Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Urup âteş-i lebin ey şûh-ı gül-endâm bana
Kesilüp tâb ü tüvânum ki yok ârâm bana
Tutuşup nâr-ı derûnum alışup variyetim
Ne olur ‘âkıbet ey şûh ser-encâm bana
Ayağ al kâse-i ser-şâr ile devrân eyle
Yandım Allah sever sun mey-i al-fâm bana
Yakılup ‘ömrümi virdim yile ‘âşıklık ile
Ne revâdır diyesin ey gül-i ter hâm bana
Garazım yok reh-ı mihrinde bes âyâ ne içün
Bî-sadâkat diyesin ey şeh-i esnâm bana
Eyle rüsvâ olubam kim cem‘ olur il başıma
Söylüyor her biri bin ta‘n-ıla bed-nâm bana
N'ola ey Mîr Nigârî rakîbin ragmına yâr
Söyleye adım ile eyleye düş-nâm bana
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gül bedenli şuh, dudağının ateşini bana vurdun, takatim ve gücüm kesildi; bana huzur kalmadı.
2. İç ateşim tutuşup bütün varlığım alev aldı; ey şuh, sonunda bana ne olacak?
3. Kadehi al, dolu kâseyle devrana başla; yandım, Allah'ını seversen bana al renkli şarabı sun.
4. Âşıklıkla yanıp ömrümü yele verdim; ey taze gül, bana "ham" demen reva mıdır?
5. Senin sevgi yolunda hiçbir garazım yok; peki ey putların şahı, bana niçin "sadakatsiz" diyorsun?
6. Öyle rüsvay oldum ki el başıma toplanır; her biri bin ta'nla bana "kötü adlı" der.
7. Ey Mîr Nigârî, rakibin inadına sevgili adımı anarak bana sövse ne olur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Dördüncü beytin arkasında ham, pişmiş, yanmış üçlüsü vardır. Mevlânâ'ya atfedilen "Hamdım, piştim, yandım" sözü, olgunlaşmanın üç aşamasını bu kelimelerle anlatır. Nigârî'nin âşığı üçüncü aşamaya varmıştır; âşıklıkla yakılmış, ömrünü yele vermiştir. Buna rağmen sevgili ona "ham" der, yani hiç pişmemiş, olgunlaşmamış sayar. Beytin acısı bu haksızlıktadır: yanmış olana ham denmesi. Beşinci beyitte benzer bir haksızlık tekrar edilir; sevgi yolunda hiçbir çıkar gütmeyen âşığa "sadakatsiz" denir.
Son iki beyit rüsvaylığı başka bir yere taşır. Altıncı beyitte âşık o kadar dillere düşmüştür ki halk başına toplanır, her biri onu kötü adla anar. Son beyitte ise sövgü bir lütfa dönüşür: sevgili, rakibin inadına, âşığın adını anarak ona sövse ne güzel olur. Çünkü sövmek için bile olsa adını anmak, sevgilinin onu hatırladığını gösterir. Rakip, divan şiirinde aynı sevgiliyi isteyen öteki âşıktır; sevgilinin âşığa sövmesi bile rakibe karşı bir zafer sayılır.
Gazelin dili konuşma diline yakındır. Üçüncü beyitteki "Allah sever", bugünkü "Allah'ını seversen" sözünün kısaltılmış biçimidir; "il", halk anlamındaki "el"in Azerbaycan Türkçesindeki söylenişidir. "Ayağ al" sözünde ayak kadeh demektir. Sövgü sahnesinin kelimeleri kafiyede de duyulur: "bed-nâm" (kötü adlı) ve "düş-nâm" (sövgü), "gül-endâm, ârâm, ser-encâm, al-fâm, hâm, esnâm" ile birlikte "-âm" sesinde buluşur. Redif "bana", vezin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün"dür.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 31, s. 31. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






