Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün
el-Minnetü li'llâh ki ‘aşk-ı ezelim var
Dildâr-ı dil-ârâm tek ey dil güzelim var
Ey dil ne elem varmadım ol kûy-ı nigâra
Zîrâ ki revânım gibi ni‘me'l-bedelim var
‘Âşkında seher ü şâm geh ol turfe gazâlın
Turre-i semen-sâ gibi çîn çîn gazelim var
Vâ‘iz degülem bâde-keşem gûşe-nişînem
Ne kimse ile güft ü şenîd ü cedelim var
el-Minnetü li'llâh ki tâ rûz-ı ezelden
Sen tek sanemâ la‘l-i şirînim müzilim var
Bir görmek ile ‘ârız-ı gülgûnunı handân
Cân virmege ey yâr-ı ‘azîzim emelim var
Ey Mîr Nigârî benem ol baht-ı hümâyûn
Kim yâr huzûrunda güzel bir mahalim var
Dâreynde bir lutf-ı İlâhiydi penâhım
Cürmîdir işim yohsa ne sâlih ‘amelim var
Günümüz Türkçesiyle
1. Allah'a şükür, ezelden gelen bir aşkım var; ey gönül, gönül dinlendiren sevgili gibi bir güzelim var.
2. Ey gönül, o sevgilinin mahallesine gitmedimse ne gam; çünkü canım gibi en güzel bir karşılığım (bedelim) var. (Beytin anlamı açık değildir.)
3. O nadir ceylanın aşkıyla sabah akşam, onun yasemin kokulu kâkülü gibi kıvrım kıvrım gazellerim var.
4. Ben vaiz değilim, şarap içen, köşesinde oturan biriyim; kimseyle ne konuşmam, ne dedikodum, ne tartışmam var.
5. Allah'a şükür, ezel gününden beri, ey put güzeli, senin gibi tatlı bir lal dudağım, (gamımı) gidereceğim var. ("Müzil" kelimesinin anlamı bir tahmindir.)
6. Ey aziz sevgilim, gül renkli yanağını bir kez gülerken görüp can vermek arzum var.
7. Ey Mîr Nigârî, o kutlu talih benim; sevgilinin huzurunda güzel bir yerim var.
8. İki dünyada sığınağım bir ilâhî lütuftu; işim suçtur, yoksa ne iyi bir amelim var?
Edebî ve Tarihî Yorum
Mahlas beytinin ardına konmuş bir beyit, öncekilerin bütün havasını değiştirir. Yedinci beyitte Mîr Nigârî kendini "baht-ı hümâyûn", kutlu talih, diye anar ve sevgilinin huzurunda güzel bir yeri olduğunu söyler. Bu, bir âşığın ulaşabileceği en yüksek mutluluktur. Ama hemen arkasından gelen sekizinci beyit, iki dünyada tek sığınağının ilâhî bir lütuf olduğunu, kendi işinin suçtan ibaret olduğunu, iyi bir amelinin bulunmadığını söyler. Sevgilinin huzurundaki yer bir hak değil, bir bağıştır. Dinî geleneğin bilinen bir düşüncesi, kulun kendi ameline değil Allah'ın rahmetine güvenmesi, gazelin sonuna bir dua gibi eklenmiştir.
"Hümâyûn" kelimesi kutlu, mübarek demektir ve kökünde, gölgesi kimin başına düşerse onu padişah yapacağına inanılan Hüma kuşunun adı vardır. Şairin kendini kutlu talih diye anması, bu kuşun gölgesinin onun üzerine düştüğünü söylemek gibidir.
Dördüncü beyit divanda sık görülen bir karşılaştırmayı sade bir dille yapar: şair vaiz değildir, şarap içer, bir köşeye çekilmiştir ve kimseyle tartışmaz. Vaizin mesleği söz ve tartışmadır; şairinki susmak ve içmektir. Üçüncü beyitte "gazâl" ile "gazel" yine yan yanadır: o nadir ceylanın aşkıyla söylenen gazeller, onun kâkülü gibi kıvrım kıvrımdır. "Çîn" kelimesi kıvrım, büklüm demektir; aynı kelime misk ceylanlarının yurdu sayılan Çin ülkesini de çağrıştırır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 176, s. 112. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






