Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Hecr-i kâkül rûzgârım tîre târ eyler bana
Firkat-i hâl âb u dânem zehr-i mâr eyler bana
Gerdiş-i gerdûn ya baht-ı siyâhım neylesün
Her ne eyler firkat-i ruhsâr-ı yâr eyler bana
Tâlibân içre beni dil-hasteni mümtâz idüp
Ni‘met-i derdin dem-â-dem bî-şümâr eyler bana
Bilmezem ‘özriyyetim dünyâya geldim gelmedim
Gevher-i derdi sehâb-ı gam-nisâr eyler bana
Ey Nigârî nice efgãn itmezem ol gonçe gül
Bâg-ı sevdâ içre kim ‘arz-ı ‘izâr eyler bana
Günümüz Türkçesiyle
1. Kâkülünün ayrılığı günlerimi bana karanlık eder; benin ayrılığı suyumu ve tanemi bana yılan zehrine çevirir.
2. Dönen felek ya da kara bahtım ne yapsın; bana ne ederse yârin yanağından ayrılık eder.
3. (O ayrılık) beni, dertli gönüllüyü, arayanlar arasında seçkin kılıp derdinin nimetini bana her an sayısızca verir.
4. Dünyaya geldim mi, gelmedim mi, hâlimi bilmiyorum; gam yağdıran bulut bana dert incisi saçar. ("‘Özriyyet" kelimesinin anlamı açık değildir; mısra yaklaşık olarak anlaşılmıştır.)
5. Ey Nigârî, nasıl feryat etmeyeyim; o gonca gül sevda bahçesinde bana yanağını gösterir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Beş beyitlik bu kısa gazelin bütün yükünü "firkat", ayrılık kelimesi taşır ve "eyler bana" redifi her beyitte ayrılığın âşığa bir şey yaptığını söyler. İlk beyit iki imgeyi yan yana koyar. Sevgilinin kâkülü siyahtır ve ondan ayrı kalmak âşığın günlerini karartır; renk, saçtan zamana geçer. İkinci mısrada ise "hâl", yani yüzdeki ben, bir taneye benzetilir. Divan şiirinde ben, kuş avlamak için tuzağın ortasına konan yem tanesidir; su ve tane (âb u dâne) de kuşun, dolayısıyla insanın rızkıdır. Benden ayrı kalan âşık için su ile tane, yani hayatın kendisi yılan zehrine döner.
İkinci beyit, divan şiirinde suçu hep üstlenen iki failin, dönen felek ile kara bahtın suçsuz olduğunu söyler. Âşığa ne yapılıyorsa ayrılık yapmaktadır. Üçüncü beyitte ise bu ayrılık bir nimete dönüşür: âşığı arayanlar arasında seçkin kılan, ona sayısız dert bağışlayan da odur. Derdin bir lütuf olarak sayılması, bir önceki gazelin "Hak'tan gelen cefa safadır" düşüncesine bağlanır.
Dördüncü beytin ilk mısraı kesin anlaşılamıyor. Neşirdeki "‘özriyyet" kelimesi bilinen bir kelimeyle örtüşmez; "‘uzriyyet", yani Arap edebiyatında Benî Uzre kabilesine bağlanan iffetli, kavuşmasız aşk olabileceği de düşünülebilir, ama bu bir tahmindir. İkinci mısradaki imge ise açıktır: gam bulutu âşığın üzerine dert incileri yağdırır; yağmur damlasının inciye dönüştüğü eski inanç, burada gözyaşı ve derdin değerine bağlanır. Son beyitte sevgili bir gonca güldür ve sevda bahçesinde yanağını gösterdikçe şair feryat etmekten kendini alamaz. Kısa kafiye dizisi (târ, mâr, yâr, şümâr, nisâr, ‘izâr) "-âr" sesinde toplanır ve son halkası, yanak anlamındaki "‘izâr", gonca imgesine bağlanır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 21, s. 25. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar

![Gazel 19 — Der-miyân-ı rûy u leb hayretde[y]em ey dil-rübâ](https://amasya05.com/storage/gallery/9e2b7e1d8926436b21885df248de8039.jpg)




