Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Yine dilber dudağından gül-i handân dökülür
Dili şâd eyleyecek müjde-i ihsân dökülür
Uğrayup kûy-ı nigâra yine o berbâd olmış
Nefes-i peyk-i sabâdan bûy-ı reyhân dökülür
Şevk-ıla dîde-i ter la‘l ü dür-efşân eyler
Vakt kim ‘ârıza bu zülf-i zer-efşân dökülür
Dilberâne yine bir kâküli efşân eyle
Her yana ey gül-i ter gör nice bin cân dökülür
Teşrîf it hâne-i bîmârlara bir nazar it
Gör nice makdemine ‘âşık-ı bîcân dökülür
Ele al âyine ey cânım alup kanım içen
Gamzene bir nazar it gör ki nice kan dökülür
Korkaram ‘arşına âteş düşe tâ kim kapuna
Beyle kim şâm u seher ‘âşık-ı sûzân dökülür
Beyle kalmaz sanuram ‘âkıbeti bahr-ı muhît
Gide seylâb gözümden eyle tûfân dökülür
Mey-kede içre Nigârî dil-i mey-hârlara
Hum-ı gönlümden âhir bâde-i cânân dökülür

Günümüz Türkçesiyle

1. Yine sevgilinin dudağından gülen güller dökülüyor; gönlü sevindirecek bir ihsan müjdesi dökülüyor.

2. Sevgilinin mahallesine uğrayıp yine perişan olmuş; sabâ ulağının nefesinden fesleğen kokusu dökülüyor.

3. Bu altın saçan zülf yanağa döküldüğü vakit yaşlı göz özlemle lal ve inci saçar.

4. Ey taze gül, bir kâkülünü yine gönül çelercesine savur; bak, her yana kaç bin can dökülüyor.

5. Hastaların evini şereflendir, bir bakış et; gör ki gelişine kaç cansız âşık dökülüyor.

6. Ey canımı alıp kanımı içen, eline ayna al; gamzene bir bak, gör ki ne kadar kan dökülüyor.

7. Korkarım Arş'a ateş düşecek; çünkü yanan âşıklar sabah akşam kapına böyle dökülüyor.

8. Sanırım böyle kalmaz; sonunda gözümden okyanus sel olup gidecek, öyle bir tufan dökülüyor.

9. Nigârî, meyhanede şarap içen gönüllere sonunda gönlümün küpünden sevgilinin şarabı dökülür.

Edebî ve Tarihî Yorum

Redif "dökülür" bu gazelde akla gelebilecek her şeyin dökülüşünü anlatır: dudaktan güller, rüzgârın nefesinden fesleğen kokusu, yanağa altın saçlar, gözden lal ve inci, kâkülün savruluşuyla binlerce can, gamzeden kan, gözden bir okyanus ve sonunda gönül küpünden şarap. Fiil her beyitte başka bir şeye bağlanır ve anlamı da biraz değişir. Saçın yanağa dökülmesi bir güzellik sahnesidir; canların dökülmesi bir ölüm sahnesi; âşıkların kapıya dökülmesi bir kalabalık; gözden dökülen tufan ise bir felaket. Gazel tek bir fiille bütün bu sahneleri birbirine bağlar.

En ince söz altıncı beyitte söylenir. Sevgili âşığın canını almış, kanını içmiştir, ama yaptığının farkında değildir. Şair ona elini aynaya uzatmasını, kendi gamzesine bakmasını söyler: o zaman ne kadar kan döküldüğünü görecektir. Ayna, divan şiirinde sevgilinin kendi güzelliğini seyrettiği eşyadır; burada aynı ayna sevgiliye kendi zulmünü gösterecektir.

Yedinci ve sekizinci beyitler abartıyı göklere ve denizlere taşır. Yanan âşıkların sevgilinin kapısına dökülmesi o kadar büyük bir yangındır ki şair Arş'a ateş düşmesinden korkar. Gözünden dökülen yaşlar ise sonunda dünyayı çevreleyen okyanusu, "bahr-ı muhît"i, bir sel gibi alıp götürecektir. Son beyitte bütün bu dökülüş meyhaneye varır: gönlün küpünde biriken sevgili şarabı, sonunda meyhanedeki âşıkların kadehlerine dökülür. Şair bu beyitte de şiirini bir içki gibi sunar.

Kaynakça

  • Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 200, s. 127-128. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html

Çevrimiçi kaynaklar