Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Hüsn bâğında sana gonçe-i handân didiler
Bana hem ey gül-i ter bülbül-i hoş-hân didiler
Tûtiyâ-yı kademin ‘aynıma ikrâm eyle kim
Sebeb-i kurbiyet-i rahmeti ihsân didiler
Bilmezem söyledim ol ‘ârız-ı gülden soruşun
Neden olmuş sana bu âh u bu efgãn didiler
Çâre-i dâğ-ı ciger-sûz nedir âh didim
Sabr kıl ‘âşık-ı sâdıksan eger yan didiler
Mâil-i gamze idim şâm u seher hûn-efşân
Rahm kıl cânına kim kan bu ‘amel kan didiler
Bî-devâdır dimiş el-hâsıl[ı] tahkîk itdim
Dehen-i dilberi kim derdime dermân didiler
Didim âyâ ne olur kıymet-i hâk-i derin
Mülk-i dâreyni ana fîet-i erzân didiler
Mâ hazar eyledim oldum cigerim pâreleyüp
Kelb-i cânânı bu gün kim sana mihmân didiler
Didim âyâ ne olur ‘âkıbet-i seyr ü sülûk
İtmi’nân-ı ebedî devlet-i ebkãn didiler
Şevk-ıla varı mı virdim yile berbâd itdim
Sanenâ gönlüme kim cânımı kurbân didiler
Tâze cân buldı gönül Mîr Nigârî oldum
Gûşuma degdi sadâ böyle ki cânân didiler
Dil harîs oldı meye vakt ki Rahmânımızın
Kahrını katre-i kem lutfunı ‘ummân didiler
Ne gam ey dil geçer evkãtımız ‘isyân ile kim
Bâri Settârü'l-‘uyûb vasfını gufrân didiler
Günümüz Türkçesiyle
1. Güzellik bahçesinde sana gülen gonca dediler; bana da, ey taze gül, güzel şakıyan bülbül dediler.
2. Ayağının tozunun sürmesini gözüme ikram et; çünkü ihsanın (rahmete) yakınlığın sebebi olduğunu söylediler.
3. "Bu âh ve bu figan sana nereden geldi?" dediler; ben "Bilmem, o gül yanaktan sorun" dedim.
4. "Ah, ciğer yakan yaranın çaresi nedir?" dedim; "Sabret, sadık bir âşıksan yan" dediler.
5. Sabah akşam kan saçarak gamzeye meyletmiştim; "Canına acı, bu yaptığın kandır, kan" dediler.
6. Derdime derman dedikleri dilberin ağzının "Bu derdin devası yoktur" dediğini sonunda kesin olarak öğrendim.
7. "Onun kapısının toprağının değeri ne olabilir?" dedim; "İki dünyanın mülkü ona ucuz bir bedeldir" dediler.
8. Bugün sana misafir dedikleri sevgilinin köpeği için ciğerimi parça parça edip elimde olanı hazırladım.
9. "Seyr ü sülûkün (manevî yolculuğun) sonu ne olur?" dedim; "Sonsuz huzur, en kalıcı devlet" dediler.
10. Özlemle varımı yele verip harap mı ettim? Ey put güzeli, gönlüme "Canını kurban et" dediler. (Beytin anlamı kesin değildir.)
11. Gönül taze can buldu, Mîr Nigârî oldum; kulağıma "cânân" (sevgili) diye bir ses değdi.
12. Rahmân'ımızın kahrına küçük bir damla, lütfuna ise okyanus dedikleri vakit gönül şaraba hırslandı.
13. Ey gönül, vakitlerimiz isyanla geçiyorsa ne gam; ayıpları örten Allah'ın vasfına bağışlama dediler.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazel bir soru cevap düzeniyle ilerler. Redif "didiler", dediler, her beyitte isimsiz bir topluluğun cevabını aktarır ve şairin "didim", dedim, diye sorduğu sorular bu cevaplarla karşılanır. Ciğer yakan yaranın çaresi sorulur: "Sabret, sadık bir âşıksan yan." Sevgilinin kapısının toprağının değeri sorulur: "İki dünyanın mülkü ona ucuz bir bedeldir." Manevî yolculuğun sonu sorulur: "Sonsuz huzur." Cevap verenlerin kim olduğu söylenmez. Kimi beyitte bunlar âşıklık yolunun eskileri, kimi beyitte bir mürşidin sesi gibi görünür. Bu belirsizlik gazelin havasına uyar: âşık, sorularını kendisinden önce bu yoldan geçmiş bir topluluğa yöneltmektedir.
Altıncı beyitte divan şiirinin tanınmış bir nüktesi kullanılır. Sevgilinin ağzı o kadar küçüktür ki yok gibidir; şairler onu "hiç" diye anar. Âşığın derdine derman diye gösterilen şey bu ağızdır, ama araştırınca aynı ağzın "bu derdin devası yoktur" dediğini öğrenir. Derman bir yokluktan beklenmiştir. Sekizinci beyit âşığın cömertliğini anlatır: sevgilinin köpeği misafir gelmiştir ve âşık ona ikram etmek için ciğerini parçalamıştır.
Mahlas beyti gazelin sonu değildir. Ondan sonra gelen iki beyit, sevda dilinden dua diline geçer. Rahmân'ın kahrı küçük bir damla, lütfu bir okyanus diye anlatıldığında gönlün şaraba hırslanması, rahmetin genişliğine güvenin şakacı bir ifadesidir. Son beyitte vakitlerin isyanla geçmesine üzülmemek gerektiği söylenir, çünkü Allah'ın "Settârü'l-‘uyûb", ayıpları örten, adının anlamı bağışlamadır. Çevresindeki birçok gazel gibi bu da son sözü kulun ameline değil Allah'ın affına bırakır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 196, s. 124-125. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






