Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Cânib-i Hak'dan müsellemdir dilâ hizmet sana
‘Âlem-i dâreynde yetmez mi bu ni‘met sana
Odlara düşdün dem-â-dem âh bir âh itmedin
Âşikârâdur ki irmiş bir nefes himmet sana
Mugların öpdün ayağın secde kıldın bütlere
Ser-firâz oldun kılur her bâde-keş hurmet sana
Çeng çaldın câm çekdin bâde içdin her ne var
Kıldın Allâh ‘aşkına olsun helâl ‘işret sana
Kahrdandır sanma eltâf-ı Hudâdır şükr kıl
Her zamân bir meh-likãya ibtilâ kısmet sana
Terk-i seyr it gayrdan kes ihtilâtı ey mürg-i dil
Bes degül mi fikr-i gül-ruhsârıla sohbet sana
N’ola Eflâtun Aristo senden ister bir kemâl
Ögredüpdür gamze-i dildâr kim hikmet sana
Terk-i tecrîd eyleyüp kıldın fenâ mülkin vatan
Besdir ey Mîr Nigârî bâkî bu devlet sana
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gönül, hizmet sana Hak tarafından verilmiştir; iki dünyada bu nimet sana yetmez mi?
2. Her an ateşlere düştün, bir kez olsun "ah" etmedin; açıktır ki sana bir nefeslik himmet yetişmiştir.
3. Mugların ayağını öptün, putlara secde ettin; başın yükseldi, her şarap içen sana hürmet eder.
4. Çeng çaldın, kadeh çektin, ne varsa içtin; Allah aşkına yaptın, o işret sana helal olsun.
5. Şükret, bunu kahır sanma, Allah'ın lütuflarıdır; her zaman bir ay yüzlüye tutulmak sana kısmettir.
6. Ey gönül kuşu, başkasını seyretmeyi bırak, (başkalarıyla) karışmayı kes; gül yanaklının düşüncesiyle sohbet etmek sana yetmez mi?
7. Eflatun ile Aristo senden bir kemal isterse şaşılır mı; sevgilinin yan bakışı sana hikmeti öğretmiştir.
8. Ey Mîr Nigârî, terk ve tecrit yoluna girip fenâ ülkesini yurt edindin; bu kalıcı devlet sana yeter. (Neşirde "Terk-i tecrîd" diye verilen ifade, tasavvufta birlikte anılan "terk ü tecrîd", yani dünyayı bırakma ve ondan soyunma anlamında anlaşılmıştır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şair bu gazelde kendi gönlüyle konuşur ve "sana" redifi her beyitte bu konuşmayı yeniler. Gönle sayılan işler ilk bakışta bir dervişe değil, meyhanede sabahlayan bir rinde yakışır: mugların ayağını öpmek, putlara secde etmek, çeng çalmak, kadeh çekmek. Mug, divan şiirinde meyhaneyi işleten Mecusidir; put da güzel sevgilinin adıdır. Nigârî bu dili bilerek seçer ve dördüncü beyitte sözü bir fetvaya bağlar: bütün bunlar Allah aşkına yapıldıysa işret helaldir. Kınanacak görünen davranışları savunan bu tavır, melâmet geleneğinin bilinen bir sesidir.
İkinci beytin kelimeleri ise doğrudan tarikat dilinden gelir. "Nefes" ve "himmet", mürşidin müridine verdiği manevî destek için kullanılan terimlerdir; ateşe düşüp bir kez bile ah etmemek, böyle bir desteğin işaretidir. Şairin kendi şeyhi İsmâil Şirvânî'den aldığı terbiyeye bir gönderme olarak okunabilir, ama gazel bir isim vermez. Beşinci beyit aynı düşünceyi tersinden söyler: bir güzele tutulmak bir ceza değil, Allah'ın lütfudur; şikâyet değil şükür gerekir.
Yedinci beyit akıl ile aşk arasındaki eski tartışmayı kısa bir abartıyla çözer. Felsefenin iki büyük adı, Eflatun ile Aristo, gönülden kemal öğrenmeye gelse şaşılmaz, çünkü gönlün hocası sevgilinin yan bakışıdır. Mahlas beytinde "fenâ" ile "bâkî" karşı karşıya getirilir: şair yok oluş ülkesini yurt edinmiş, karşılığında kalıcı bir devlete ermiştir. Tasavvufta fenâdan sonra bekâ gelir; beyit bu iki kavramı ülke ve devlet kelimeleriyle somutlaştırır. Dokuz kafiye kelimesi (hizmet, ni‘met, himmet, hurmet, ‘işret, kısmet, sohbet, hikmet, devlet) "-et" ile bitse de gazel "te" bölümünde değil elif bölümünde durur; sıralamayı belirleyen, "sana" redifinin son harfidir.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 17, s. 23. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar




![Gazel 19 — Der-miyân-ı rûy u leb hayretde[y]em ey dil-rübâ](https://amasya05.com/storage/gallery/9e2b7e1d8926436b21885df248de8039.jpg)

