Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Bülbülem gulgul-ı dil nâr-ı gülistânımdır
Dâğ-ı dil ü hûn-i ciger zînet-i bûstânımdır
Gamze-i mugbeçe vü cür‘a-i câm-ı sevdâ
Sebeb-i ma‘rifetim bâ‘is-i îmânımdır
Zâir-i hâk-peyem kâse-i serşâr çeker
Kimse görmez tehî hum nice ki devrânımdır
Terk-i şirk eyledi görgeç beni tevhîd okudı
Zâhid-i iskterin tâze müselmânımdır
Güft ü gûyum virür erbâb-ı dile âb-ı hayât
Tâ mesîhâ-yı heves hem-nefes-i cânımdır
Tâlib-i gamzede-i gamze-i Leylâyam lîk
Fenn-i sevdâ sebakım gãr debistânımdır
‘Aşkı ey Mîr Nigârî nice terk eyleyelim
Bâ‘is-i şöhret-i nâmım sebeb-i şe’nimdir
Günümüz Türkçesiyle
1. Ben bülbülüm; gönlün feryadı gül bahçemin ateşidir; gönül yarası ve ciğer kanı bahçemin süsüdür.
2. Meyhane delikanlısının gamzesi ve sevda kadehinin yudumu marifetimin sebebi, imanımın vesilesidir.
3. Ayağımın toprağını ziyaret eden dolu kâseyi çeker; benim devrim sürdükçe kimse küpü boş görmez.
4. Beni görünce şirki bırakıp tevhit okudu; (o) eski zahit benim yeni Müslümanımdır. ("İskter" kelimesi "eski" diye tahmin edilmiştir.)
5. Heves Mesih'i canımın nefes arkadaşı oldukça sözüm gönül ehline ab-ı hayat verir.
6. Leylâ'nın gamzesiyle yaralananların talibiyim; ama sevda ilmi benim dersimdir, mağara benim mektebimdir. (İkinci mısraın anlamı belirsizdir.)
7. Ey Mîr Nigârî, aşkı nasıl bırakalım? O, adımın şöhretinin sebebi, şanımın vesilesidir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Divanın vaiz ve zahit hicivleri arasında en eğlencelisi bu gazelin dördüncü beytidir. Zahit şairi görünce "şirki", Allah'a ortak koşmayı bırakmış, tevhit okumuş ve onun "yeni Müslümanı" olmuştur. Zahitlerin rintleri dinsizlikle suçladığı bilinen bir sahnedir; burada roller yer değiştirir. Rint olan şair, zahidi imana getiren kişidir. Zahidin şirkinin ne olduğunu beyit söylemez, ama tasavvuf dilinde kendi amelini ve takvasını görmek, nefsini Allah'ın yanında bir şey saymak gizli bir şirk olarak anılır. "İskter" kelimesinin okunuşu tartışmalıdır; "eski" anlamı tahmindir ve beytin esprisini bozmaz.
İkinci beyit aynı tersine çevirmeyi şairin kendisi için yapar. Onun marifetinin sebebi ve imanının vesilesi, meyhane delikanlısının gamzesi ve sevda kadehinin bir yudumudur. Medresede, kitapta ya da vaazda aranacak şeyler meyhanede bulunmuştur. Üçüncü beyit meclisin bereketini anlatır: şairin "devran"ı sürdükçe, yani hem zamanı hem de kadehlerin elden ele dönüşü devam ettikçe, küp boş kalmaz. "Devran" kelimesi meclislerde kadehin dolaşmasının da adıdır.
Gazel bülbül ile açılır ve gül bahçesinin ateşi ile süsü olarak gönül feryadını, gönül yarasını ve ciğer kanını sayar. Kafiye kelimeleri gülistân, bûstân, îmân, devrân, müselmân, cân, debistân diye "-ân" ile giderken son beyit "şe'n" ile kapanır. O beyitte aşk, şairin adının şöhretinin ve şanının sebebidir; onu bırakmak, adını bırakmak olur.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 193, s. 122-123. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






