Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Şâm-ı kevkeb şerer-i nâle-i ger-i çâtımdır
Subh-ı hûrşîd eser-i şu‘le-i heyhâtımdır
Felek-i mihride bir şems-i mudıyyâyam kim
Zümre-i meh-perestân kevkeb-i zerrâtımdır
Ne kadar yelse bana bâd irişmez neşe kim
Ser-i mi‘râc-ı hevâ pây-ı makãmâtımdır
Eylemez kimse heves mesned-i mevrûsuma kim
‘Aşk serverligi mülk-i neseb-i zâtımdır
Himmet-i pîr-i mugãn‘aşk-ı Hudâ-dâdım ile
Sinn-i çihl sâlde hoş tab‘ kerâmâtımdır
N'ola Eflâtun Aristoya diyem şâkirdim
Fikr-i cümle hukemâ hâl-i hayâlâtımdır
Ne kadar var letâfet ne kadar var nükât
Dâhil-i gûşe-i ber-nokta-i ebyâtımdır
Câmi‘u'l-kelim lebin sâyesidir kim ey cân
Cem‘-i dîvân-ı eser feyz-i makãlâtımdır
Var gayr-ı hünerim ehl-i makãmât bilür
Feyz-i eş‘âr-i şirîn ba‘z-ı kemâlâtımdır
Câzib ey Mîr Nigârî dil-i mahbûbları
Reviş-i âhû-yı hüsn-i gazaliyyâtımdır

Günümüz Türkçesiyle

1. Yıldızlı akşam, feryadımın kıvılcımıdır; güneşli sabah, "heyhât" (yazık) diye yanan alevimin izidir. (İlk mısraın kuruluşu belirsizdir.)

2. Sevgi göğünde parlayan bir güneşim; ay tapıcılarının topluluğu benim zerrelerimin yıldızlarıdır.

3. Rüzgâr ne kadar koşsa bana yetişemez; çünkü hevâ (gök) miracının doruğu benim makamlarımın ayağıdır.

4. Kimse bana miras kalan makama heves etmez; çünkü aşkın serverliği benim soyumun mülküdür.

5. Meyhane pirinin himmeti ve Allah'ın verdiği aşkımla kırk yaşında hoş tabiatım benim kerametimdir.

6. Eflâtun'a, Aristo'ya "öğrencim" desem ne olur? Bütün hakîmlerin düşüncesi benim hayallerimin bir hâlidir.

7. Ne kadar incelik, ne kadar nükte varsa beyitlerimin noktasının köşesinin içindedir.

8. Ey can, (bu söz gücü) "Câmi‘u'l-kelim" olan (Peygamber'in) dudağının gölgesidir; bir divan toplamak sözlerimin feyzidir.

9. Makamlar ehli bilir, başka hünerlerim de var; tatlı şiirlerin feyzi olgunluklarımın yalnız bir kısmıdır.

10. Ey Mîr Nigârî, güzellerin gönlünü çeken, gazellerimin ceylan yürüyüşlü güzelliğidir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Bu gazel bir övünmedir, divan şiirinin "fahriye" denen türünden bir gösteridir. Şair kendini sevgi göğünde parlayan bir güneşe benzetir; ay tapıcıları onun zerreleri, yıldızları olur. Eflâtun ile Aristo'ya öğrencim dese yeridir, bütün hakîmlerin düşüncesi onun hayallerinin bir hâlidir. Ne kadar incelik ve nükte varsa beyitlerinin bir noktasında saklıdır. Divan şairleri fahriyeyi abartının sınırlarında söylerdi ve okuyucu da bunu bir hüner gösterisi olarak dinlerdi; Nigârî'nin beyitleri de bu geleneğin içinde okunmalıdır.

Ama övünmenin bir dayanağı vardır ve şair onu açıkça söyler. Dördüncü beyitte aşkın serverliği "mülk-i neseb-i zât", soyunun mülküdür; kimse bu mirasa heves edemez. Sekizinci beyitte söz gücünün kaynağı, Hz. Peygamber'in "Câmi‘u'l-kelim" sıfatına bağlanır. Bu sıfat, az sözle çok anlam söyleme yeteneği verilmiş olmak demektir ve bir hadiste Peygamber'in kendisine verilen özellikler arasında sayılır. Şair, divan toplayabilmesini o dudağın gölgesine borçlu olduğunu söyler. Seyyid olan şair için övünme, bir soy övünmesidir ve bu övünme kendinden çok atasına yönelir.

Beşinci beyit bir yaş bildirir: şair kırk yaşındadır ve tabiatının güzelliği, pirin himmeti ile Allah'ın verdiği aşkın bir kerametidir. Kaynaklar Nigârî'nin doğum yılını 1795 ile 1815 arasında farklı farklı verdiğinden, bu beytin hangi yıllara düştüğü kesin olarak söylenemez. Son beyitte "gazaliyyât" kelimesi gazeller demektir, ama içindeki "gazâl", ceylan, gazellerin güzelliğine bir yürüyüş verir: güzellerin gönlünü çeken, şiirlerin ceylan gibi yürüyüşüdür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

  • Aytekin Şenzeybek, "Hamza Nigârî'nin Farklı İslam Yorumlarına Yaklaşımı", Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 47, 2019, s. 429-444.
  • Fatih Çınar, "Nakşî-Hâlidî Şeyhi Hamza Nigarî'nin İsteğiyle Yazılan Bir Ehl-i Beyti Müdafaa Risalesi: Risâle fî Ta'n li-men Hâlefe Ali Radıyallahu Teâlâ Anh", Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, VII/1, 2019, s. 125-150. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/803338

Çevrimiçi kaynaklar