Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Didim âyâ bu gelen kimdir o cândır didiler
‘Âşık-ı haste-dile özge revândır didiler
Didim âyâ ki bu kim ‘aynıma ra‘nâ görünür
Bâğçe-i hüsnde bir serv-i revândır didiler
Neden olmış didim âyâ ki bu mestiyyet-i dil
‘Âlem-i ‘aşkda peyveste-i ândır didiler
Vâ‘iz adam degül mi didim ol bî-hûde-gû
Bağırur nâhik-i bed na‘re-zenândır didiler
Bülbülün şâm u seher âhı nedendir ki didim
Âh-ı dil-sûzına bak âteş-i cândır didiler
Bî-karâr eyleyen ‘uşşâkı nedir âh didim
Âh gîsû-yı girih-gîr-i bütândır didiler
Nâle-i sûz-ı ciger ‘aşkı isbât itdi
Çekdiler sîneme bir dâğ nişâdır didiler
Bilmezem ‘arz eyledim müddetin Allâh bilür
Vakt kim âteş-i cânın ne zamândır didiler
Yok mı yâ muhtefî mi yâr görünmez ki didim
Âşikârâdı velî çeşme nihândır didiler
Cânımızla çekeriz ‘aşkı kim arz u semâ
Ana yok tâkatımız bâr-ı girândır didiler
Ne disen mecma‘a-i Mîr Nigârîye didim
Bir cihângîrdir ol şâh-ı dîvândır didiler
Günümüz Türkçesiyle
1. "Bu gelen kimdir?" dedim; "O candır (sevgilidir), hasta gönüllü âşık için başka bir ruhtur" dediler.
2. "Gözüme güzel görünen bu kimdir?" dedim; "Güzellik bahçesinde salınan bir selvidir" dediler.
3. "Gönlün bu sarhoşluğu nereden olmuş?" dedim; "Aşk âleminde o ana bağlanmıştır" dediler.
4. "O boş konuşan vaiz insan değil mi?" dedim; "Bağırır, çirkin anırarak haykıranlardandır" dediler.
5. "Bülbülün sabah akşam âhı nedendir?" dedim; "Gönül yakan âhına bak, can ateşidir" dediler.
6. "Ah, âşıkları kararsız eden nedir?" dedim; "Ah, putların düğüm düğüm saçlarıdır" dediler.
7. Ciğer yanışının iniltisi aşkı ispat etti; göğsüme bir yara izi çektiler, "Bu bir nişandır" dediler.
8. "Can ateşin ne zamandandır?" dedikleri vakit, "Bilmem, müddetini Allah bilir" diye arz ettim.
9. "Sevgili yok mu, yoksa gizli mi, ki görünmüyor?" dedim; "Apaçıktır, ama göze gizlidir" dediler.
10. Aşkı biz canımızla çekeriz; yer ve gök "Ona gücümüz yetmez, o ağır bir yüktür" dediler.
11. "Mîr Nigârî'nin mecmuasına ne dersin?" dedim; "Bir cihangirdir o, divanların padişahıdır" dediler.
Edebî ve Tarihî Yorum
"Didiler", dediler, redifi ve soru cevap düzeni, kısa bir süre önceki "Hüsn bâğında" gazelinden sonra burada yeniden kurulur. Burada düzen daha da belirgindir: on bir beytin dokuzunda şair "didim", dedim, diye sorar ve cevap bir mısrada gelir. Sorular aşk yolunun temel meseleleridir: gelen kimdir, gönlün sarhoşluğu nereden gelir, bülbül neden inler, âşıkları kararsız eden nedir, sevgili neden görünmez? Cevaplar kısa ve kesindir; kimin verdiği yine söylenmez.
Onuncu beyit Kur'an'daki emanet ayetine dayanır. Ahzâb suresinin 72. ayetine göre Allah emaneti göklere, yere ve dağlara teklif etmiş, onlar bu yükü yüklenmekten kaçınmış, insan ise onu yüklenmiştir. Tasavvuf şiirinde bu emanet çoğu kez aşk olarak yorumlanır. Nigârî de öyle okur: yer ve gök "Ona gücümüz yetmez, o ağır bir yüktür" demiştir, âşıklar ise o yükü canlarıyla çekerler. Dokuzuncu beyit de aynı derinliktedir. Sevgili yok değildir, gizlenmiş de değildir; apaçıktır, ama gözden gizlidir. Allah'ın her şeyde açıkça var olduğu, buna karşılık gözle görülemediği düşüncesi, bir aşk cevabının içine yerleştirilmiştir.
Dördüncü beyit divanın vaiz hicivlerine bir yenisini ekler. Şair, boş konuşan vaizin insan olup olmadığını sorar ve cevap, onun anırarak bağıranlardan olduğudur; "nâhik" kelimesi eşeğin anırması için kullanılır. Son beyitte soru şairin kendi şiir mecmuasına çevrilir ve cevap bir övgüdür: bu mecmua bir cihangirdir, divanların padişahıdır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 202, s. 129. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






