Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

Ey perî-ruhsâr senden özge mecnûndur sana
Sen nice âdemsin ‘âlem cümle meftûndur sana
N'eyleyem ben söyler il sensin beni meftûn iden
Nice kim dirler beni meftûn u mecnûndur sana
Gamzene meftûn ‘asâ Mûsâ giriftâr ejdehâ
Ey gözi âfet meger kim gamzen efsûndur sana
Ey gözüm ‘aynın karadur lîk her kim söylemiş
Mestlikden söylemişdir çeşm-i mey-gûndur sana
Her zamân bin cân alup her lahza bin kan eylemek
Hûb-‘âdetdir ‘azîzim yahşı kãnûndur sana
Gûşuma her dem gelür feryâdın ey dil şükr kıl
Bahş-ı Mevlâdır bu kârın lutf-ı bî-çûndur sana
Zülf-i sevdâsında nef‘ itdin Nigârî cân virüp
Söylese dîvânedir her kim ki magbûndur sana

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey peri yanaklı, senden başka herkes sana mecnundur; sen nasıl bir insansın ki bütün âlem sana tutkundur.

2. Ne yapayım, el âlem "onu meftun eden sensin" der; ne kadar derlerse desinler, ben sana meftun ve mecnunum.

3. Musa'nın asası gamzene tutkun, ejderha ona esir olmuş; ey gözü afet, meğer gamzen sende bir büyüdür.

4. Ey gözüm, her kim "gözün karadır" demişse sarhoşluktan söylemiştir; senin gözün şarap renklidir.

5. Ey azizim, her zaman bin can alıp her an bin kan dökmek sana güzel bir âdet, iyi bir kanundur.

6. Ey gönül, feryadın her an kulağıma gelir, şükret; bu işin Mevlâ'nın bağışıdır, sana nasıl olduğu bilinmez bir lütuftur.

7. Nigârî, zülfün sevdasında can verip kâr ettin; her kim sana "aldanmış" derse kendisi divanedir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Üçüncü beyit Kur'an'da anlatılan bir mucizeyi gamze imgesine bağlar. Hz. Musa'nın asası Firavun'un sihirbazları karşısında ejderhaya dönüşmüş ve onların büyülerini yutmuştu. Nigârî bu hikâyeyi tersine işletir: asa da ejderha da sevgilinin gamzesine tutsak olmuştur. Büyüyü bozan mucize bile sevgilinin bakışı karşısında büyülenmiştir; öyleyse gamze büyüdür (efsûn). Divan şiirinde gamze, sevgilinin yan bakışıdır ve ok, hançer, büyü gibi öldürücü bir güçle anılır.

Gazel "mecnûn" ile "meftûn" kelimeleri arasında gidip gelir. İlk iki beyitte bütün âlem sevgiliye meftun, yani tutkun, büyülenmiştir; halk âşığın da bu hâlden payını aldığını söyler, âşık da bunu kabul eder. Son beyitte bu iki kelimeye ticaretin dili eklenir. "Nef‘", kâr; "magbûn", aldanmış, zarara uğramış demektir. Zülfün sevdasında can veren âşık kâr etmiştir; ona aldanmış diyen asıl divanedir. Can vermek, kazançlı bir alışveriş olarak sunulur.

Dördüncü ve beşinci beyitler sevgilinin gözünü ve âdetlerini anlatır. Gözün kara olduğunu söyleyenler sarhoştur, çünkü sevgilinin gözü şarap rengindedir, içene sarhoşluk verir. Bin can almak, bin kan dökmek ona "yahşı kânûn", iyi bir yasadır. "Yahşı" (iyi) kelimesi Azerbaycan Türkçesindendir ve beyte sert bir hükmü şakayla karışık söyleyen bir konuşma tonu verir. Gazelin iki anahtar kelimesi, "mecnûn" ile "meftûn", matla beytinde kafiye olarak yan yana durur; "-dur sana" redifinden önceki öteki kafiyeler (efsûn, mey-gûn, kânûn, bî-çûn, magbûn) da "-ûn" sesini sürdürür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar