Özgün Metin

Gezerem bî-hatar kılmazam hazer
Kim reh-nümûnumdur Sıddîk-ı Ekber
Hâtırıma gelmez fikr-i müşkilât
Zîrâ zahîrimdir Fâtih-i Hayber
Gulâm-ı şîrîn-ter Şîr-i Hudâya
Selmân-ı Fârisî benimle Kamber
Her ne ister isen iste bî-‘aded
Ashâb-ı keremdir sâkî-i Kevser
Hâtırımda karâr eylemez agyâr
Mahz-ı ber-nâmdır dilimde ezber
Gör ne güzel söyler tab‘-ı dil-âvîz
Fe-sübhâne'llâhi Allâhü ekber
Sahâyif-i kesîr çâr kütübden
Muhlise bir Kul hüva'llâhü yeter
Mellâh-ı sevdâya cân virdim âhir
Deryâ-yı heftden aldım bir gevher
Meşhûr-ı ‘âlem ey Seyyid Nigârî
Hûrşîd-i felekden ey nâmı azhâr
Hırz-ı revân eyle nâm-ı Ahmedi
Şâm u seher söyle yâ Hayra'l-beşer
Câm-ı serşârdan çekmegil ayâğ
Düşmesün lebinden bâde-i ahmer

Günümüz Türkçesiyle

1. Tehlikesizce gezerim, sakınmam; çünkü yol göstericim Sıddîk-ı Ekber'dir (Hz. Ebû Bekir).

2. Zorlukların düşüncesi aklıma gelmez; çünkü arkam, dayanağım Hayber fatihidir (Hz. Ali).

3. Allah'ın Aslanı'nın tatlı bir kuluyum; Selmân-ı Fârisî ve Kamber benimledir.

4. Ne istersen sayısız iste; Kevser'in sâkîsi kerem sahiplerindendir.

5. Rakipler aklımda durmaz; dilimde ezber olan yalnızca (onun) adıdır.

6. Bak, gönül çeken yaradılış ne güzel söyler: Fe-sübhâna'llâh, Allâhü ekber.

7. Dört kitabın sayısız sayfasından ihlaslı kişiye bir "Kul hüva'llâh" yeter.

8. Sonunda sevda gemicisine can verdim; yedi denizden bir inci aldım.

9. Ey dünyaca tanınan Seyyid Nigârî, ey adı gökteki güneşten daha açık olan.

10. Ahmed adını canına muska eyle; sabah akşam "Yâ Hayre'l-beşer" de.

11. Dolu kadehten elini (kadehini) çekme; kırmızı şarap dudağından düşmesin.

Edebî ve Tarihî Yorum

Gazelin ilk dört beyti, Nigârî'nin inanç dünyasının iki yönünü aynı yerde toplar. Birinci beyitte yol gösterici Sıddîk-ı Ekber, yani Hz. Ebû Bekir'dir. İkinci beyitten itibaren söz Hz. Ali'ye geçer: o "Hayber fatihi"dir, "Allah'ın Aslanı"dır, "Kevser'in sâkîsi"dir; şair onun kulu olduğunu söyler ve yanına Hz. Ali'nin yakınlarını, Selmân-ı Fârisî ile azatlı kölesi Kamber'i koyar. Nakşibendî tarikatının manevî silsilesi, tarikatların çoğundan farklı olarak Hz. Ebû Bekir'e ve ondan Selmân-ı Fârisî'ye uzanır. Bir Nakşibendî şeyhinin gazelinde Ebû Bekir'in yol gösterici, Selmân'ın yoldaş olarak anılması bu bakımdan rastlantı sayılmaz.

Bu yan yanalık Nigârî'nin hayatında ağır bir tartışmanın konusu olmuştur. Ehl-i Beyt sevgisini, Hz. Ali'ye karşı savaşanları açıkça kınayacak kadar ileri götürmesi ömrünün sonlarında Râfızîlikle suçlanmasına ve 1884'te Harput'a sürülmesine yol açmıştır. Bu suçlamaya bir beytiyle cevap verdiği aktarılır: "Hâricîyim sevmesem dâmâdını Peygamberin / Râfızîyim fark edersem Haydar'ı Fârûk'tan." Peygamber'in damadı Ali'yi sevmemek Hâricîlik, Ali'yi Ömer'den ayırmak Râfızîlik olur; şair ikisinden de uzak olduğunu söyler. Bu gazel aynı tutumu suçlamadan önce ya da sonra, bir tartışma havası taşımadan dile getirir: Ebû Bekir ile Ali aynı yolun iki rehberidir.

On bir heceli mısralar, neşrin vezin belirtmediği bu gazelin hece ölçüsüyle yazıldığını gösterir. Yedinci beyitte Tevrat, Zebur, İncil ve Kur'an, yani dört kitap, sayısız sayfalarıyla anılır ve ihlaslı biri için İhlâs suresinin, "Kul hüva'llâh"ın yettiği söylenir. Mahlas ve naat beyitleri geride kaldıktan sonra on birinci beyit gazeli yeniden meclise döndürür; "ayâğ" kelimesi burada da ayak ile kadeh arasında iki yönlü okunabilir.

Kaynakça

  • Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 184, s. 116-117. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
  • Aytekin Şenzeybek, "Hamza Nigârî'nin Farklı İslam Yorumlarına Yaklaşımı", Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 47, 2019, s. 429-444.

Çevrimiçi kaynaklar