Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Ey gönül ‘aşk-ı şîrîn-kârdur üstâd sana
Hâzır ol kim yetişüp san‘at-ı Ferhâd sana
Ele al koyma yire ‘aşk-ı dil-ârâ etegin
Kim odur şâm u seher hem-dem-i pâ bâd sana
Şâh-ı maksûdun eger mâtı içün kîş diseler
Ne elem çünki odur ferz-i meded-dâd sana
Şeş-der-i hayrete düşsen ne gamın var kim ol
Kurtarur çünki odur kâmil-i nerrâd sana
‘Aşkıla yârlıg it çek başa bed-nâm etegin
Çünki andan yetişür hûb u güzel ad sana
Nefes-i pîr mi yâ în eser-i ‘aşk mı yâ
Yitmedi her ne kadar yildiyise bâd sana
Kûhı her âh-ıla virdin yile berbâd itdün
Lutf-ı Mevlâdı hemîn kuvvet-i Ferhâd sana
Yakdın ‘âşıkları bir nâle–i dil–sûzun-ıla
Gãlibâ kim yetişüp rütbe-i irşâd sana
Ey Nigârî ne gamın var cihân içre senin
Ki virüp lutf-ı ezel ‘aşk-ı Hudâ dâd sana
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gönül, tatlı işler gören aşk sana üstattır; hazır ol, Ferhat'ın sanatı sana da yetişecek.
2. Gönül süsleyen aşkın eteğini eline al, yere bırakma; çünkü sabah akşam sana yoldaş olan odur. (Mısranın sonu kesin anlaşılmamaktadır.)
3. Maksat şahını mat etmek için "kiş" deseler ne gam; çünkü sana yardım eden vezir (ferz) odur.
4. Hayretin şeşderine düşsen ne gamın var; çünkü seni (oradan) kurtaran usta tavlacı odur.
5. Aşkla dost ol, kötü adın eteğini başına çek; çünkü güzel ve iyi ad sana ondan gelir.
6. Bu pirin nefesi mi, yoksa aşkın eseri mi; rüzgâr ne kadar koştuysa da sana yetişemedi.
7. Her ahınla dağı yele verip yerle bir ettin; sana Ferhat'ın gücünü veren Mevlâ'nın lütfudur.
8. Gönül yakan bir iniltinle âşıkları yaktın; galiba sana irşat rütbesi yetişti.
9. Ey Nigârî, cihan içinde ne gamın var; ezelî lütuf sana Allah aşkını vermiştir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazelin ortasında iki oyun tahtası açılır. Üçüncü beyit satrancın dilini kullanır: "şâh", "mât", "kîş" ve "ferz". Kiş, rakibin şahı tehdit altına aldığında söylenen sözdür; ferz ise satrançta vezirin eski adıdır. Şair, gönlün maksat şahı tehdit edilse bile korkmamasını söyler, çünkü yardımına koşan vezir aşktır. "Ferz" kelimesi farz, yani dinî bakımdan zorunlu olan anlamına da yaklaşır ve aşkın bir yükümlülük olduğu çağrışımını taşır. Dördüncü beyitte oyun değişir, tavla başlar. "Şeşder", tavlada bir taşın önündeki altı hanenin kapanması, taşın kıpırdayamaz hâle gelmesidir; "nerrâd" tavla oyuncusudur. Şair, hayret içinde kapana kısılmış gönlü aşkın, usta bir tavlacı gibi kurtaracağını söyler.
Bu oyun imgelerini bir başka eski hikâye çerçeveler. Matla beytinde aşk "şîrîn-kâr", tatlı işler gören bir üstattır; kelime Ferhat'ın sevgilisi Şirin'in adını da duyurur. Hazır olan gönle "Ferhat'ın sanatı", yani dağ delme ustalığı yetişecektir. Yedinci beyitte bu söz yerine gelir: âşık her ahıyla dağı yerle bir etmektedir ve bu gücü ona veren Mevlâ'nın lütfudur.
Beşinci beyit melâmet tavrının kısa bir formülüdür: aşkla dost olan, kötü adın eteğini başına çeker, ama asıl iyi ad ondan gelir. Altıncı ve sekizinci beyitler ise sözü tarikat diline taşır. "Nefes-i pîr", pirin nefesi, mürşidin manevî etkisidir; sekizinci beyitteki "rütbe-i irşâd" ise bir şeyhin müritlerine yol gösterme yetkisidir. Nigârî, İsmâil Şirvânî'den icazet almış bir Nakşibendî şeyhiydi; gönlüne "sana irşat rütbesi yetişti" demesi bu bağlamda okunabilir, ama beyit bunu açıkça söylemez. Ferhat'ın adı gazelde iki kez kafiyeye girer; öteki kafiyeler de aynı "-âd" sesinde birleşir: üstâd, bâd, meded-dâd, nerrâd, ad, irşâd, dâd.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 24, s. 27. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
- Parvana Bayram, "Azerbaycan ve Türkiye'de Yayımlanan Seyyid Nigârî Divanları Hakkında", Turkish Studies, 7/1, 2012, s. 405-417.
Çevrimiçi kaynaklar






