Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Ravza-i gülşende hecrindir cefâ-ender-cefâ
Gûşe-i külhanda vaslındır safâ-ender-safâ
Mihr-ender-mihrdir cevrin müdâm olsun bana
Nâz-ender-nâz çeşmindir vefâ-ender-vefâ
Güft ü gûyun sohbet-i bî-tâdur ammâ kim lebin
Şerbeti ey nâzenînimdir şifâ-ender-şifâ
Saymak olmaz ey sanem kurbân-ı çeşmün kim müdâm
Cân viren bî-gãye lâ yuhsâ fedâ-ender-fedâ
Sad sadâ itmezmiyem her lahza ün virmezmiyem
Var kim nây tenimde sad hevâ-ender-hevâ
Gerdiş-i gerdûn nice virmez sadâ kim bend bend
Ün virür Seyyid Nigârî sad sadâ-ender-sadâ
Bî-vefâ bu ‘âlem-i dünyâda kim bir yahşılıg
Her kime itdimse buldum bin belâ-ender-belâ
Günümüz Türkçesiyle
1. Gül bahçesinin cennet köşesinde hecrin cefa üstüne cefadır; külhanın bir köşesinde vaslın safa üstüne safadır.
2. Cevrin sevgi içinde sevgidir, bana hep olsun; gözünün nazı naz içinde naz, vefa içinde vefadır.
3. Konuşman eşi olmayan bir sohbettir; ama ey nazlım, dudağının şerbeti şifa üstüne şifadır.
4. Ey sanem, gözüne kurban olanları saymak mümkün değil; çünkü durmadan can verenler sayısızdır, fedalar üstüne fedadır.
5. Her an yüz feryat etmez miyim, ses vermez miyim; ten neyimde yüz heves (hevâ) üstüne heves var.
6. Dönen felek nasıl ses vermesin ki Seyyid Nigârî boğum boğum, yüz feryat üstüne feryatla inler.
7. Bu vefasız dünya âleminde kime bir iyilik ettiysem bin bela üstüne bela buldum.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazelin bütün kafiyeleri aynı Farsça kalıpla kurulmuştur: bir kelime, "ender" (içinde) edatı ve aynı kelimenin tekrarı. Cefâ-ender-cefâ, safâ-ender-safâ, vefâ-ender-vefâ, şifâ-ender-şifâ, fedâ-ender-fedâ, hevâ-ender-hevâ, sadâ-ender-sadâ, belâ-ender-belâ. Kalıp, bir şeyin kat kat, üst üste yığılmasını anlatır ve on dört mısralık şiir boyunca bir sayı ve yoğunluk duygusu yaratır. Bu tür tekrarlı kafiyeler Fars şiirinde bilinir; Nigârî onu her beyitte bir duyguya uygular.
Matla beyti divan şiirinin en sevilen karşıtlıklarından birine dayanır. Gül bahçesi (gülşen) ile külhan, yani hamamın ocak yeri ya da kül ve çöp yığını, güzellik ile sefaletin iki ucudur. Sevgiliden ayrı kalan âşık için gül bahçesi cefa olur; onunla birlikte olunca külhanın köşesi bile safadır. Mekânın değeri, sevgilinin orada olup olmamasına bağlıdır. İkinci beyit aynı tersine çevirmeyi sevgilinin davranışlarına uygular: onun cevri sevgi içinde sevgidir, nazı vefa içinde vefadır.
Dördüncü beyitteki "lâ yuhsâ", Arapça "sayılamaz" demektir ve divanın başındaki "lâ uhsî senâen" naatını hatırlatır; orada övgüler, burada sevgilinin gözüne kurban olanlar sayılamaz. Beşinci beyitte ney imgesi bir kez daha görünür: şairin bedeni bir neydir ve içindeki "hevâ" hem nefes hem arzudur. Altıncı beyitte "bend bend" ses verme, neyin boğumlarını hatırlatır; felek bile bu sesle yankılanır.
Şiir mahlas beytinden sonra bir beyitle daha devam eder; mahlasın son beyitte olması kuralı burada bozulmuştur. Bu son beyit gazelin aşk dilinden çıkar ve sade bir dünya şikâyetine döner: vefasız dünyada kime iyilik ettiysem bela buldum. "Yahşılıg" (iyilik) kelimesi, Azerbaycan Türkçesindeki "yahşı" (iyi) kelimesinden türemiştir ve şairin konuşma dilini şiirin son satırına taşır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 22, s. 25-26. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






