Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlün Mef‘ûlü Mefâ‘îlün

Destinde gezer sâgar mey-hâr mül ile oynar
Hayret-zede raks eyler dil kulkul ile oynar
Uğraşmagil ey dil çün zülf ile oyun olmaz
Sergeşte gezer zîrâ her kim tel ile oynar
Bilmem ki ne ‘âlemdir ‘aşk ‘âlemi kim her dem
Bir zevk bulupdur kim Mahmûd kul ile oynar
Ey kâkül-i tarrârım sevdâda budur kârım
Hasretle yanar cânım dâğ dil ile oynar
Eyle sanuram ey cân dîde-i belâ-bînem
Müjgânına benzetmiş her dem mül ile oynar
Bir lahza degül her ân sînemde kılur cevlân
Peykân-ı gözün zîrâ cîrân çul ile oynar
Ey Mîr Nigârî hîç bir yerde karâr itmez
Sâlâr mahabbetdir dil menzil ile oynar

Günümüz Türkçesiyle

1. Şarap içen elinde kadehle dolaşır, şarapla oynar; şaşkınlık içinde raks eder, gönül sürahinin şırıltısıyla oynar.

2. Ey gönül, uğraşma, çünkü zülüfle oyun olmaz; her kim (o) telle oynarsa başı dönmüş dolaşır.

3. Aşk âlemi nasıl bir âlemdir bilmem ki her an öyle bir zevk bulmuştur ki Mahmûd kul ile oynar.

4. Ey yankesici perçemim, sevdada işim budur: canım hasretle yanar, yara izi gönülle oynar.

5. Ey can, sanırım belayı gören gözüm (şarabı) onun kirpiklerine benzetmiş de her an şarapla oynar. (Bu beyit için verilen anlam bir tahmindir.)

6. Bir an değil, her an göğsümde dolaşır gözünün ok ucu; çünkü ceylan çul ile oynar. (İkinci mısraın anlamı belirsizdir.)

7. Ey Mîr Nigârî, (gönül) hiçbir yerde karar kılmaz; sevginin başbuğu odur, gönül konaklarla oynar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Redifteki "oynar" fiili gazelde hem oyun oynamayı hem de kımıldamayı, kıpırdanıp durmayı anlatır ve her beyitte başka bir şeyle eşleşir: şarapla, sürahinin şırıltısıyla, zülfün teliyle, gönülle, ok ucuyla, konaklarla. Birinci beyit sahneyi meyhaneye kurar. Şarap içen kadehini elinde gezdirir, şaşkınlık içinde raks eder; gönül de sürahiden kadehe akan şarabın "kulkul" sesiyle oynar. Kulkul, şarabın sürahinin dar boğazından dökülürken çıkardığı sesin adıdır ve divan şiirinde sık geçen bir kelimedir.

Üçüncü beyit, Gazneli Mahmûd ile kölesi Ayâz'ın ünlü hikâyesine dayanır. Divan şiirinde bu ikili, sultanın kölesine, efendinin kuluna âşık olmasının örneğidir; aşkın, padişahı bile bir kulun karşısında oyuncağa çevirdiği anlatılır. Nigârî aşk âleminin nasıl bir âlem olduğunu bilmediğini söyler, çünkü orada Mahmûd kulla oynamaktadır. İkinci beyitteki uyarı da bu dünyaya aittir: zülfün teliyle oynayanın başı döner, zülüfle oyun olmaz.

Beşinci ve altıncı beyitler okuması güç beyitlerdir. Altıncı beyitteki "cîrân" kelimesi Azerbaycan Türkçesinde ceylan anlamına gelen "ceyran" olabilir; ceylanın çul ile oynaması, gözün ok ucunun göğüste kıpırdanıp durmasına bir benzetme olarak düşünülmüş olabilir, ama beytin mantığı tam çözülemiyor. Mahlas beytinde gönül hiçbir yerde karar kılmayan bir yolcudur. Sevgi onun başbuğudur ve gönül konaktan konağa geçerek, bir yerde durmadan, menzillerle oynar. Tasavvuf yolunun konakları düşünüldüğünde bu, salikin bir makamda takılıp kalmamasının da anlatımıdır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar