Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

Ol ki sevdâ-yı cihân-ârâya cân eyler fedâ
Murtazâdur gûyiyâ vasfı anundur Lâ-fetâ
Her kim ol dildâr sevdâsında çekmiş mihneti
Dem-be-dem eyler safâ tutmuş reh-i hayrü'n-nisâ
Kim tarîk-i Hakda cân virmiş ki bulmuş devleti
Hâsıl itmiş kurbeti bulmuş kemâl-ı Murtazâ
Tâcı târâc eylemiş ol yâr-ı sevdâ sende kim
Subh u şâm eyler safâ bulmuş mezâk-ı müctebâ
Âferîn ol ‘âşık-ı şeydâya kim virmiş revân
Râh-ı Hakda kılmış ol kâr-ı şehîd-i Kerbelâ
Dâmen-i sevdâda her kim hayme-zendür subh u şâm
Tanrı Ahmed hakkı ol tutmuş reh-i Âl-i ‘abâ
Bî-murâd olmaz Nigârî ben gibi her kim tutup
Sînesinde çâr-pâ dâğ-ı Muhammed Mustafâ

Günümüz Türkçesiyle

1. Dünyayı süsleyen sevdaya canını feda eden kişi sanki Murtazâ'dır (Hz. Ali'dir); "Lâ fetâ" vasfı onundur.

2. O sevgilinin sevdasında mihnet çeken herkes her an safa sürer; o, kadınların en hayırlısının (Hz. Fâtıma'nın) yolunu tutmuştur.

3. Hak yolunda can veren kişi devlete ermiştir; yakınlığa kavuşmuş, Murtazâ'nın kemalini bulmuştur.

4. O sevda yârı kimin tacını yağmaladıysa, o kişi sabah akşam safa sürer; Müctebâ'nın (Hz. Hasan'ın) zevkini bulmuştur. (Beyit kesin anlaşılmamaktadır.)

5. Canını veren o çılgın âşığa aferin; Hak yolunda Kerbelâ şehidinin (Hz. Hüseyin'in) işini yapmıştır.

6. Sabah akşam sevdanın eteğinde çadır kuran herkes, Tanrı hakkı için, Ahmed hakkı için, Âl-i abânın yolunu tutmuştur.

7. Ey Nigârî, benim gibi göğsünde Muhammed Mustafa'nın dağını (sevgi yarasını) dört bir yanından taşıyan hiç kimse muradsız kalmaz. ("Çâr-pâ" kelimesi burada kesin anlaşılmamaktadır.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Gazel, Peygamber'in ailesini sırayla anan bir dizidir. Birinci ve üçüncü beyitlerde Murtazâ, yani Hz. Ali; ikincide "hayrü'n-nisâ", kadınların en hayırlısı olarak Hz. Fâtıma; dördüncüde Müctebâ, yani Hz. Hasan; beşincide Kerbelâ şehidi Hz. Hüseyin; altıncıda hepsini birden kucaklayan "Âl-i abâ" anılır. Son beyitte de Muhammed Mustafa'nın adı geçer. Âl-i abâ, Peygamber'in abasının altına aldığı rivayet edilen beş kişidir: Peygamber, Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin. Böylece gazelin yedi beyti bu beş kişiyi bir halka gibi dolaşır.

Şiirin düşüncesi her beyitte aynı biçimde kurulur: sevda yolunda bir şey feda eden kişi, Ehl-i Beyt'ten birinin hâline erişir. Can veren Ali gibidir; mihnete katlanan Fâtıma'nın yolundadır; Hak yolunda canını veren, Kerbelâ'da Hüseyin'in yaptığını yapmıştır. Birinci beyitteki "Lâ-fetâ", Uhud savaşıyla ilişkilendirilen "Lâ fetâ illâ Ali, lâ seyfe illâ Zülfikâr" (Ali'den başka yiğit, Zülfikâr'dan başka kılıç yoktur) sözüne işaret eder. Aşk yolunun fedakârlığı, Ehl-i Beyt'in tarihî fedakârlıklarıyla bir tutulur.

Ehl-i Beyt sevgisi Nigârî'nin hayatında ve şiirinde belirleyici bir yer tutar. Fatih Çınar, şeyhin isteğiyle yazılmış ve Hz. Ali'ye karşı çıkanları eleştiren bir risaleyi tanıttığı makalesinde, bu sevginin Nigârî çevresinde nasıl savunulduğunu gösterir; şairin Amasya ulemasıyla yaşadığı tartışmanın merkezinde de bu tutum vardır. Bu gazel ise o tartışmanın sertliğini taşımaz, sevgiyi bir ahlak örneği olarak sunar. Mahlas beytindeki "dâğ-ı Muhammed", Peygamber sevgisinin göğüste bıraktığı yaradır; "çâr-pâ" kelimesinin buradaki anlamı açık değildir. Kafiye kelimeleri bile bu sevginin sözleridir: Lâ-fetâ, hayrü'n-nisâ, Murtazâ, müctebâ, Kerbelâ, Âl-i ‘abâ, Mustafâ; hepsi bölümün öteki gazelleri gibi uzun "â" ile biter.

Kaynakça

  • Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 15, s. 21-22. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
  • Fatih Çınar, "Nakşî-Hâlidî Şeyhi Hamza Nigarî'nin İsteğiyle Yazılan Bir Ehl-i Beyti Müdafaa Risalesi: Risâle fî Ta'n li-men Hâlefe Ali Radıyallahu Teâlâ Anh", Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, VII/1, 2019, s. 125-150. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/803338

Çevrimiçi kaynaklar