Özgün Metin
Vezin: Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün
Yâdımdan çıkmaz ol âhû-veşim ra‘nâ gezen yerler
Gelüp kaş oynadup rengîn gözin gökçek süzen yerler
Gülistân bûstâna benzemez Mevlâ bilür başka
Güzel bir hoş mekândır nâzenînim hûb gezen yerler
Güzel râhat-fezâ mahsûd-ı gül-geşt-i musallâdır
Nigârım al ruhsârına güldeste dizen yerler
Gözüm kanlar döker yâd eyledikce cân yanar her dem
Dem-â-dem ‘âşık-ı şeydâ senin bağrın ezen yerler
Âbâd olsun görem ‘uşşâk-ı ser-bâzânıla her dem
Gazâl-i nâzenînim nâzılan cânım üzen yerler
Dem-â-dem arturur idrâkimi zihnim ziyâd eyler
Gönül fikrinle ey mâhım kemâlâtın sezen yerler
Ne hoş nakş-i nigârişdir ki bir dem sîneden gitmez
Nigârî bî-kalem bî-levh tasvîrin yazan yerler
Günümüz Türkçesiyle
1. O ceylan gibi sevgilimin salınarak gezdiği yerler aklımdan çıkmaz; gelip kaş oynattığı, renkli gözlerini güzelce süzdüğü yerler.
2. Gül bahçesine, meyve bahçesine benzemez, Mevlâ bilir, başkadır; naz eden sevgilimin güzelce gezdiği yerler hoş, güzel bir mekândır.
3. Sevgilimin al yanağına gül demetleri dizdiği yerler güzeldir, ferahlık verir, Musallâ'nın gül gezintisinin bile kıskandığı yerlerdir.
4. Andıkça gözüm kan döker, canım her an yanar; ey çılgın âşık, durmadan bağrını ezen yerler.
5. Şen olsun; onları başını ortaya koyan âşıklarla her an göreyim: naz eden ceylanımın nazıyla canımı üzdüğü yerler.
6. Ey ayım, gönlün senin düşüncenle olgunluklarını sezdiği yerler her an kavrayışımı artırır, zihnimi çoğaltır.
7. Ne hoş bir sevgili resmidir ki bir an bile göğüsten gitmez; Nigârî'ye senin tasvirini kalemsiz, levhasız yazan yerler.
Edebî ve Tarihî Yorum
Birkaç sayfa önceki "Âbâd olsun o yer" gazelini doğuran duygu, bu gazelde de sürüyor gibidir: her iki şiirde de şair, sevgiliyle bir zaman yaşadığı yerleri uzaktan anar. Redif burada "yerler"dir ve her beyit o yerlerin bir başka anısını taşır: sevgilinin kaş oynattığı, gözlerini süzdüğü, yanağına gül demetleri dizdiği, âşığın canını nazıyla üzdüğü yerler. Gazelin adı geçmeyen mekânı, şairin kendisinin "Mevlâ bilür başka" dediği, hiçbir gül bahçesine benzemeyen bir yerdir. Divanın hemen ardından gelen 179. gazel de aynı vezinde, aynı "yerler" redifiyle ve büyük ölçüde aynı kafiye kelimeleriyle yazılmıştır; Nigârî bu temaya birkaç kez dönmüş olmalıdır.
Üçüncü beyitteki "gül-geşt-i musallâ", Şiraz'daki Musallâ bahçelerinde gül mevsiminde yapılan gezintidir. Bu söz Hâfız'ın en bilinen beyitlerinden birini hatırlatır; Hâfız, cennette bile Ruknâbâd suyunun kıyısını ve Musallâ'nın gül gezintisini bulamayacağını söyler. Nigârî bu ünlü yeri kendi hatırasının yanında kıskanç bir tanığa çevirir: sevgilinin gül demetleri dizdiği yerler, Musallâ'yı bile kıskandıracak kadar güzeldir. Hâfız memleketi Şiraz'ı övmüştü; Nigârî de kendi hatırasındaki yeri Şiraz'ın üstüne çıkarır.
Yedinci ve son beyitte kafiye "yazan" ile biter ve öteki beyitlerin "gezen, süzen, dizen, ezen, üzen, sezen" dizisinden ses bakımından biraz ayrılır; ama beytin asıl inceliği anlamındadır. "Nakş-ı nigâriş", resim ve süsleme demektir ve içinde şairin mahlası Nigârî'yi taşır. O yerler, sevgilinin resmini kalem ve levha kullanmadan Nigârî'nin göğsüne yazmıştır; bu resim bir an bile oradan silinmez. Mahlas burada resim sanatıyla aynı kökten okunur: Nigârî, resmi gönlünde taşıyan kişidir.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 177, s. 112-113. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






