün hâk-i pey-i mihr-i Muhammed yoludur
Bana ‘arz eyleme Yûsuf sözin ey râvî ki men
Kurbânam ol kese kim Mîr Nigârî kuludur
Günümüz Türkçesiyle
1. Bu dünya âh ve acılar yeridir, kaygı doludur; ona güvenme, çünkü o ev iki kapılıdır (birinden doğumla girilir, ötekinden ölümle çıkılır).
2. Kanlı bağrımız, gözyaşımız ve gönlün âhıyla bizim bahçemiz meyveli, havası güzel, suyu boldur.
3. Ey şehrin zahidi, senin zaviyen (tekke hücren) karıncaların, farelerin oyun yeridir; biz deliyiz, bizim yerimiz ceylanlarla doludur, "Yâ Hû" sesleriyle doludur.
4. Dünyayı yakan lütfun gölgesi benim yerimdir, ne acısı olabilir; gam saldırsa bile o gölge benim sığınağım olur.
5. Takva ehli yoksa ne gam, sabah akşam meyhanemiz boş değildir, muğbeçelerle (meyhane delikanlılarıyla) doludur.
6. "Burası gönül ceylanının yurdudur" dediler; ben de "Bu çöl ne yasemin gibidir, ne güzel kokuludur" dedim.
7. Aşk meydanı tükenmez; "Sınırı nedir" dedim, nasıl tahmin edeyim, eni budur, boyu budur (diye ölçülemez).
8. Kimin yolu Muhammed sevgisinin ayak toprağı ise o kişi tecrit âlemine erişir, Mesih'e yetişir.
9. Ey anlatıcı, bana Yûsuf'un hikâyesini sunma; ben, kulu Mîr Nigârî olan o kişiye kurbanım. (Mısra "Mîr Nigârî'nin kulu olan kişiye" diye de anlaşılabilir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Tek bir kelimenin iki türlü bölünmesi, gazelin üçüncü beytini taşıyan oyundur. "Âhûludur" ceylanlı, ceylanlarla dolu demektir; aynı sesler "yâ Hûludur" diye ayrıldığında zikir halkalarında yükselen "Yâ Hû" nidasıyla dolu bir yer anlaşılır. Şair bu iki anlamı şehrin zahidine karşı kullanır: zahidin köşesi karıncaların ve farelerin dolaştığı ıssız bir hücredir; delilerin yeri ise hem ceylanların dolaştığı çöl hem de Hû sesinin eksik olmadığı bir meclistir. Mecnun'un çölde ceylanlarla dostluk ettiği bilinir; "biz cünûnuz", biz deliyiz, diyen şair kendi topluluğunu bu çöl delilerine bağlar.
Açılış beyti eski bir benzetmeyle dünyayı iki kapılı bir hana çevirir. İkinci beyit ise aynı acıları bir bahçenin nimetlerine dönüştürür: kan olmuş bağır meyve, gönlün âhı hava, gözyaşı sudur. Âşık dünyanın kaygısından yakınırken kendi yarasını bir bağ gibi işletmektedir. Bu ters çevirme gazelin geri kalanında da sürer. Beşinci beyitte takva ehlinin yokluğu bir kayıp sayılmaz; meyhane boş değildir, muğbeçeler oradadır. Altıncı beyitte çöl, gönül ceylanının yurdu olduğu söylenince yasemin bahçesi gibi kokmaya başlar.
Yedinci beyitteki "ânîdir bu tûludur" ifadesi, en ve boy anlamına gelen kelimelerle aşk meydanının ölçülemezliğini anlatır: sınırını soran kişiye verilecek bir ölçü yoktur. Sekizinci beyit, gazelin tek naat beytidir. Hz. İsa'nın dünyadan bütünüyle sıyrılarak göğe çekildiği inancı, tasavvufta "tecrîd", yani mal ve mülk bağından arınma için örnek alınır. Şair bu makama ulaşmanın yolunu Hz. Muhammed sevgisinin ayak toprağında görür.
Dördüncü beyitte bütün öteki beyitlerdeki "-ludur" sesi yerine "penâhım olur" okunur. Neşirdeki bu farkın nüsha kaynaklı mı yoksa şairin bir serbestliği mi olduğu bilinmiyor. Son beyit Yûsuf'a, kul olarak satılan güzele dayanır: anlatıcı Yûsuf'un güzelliğini anlatmaya kalkarsa şair onu dinlemez, çünkü kendisi Mîr Nigârî'nin efendisi olan sevgiliye kurban olmuştur. Mısraın sözdizimi "Mîr Nigârî'nin kulu olan kişi" okumasına da izin verir; bu durumda şair kendi kapısında kul olana gönül bağladığını söylemiş olur.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 159, s. 101-102. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






