Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Mâ mazâdan geçmezem ey meh dime kim mâ mazâ
Dem-be-dem şehd-i lebin senden edâ benden kazâ
İsterem her lahza ey şems-i hüveydâ dem-be-dem
‘Âlem-i dâreynde senden ziyâ benden hevâ
N’eylerem zevk-ı cihânı isterem bir gûşede
Lahza lahza ey sanem senden cefâ benden safâ
Rûzgârım her zamân her lahza geçsün beyle kim
Artuk olsun gün-be-gün senden cefâ benden vefâ
Cânım ister dem-be-dem gönlüm diler ey nâzenîn
Katl-gâh-ı mihrine senden sadâ benden rızâ
Dem-be-dem dergâh-ı lutfundan temennâdır bana
Ey sanem variyyetim senden nidâ benden fedâ
Ârzû eyler Nigârî beyle kim kat‘ olmasun
‘Arsa-gâh-ı lutfda senden ‘atâ benden recâ
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey ay, "geçen geçti" deme; ben geçmişten vazgeçmem; dudağının balı her an senden eda, benden kaza (olsun).
2. Ey apaçık güneş, iki dünyada her an senden ışık, benden heves (havada uçuşan zerrenin coşkusu) isterim.
3. Dünyanın zevkini ne yapayım; ey sanem, bir köşede her an senden cefa, benden safa isterim.
4. Günlerim her zaman, her an öyle geçsin ki gün geçtikçe senden cefa, benden vefa artsın.
5. Ey nazlım, canım her an ister, gönlüm diler ki sevginin kesimhanesinde senden çağrı, benden rıza olsun.
6. Ey sanem, her an lütuf kapından dileğim şudur: varlığım için senden çağrı, benden feda.
7. Nigârî şöyle arzular ki lütuf meydanında senden ihsan, benden umut hiç kesilmesin.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazelin her beytinin ikinci mısraı aynı kalıpla biter: "senden X, benden Y". Edâ ve kazâ, ziyâ ve hevâ, cefâ ve safâ, cefâ ve vefâ, sadâ ve rızâ, nidâ ve fedâ, ‘atâ ve recâ. Her çift sevgili ile âşık arasındaki bir alışverişi kurar ve iki kelime de aynı uzun "â" sesiyle bittiği için mısraın sonunda çift kafiye gibi bir yankı doğar. Bu yankı, "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbının son durağına denk gelir. Sevgilinin payına düşen çoğunlukla verendir (ışık, cefa, çağrı, ihsan), âşığın payına düşen ise karşılık verendir (heves, safa, rıza, feda, umut).
Matla beyti bu alışverişi beklenmedik bir dille açar. "Mâ mazâ", Arapçada "geçen geçti" sözünün kısaltmasıdır; âşık geçmişi geride bırakmayı reddeder. İkinci mısrada fıkıh dilinden iki terim gelir: "edâ", bir ibadetin vaktinde yerine getirilmesi, "kazâ" ise vakti geçmiş ibadetin sonradan ödenmesidir. Sevgilinin dudağının balı ondan vaktinde verilir, âşık ise onu sonradan ödemeye, borcunu kapatmaya çalışır. Bu okuma beytin kelimelerinden çıkar ama şair bir açıklama yapmaz; kesinliği yoktur.
İkinci beyitteki "ziyâ" ile "hevâ" çifti, divan şiirinin zerre ile güneş mazmununu hatırlatır. Güneş ışık verir, havada uçuşan zerre onun ışığında görünür olur ve onun etrafında döner; "hevâ" hem hava hem arzu demektir. Beşinci beyitte ise sevgi bir "katl-gâh", kesimhane olarak düşünülür: sevgili çağırır, âşık razı olur. Gazelin bütünü aşkın bir sözleşme gibi, karşılıklı yükümlülüklerle kurulduğunu gösterir.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 32, s. 31-32. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






