Özgün Metin
Vezin: Müfte‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün
Söylediler ‘âşık-ı şeydâ bana
Hem seni pervâne-i pervâ bana
Çâre ne elden ne gelür n'eyleyem
Her ne didi il didi sana bana
Hâk-i pâyın tâc-ı serimdir diyü
Gerden eger ‘arş-ı mu‘allâ bana
Hâl-i siyeh zülf-i karârın mı yâ
Kandan olup söyle bu sevdâ bana
İstemezem cenneti kûyun yiter
Ey ruh-ı gül ey boy-ı bâlâ bana
İstedim öpmek el ayağın henüz
Sunmadun ey desti muhannâ bana
Mîr Nigârî sana sahrâ-yı ‘aşk
Hıdmet-i ser-hayme-i Leylâ bana
Râh-ı tevallâya girişdin velî
İtmedin ey Kays cünûn pâ bana
Günümüz Türkçesiyle
1. Bana "çılgın âşık" dediler; seni de bana pervanenin tutkusu (dediler). (Mısra kesin anlaşılmamaktadır; sevgilinin âşık için muma, âşığın da pervaneye benzetildiği düşünülmüştür.)
2. Çare ne, elden ne gelir, ne yapayım; el âlem ne dediyse sana dedi, bana dedi.
3. Ayağının toprağı başımın tacıdır diye (övünürüm); yüce Arş bile bana boyun eğse (değişmem). (Mısra yaklaşık olarak anlaşılmıştır.)
4. Siyah benin mi, kararsız zülfün mü, söyle; bu sevda bana nereden geldi?
5. Ey gül yanaklı, ey uzun boylu, cenneti istemem; senin mahallen bana yeter.
6. Elini ayağını öpmek istedim; ey kınalı elli, henüz bana (elini) uzatmadın.
7. Ey Mîr Nigârî, aşk çölü senin olsun; Leylâ'nın çadırının başındaki hizmet benim.
8. Ey Kays (Mecnun), sevgi ve bağlılık (tevellâ) yoluna girdin, ama bana delilik ayağını göstermedin. (Mısranın anlamı kesin değildir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Bu gazelde konuşan ses kendini Nigârî'den ve Mecnun'dan ayırır. Yedinci beyitte şair kendi mahlasına seslenir: "Mîr Nigârî, sana aşk çölü, bana Leylâ'nın çadırının başında hizmet." Mecnun'un hikâyesinde çöl, sevgiliden uzak düşmüş delinin yeridir; çadırın başı ise sevgiliye yakınlıktır. Konuşan ses, çölde dolaşmayı Nigârî'ye bırakıp kendine kapıda hizmeti ayırır. Son beyitte de Mecnun'un asıl adı olan Kays'a döner ve onu bir şeyle suçlar: tevellâ yoluna girmiştir ama delilik yolunu ona göstermemiştir. A. Azmi Bilgin'in girişte andığı başka beyitlerde de Nigârî aşk yolunda kendini Mecnun'dan bile üstün tutar; bu gazel o tavrın oyunlu bir örneğidir.
"Tevellâ", birini dost ve önder edinmek, ona bağlanmak demektir. Ehl-i Beyt edebiyatında çoğu zaman "teberrâ" ile birlikte anılır: Ehl-i Beyt'i sevmek ve onların düşmanlarından uzak durmak. Nigârî'nin Ehl-i Beyt sevgisi bilinir, ama bu beyitte kelimenin o özel anlamda kullanıldığını söylemek için yeterli dayanak yoktur; burada aşk yolundaki bağlılığı anlatıyor olabilir.
Gazelin geri kalanı sade, neredeyse konuşma dilinde bir âşık şikâyetidir. "Çâre ne, elden ne gelür, n'eyleyem" mısraı bugün de anlaşılır. Âşığın dili ile halk dilinin buluşması Nigârî'nin divanında sık görülür ve Hüsameddin'in hece şiirleri için anlattığı meclis havasıyla da uyuşur. Dördüncü beyitte sevdanın kaynağı sorulur: siyah ben mi, dağınık zülüf mü? Siyah renk, sevda kelimesinin aslındaki "kara" anlamıyla örtüşür. Altıncı beyitteki "desti muhannâ", kınalı el, divan şiirinde sevgilinin elinin bilinen süsüdür.
Kafiyenin zayıf noktası ikinci beyittedir: orada kafiye yerine "sana" konmuştur ve şeydâ, pervâ, mu‘allâ, sevdâ, bâlâ, muhannâ, Leylâ, pâ kelimelerinin "-â"sı yanında zayıf bir kafiye gibi durur. Gazel "bana" rediflidir ve "müfte‘ilün müfte‘ilün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 23, s. 26. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
- A. Azmi Bilgin, "Hamza Nigârî'nin Hayatı, Eserleri ve Edebî Kişiliği", Nigârî Dîvânı içinde, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 9. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






