Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Der-miyân-ı rûy u leb hayretde[y]em ey dil-rübâ
Gûyiyâ bir sûzenem mâ-beyn-i dü-âhen-rübâ
Kâle-i mihrinde ey meh hayret-efzâdır günül
Bulmaz ol ser-geşte lutf eyle tarîk-ı ihtidâ
Hançer-i firkat tınâb-ı tâkatım kesmiş velî
Bir dimezsin kim nedir hâlin ‘aceb ey bî-nevâ
Bahtiyâr olsaydı kûyunda karâr itmez midim
Külbene kılmaz mıdım ey nâzenîn cânım fedâ
Gütf ü gûyun ârzû eyler gönül zîrâ kim ol
Derd-mendindir leb-i şehd-âbdan ister şifâ
Dem-be-dem şehd-âb-ı la‘lin-çün Nigârî sûz–mend
Nâle eyler bend bend tanbûr tek eyler nevâ
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gönül alan, yüzünle dudağın arasında hayretteyim; sanki iki mıknatısın arasında kalmış bir iğneyim.
2. Ey ay, sevginin (?) yükü altında gönül hayretle doludur; o başı dönmüş (gönül) doğru yolu bulamaz, lütfedip yol göster. ("Kâle" kelimesi kesin anlaşılmamaktadır; mal, yük anlamında alınmıştır.)
3. Ayrılık hançeri dayanma gücümün çadır ipini kesmiş; ama bir kez olsun "ey yoksul, hâlin nicedir" demezsin.
4. Bahtım yâr olsaydı senin kapında karar kılmaz mıydım; ey nazlım, kulübene canımı feda etmez miydim?
5. Gönül senin konuşmanı arzular; çünkü o senin dertlindir, şifayı bal dudağından ister. (Neşirde "Gütf ü gûy" diye basılan söz, "güft ü gûy", yani konuşma, söz diye anlaşılmıştır.)
6. Nigârî, bal suyu gibi dudağın için her an yanıp tutuşur; tanbur gibi perde perde inler, nağme düzer.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazelin ilk beyti divan şiirinde sık rastlanmayan bir benzetme kurar. Âşık, sevgilinin yüzü ile dudağı arasında kalakalmıştır; ikisine birden çekilir, hiçbirine yönelemez. Nigârî bu hâli iki mıknatıs (âhen-rübâ, demir kapan) arasında asılı kalan bir iğneye benzetir. İğne her iki yana eşit çekildiği için olduğu yerde titrer; hayret de tam olarak budur, iki güzellik arasında seçememenin donukluğu. Benzetme bir doğa olayını, hem de o çağın okurunun gözüyle görebileceği bir deneyi, aşkın içine yerleştirir.
Üçüncü beyitteki "tınâb-ı tâkat", dayanma gücünün çadır ipi demektir. Sabır bir çadırdır, onu ayakta tutan ip ayrılık hançeriyle kesilmiştir. Bu ağır sahnenin karşısına şair sevgilinin tek bir sözünü koyar: "hâlin nicedir" diye sorması bile yeterdi, ama o bunu da demez. Dördüncü beyitte ise âşık kendi bahtını suçlar; bahtı yâr olsa sevgilinin kapısından ayrılmaz, onun kulübesine canını feda ederdi. Burada "külbe", sevgilinin ya da mürşidin mütevazı evini anlatır.
Son iki beyit konuşmayı ve sesi öne çıkarır. Gönül hasta olduğu için sevgilinin sözünü ister; şifa onun bal gibi dudağındadır. Mahlas beytinde Nigârî kendini tanbura benzetir: "bend bend" ifadesi tanburun sapındaki perdeleri hatırlatır, şairin iniltisi de bu perdelerden çıkan nağmeler gibidir. Divanın ilk sayfalarında neyle kurulan imge burada telli bir çalgıya geçer.
Matla beytinde "dil-rübâ" (gönül kapan) ile "âhen-rübâ" (demir kapan) aynı Farsça kökü paylaşır; sevgilinin gönlü çekmesi ile mıknatısın demiri çekmesi kafiyede birleşir. Altı beytin öteki kafiyeleri, ihtidâ, bî-nevâ, fedâ, şifâ ve nevâ, bu sesi sürdürür. Neşirde ilk beyitte köşeli ayraç içinde verilen "[y]" harfi, neşri hazırlayanın eklemesidir.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 18, s. 23-24. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar
![Gazel 19 — Der-miyân-ı rûy u leb hayretde[y]em ey dil-rübâ](https://amasya05.com/storage/gallery/9e2b7e1d8926436b21885df248de8039.jpg)





