Özgün Metin

Arturur zevkımi bir nâm-ı dilber
Anun-çün dem-be-dem eylerem ezber
Alsalar ne kadar nâr-gâhımdan
Kotarmaz âteşim dükenmez ahker
Ele saldım yine bâde-i nâbı
Aldım engûrden tâze bir duhter
Nâ-fehimdir bilmez bâde-i nâbı
Zâhid-i bed-gevher nühûset-ahter
Pertev-i mihirden feyiz-yâbdır
Kamer şâm u seher şems münevver
Her bir güftârı bin halâvet virür
Tûtî-i tab‘ımın binâsı şekker
Şehd-âbın açılsa nutkı söylese
Söyleyemez yine böyle şîrin-ter
İfrât-ı mahabbet güftâr-ı melîh
Mülk-i mevrûsumdur ez Hayrü'l-beşer
Himmet-i pirdir bahş-ı Hudâdır
Hâsıl-ı ‘aşkdır bu şirîn defter
Ey Seyyid Nigârî görmedim sen tek
Seyr itdim ‘âlemi dîvâne bir er

Günümüz Türkçesiyle

1. Bir sevgilinin adı zevkimi artırır; bu yüzden onu her an ezber ederim (tekrar tekrar anarım).

2. Ateş yerimden ne kadar alsalar ateşim azalmaz, közüm tükenmez.

3. Yine saf şarabı ele aldım; üzümden taze bir kız (asmanın kızı, şarap) aldım.

4. Kötü özlü, uğursuz yıldızlı zahit anlayışsızdır; saf şarabın ne olduğunu bilmez.

5. Ay, güneşin ışığından feyz alır; güneş ise sabah akşam aydınlıktır.

6. Her sözü bin tatlılık verir; tabiatımın papağanının yapısı şekerdendir.

7. (Sevgilinin) bal şerbeti (dudağı) açılıp konuşsa bile yine bu kadar tatlı söyleyemez.

8. Aşırı sevgi ve tuzlu (hoş) söz, insanların en hayırlısından bana kalmış mirasımdır.

9. Bu tatlı defter pirin himmetidir, Allah'ın bağışıdır, aşkın ürünüdür.

10. Ey Seyyid Nigârî, dünyayı gezdim, senin gibi divane bir er görmedim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Bir şairin şiirini nereden aldığını anlatan beyitler arasında bu gazelin sekizinci beyti en kişisel olanlardandır. Aşırı sevgi ve "melîh", tuzlu, hoş söz, şairin "Hayrü'l-beşer"den, insanların en hayırlısından kalmış mirasıdır. Nigârî seyyiddir, yani Hz. Peygamber'in soyundandır, ve kendini birçok şiirinde bu unvanla anar. Bu beyitte soy bağı bir şiir mirasına dönüşür: söz söyleme gücü de, aşırılığa varan sevgi de dededen torununa geçmiştir. Dokuzuncu beyit bu açıklamayı tamamlar: şiir defteri pirin himmeti, Allah'ın bağışı ve aşkın ürünüdür. Şair sözün kaynağını kendi hünerinde aramaz.

Üçüncü beyitte şarap, divan şiirinin bilinen bir mecazıyla "duhter-i rez", asmanın kızı, olarak anılır; şair üzümden "taze bir kız" aldığını söyler. Dördüncü beyitte zahit bu şarabı tanımayan biri olarak gösterilir: özü kötüdür, yıldızı uğursuzdur ve saf şarabın ne olduğunu anlamaz. Beşinci beyitteki "mihr" kelimesi hem güneş hem de sevgi demektir. Ayın ışığını güneşten aldığı bilinen bir gözlemdir; ama "pertev-i mihr", sevginin ışığı diye de okunduğunda, karanlık bir gönlün aydınlığını sevgiden aldığı anlaşılır.

Vezin adı burada da yoktur. Mısraların çoğu on bir hecelidir; gazel, divanın bu kesiminde art arda sıralanan hece ölçülü şiirlerden biri gibi durur. Mahlas beyti, divanın birkaç başka gazelinde olduğu gibi şairi dışarıdan anlatır: dünyayı dolaşan biri, Seyyid Nigârî gibi divane bir er görmediğini söyler.

Kaynakça

  • Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 187, s. 118-119. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html

Çevrimiçi kaynaklar