Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Yâd-ı ruhsârın ile dîde-i ter kan ağlar
Fikr-i dîdârın ile ‘âşık-ı sûzân ağlar
Bezm-i rindâne düşer şûriş ü gavgã gulgul
Vakt kim vasfın ile mutrib-i hoş-hân ağlar
Saçılur hûn-ı ciger dîde-i giryânımdan
Hasret-i la‘lin-ile kim dil-i biryân ağlar
Şevk-ı ruhsârın ile âteşe yanmış gönlüm
Tutuşup dâğ-ı ciger-sûzıla her ân ağlar
Yol itirmiş meger ol kãfile-i menzil-i yâr
Nâliş eyler ki derâ kãfile sârbân ağlar
Bî-habersin niçün üftâdelerin hâlinden
Yetür ey Rüstem-i kîndâr ki bî-cân ağlar
Virmedi bu meger ol zülf-i girih-ger-i nigâr
Tutuşup Mîr Nigârîyi gazel-hân ağlar
Kerbelâ âteşi eyvâh ciger-gâhımdan
Baş virüp dil yakılur sîne yanar cân ağlar
Günümüz Türkçesiyle
1. Yanağını andıkça yaşlı göz kan ağlar; yüzünü görmeyi düşündükçe yanan âşık ağlar.
2. Güzel sesli çalgıcı seni anlatarak ağladığı vakit rintlerin meclisine coşku, kavga ve gürültü düşer.
3. Lal dudağına hasretle kebap olmuş gönül ağladıkça ağlayan gözümden ciğer kanı saçılır.
4. Yanağının özlemiyle ateşte yanmış gönlüm, ciğer yakan yarayla tutuşup her an ağlar.
5. Sevgilinin konağına giden o kervan yolunu kaybetmiş olmalı; çan inler, kervan da kervancı da ağlar.
6. Düşkünlerin hâlinden neden habersizsin? Ey kin güden Rüstem, yetiş, çünkü cansız kalan ağlıyor.
7. Sevgilinin düğüm düğüm zülfü bunu vermedi galiba; tutuşup gazel okuyan Mîr Nigârî'yi ağlatır. (Beytin anlamı açık değildir.)
8. Eyvah, ciğerimin derinliğinden Kerbelâ ateşi (yükseliyor); gönül baş verip yanar, göğüs yanar, can ağlar.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bütün gözyaşları, mahlas beytinin ardından gelen son beyitte tek bir yere bağlanır: Kerbelâ. Hz. Hüseyin'in 680 yılında Kerbelâ'da ailesi ve yakınlarıyla birlikte şehit edilmesi, İslâm dünyasında asırlardır mersiyelerle anılır. Nigârî kendini Hz. Hüseyin soyundan bilen bir seyyiddir ve divanında Ehl-i Beyt sevgisi açıkça dile gelir. Bu beyitte Kerbelâ ateşi şairin ciğerinden yükselir; "baş virüp", baş vererek, sözü Hüseyin'in başının kesilmesini hatırlatır. Önceki yedi beyit sevgiliye hasretle dökülen gözyaşlarını anlatırken son beyit, aynı redifle, "ağlar" fiiliyle, gazeli bir matem sahnesine çevirir.
Redif "ağlar" her beyitte başka birini ağlatır: yaşlı gözü, yanan âşığı, çalgıcıyı, kebap olmuş gönlü, kervancıyı, cansız kalanı. Beşinci beyitte yolunu kaybetmiş bir kervan görünür. Kervanın önündeki "derâ", çan, sevgilinin konağına giden yolda kaybolmuş bir topluluğun feryadına dönüşür; kervancı da ağlar. Divan şiirinde kervan çanının sesi, ayrılığın ve yolculuğun simgesidir. İkinci beyitte çalgıcının ağlaması meclisi altüst eder; burada ağlamak, müzisyenin sazıyla ve sesiyle verdiği bir hüzündür.
Altıncı beyitte sevgili "Rüstem-i kîndâr", kin güden Rüstem, diye anılır. Rüstem, Firdevsî'nin Şehnâme'sinin büyük kahramanıdır; sevgili onun kadar güçlü ve öfkelidir, âşıkları ise "üftâde", düşkün ve cansız kalmışlardır. Şair bu kahramandan kendini düşüren düşmanı yenmesini değil, düşkünlerin hâlinden haberdar olmasını ister.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 192, s. 122. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






