Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Dem-be-dem bir hûrşîd-i ruhsâr manzardır bana
Ni‘met-i dîdâr el-hak kim müyesserdir bana
Hûrî kevser sohbeti yarındır ey vâ‘iz bugün
Bâde-i müldür garaz dîdâr-ı dilberdir bana
Ravza-ı kûyunda her bir gûşe ey nahl-i hırâm
Heşt cennet âb-ı kûyun âb-ı kevserdir bana
Hâl ü ruhsârın hayâli gîce gündüz lezzeti
Fikr-i la‘lin dem-be-dem kand-ı mükerrerdir bana
Yâd-ı la‘lünle dem-â-dem eşk-i gül-gûnum benim
Al ruhsârımda bir cem‘iyyet-i zerdir bana
Dâğ-ı ruhsârınla yanmış bu kara bağrım kara
Bağım ey gül nevresim eşkde ter terdir bana
Bu gice yak perdeni ey şem‘-i ruhsârın görem
Şübhesiz bir subh-dem ölmek mukarrerdir bana
Ka‘be-i kûyun beni kılmış esîr-i iştiyâk
Ol sebebdendir ki vird Allâhu ekberdir bana
Ey Nigârî menzilim vîrâne virdim bir perî
Subh u şâm bir mushaf-ı ruhsâr ezberdir bana
Günümüz Türkçesiyle
1. Her an güneş yüzlü bir sevgili bana manzara olur; doğrusu, yüzünü görme nimeti bana nasip olmuştur.
2. Ey vaiz, huri ve Kevser sohbeti yarına aittir; bugün benim maksadım şarap kadehi, sevgilinin yüzüdür.
3. Ey salınarak yürüyen fidan, mahallenin bahçesinde her köşe bana sekiz cennettir; mahallenin suyu bana Kevser suyudur.
4. Benin ve yanağının hayali gece gündüz bir lezzettir; dudağının düşüncesi her an bana iki kez arıtılmış şekerdir.
5. Dudağını andıkça gül renkli gözyaşım her an akar; al yanağımda bu bana bir altın yığını gibidir. (İkinci mısra kesin anlaşılmamaktadır.)
6. Ey gül, yanağının dağıyla yanmış bu kara bağrım, benim kara bağımdır; o bağın turfanda meyvesi gözyaşında bana taptaze, ıslaktır.
7. Ey yanağının mumu, bu gece perdeni yak ki göreyim; hiç şüphe yok ki bir sabah vakti ölmek bana mukadderdir.
8. Mahallenin Kâbe'si beni özlemin esiri etmiştir; bu yüzden dilimdeki vird "Allâhu ekber"dir.
9. Ey Nigârî, konağım viranedir, gönlümü bir periye verdim; sabah akşam yanağının mushafı bana ezberdir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Altıncı beyit Nigârî'nin doğduğu toprağın adını bir söz oyununa gömer. Birinci mısra "bu kara bağrım kara" diye biter, ikinci mısra "Bağım" diye başlar; iki mısraın sınırında "kara / Bağ", yani Karabağ belirir. Âşığın kara bağrı, sevgilinin yanağının dağıyla yanmış bir "kara bağ"dır ve o bağın turfanda meyvesi gözyaşıyla ıslanmıştır. Pervane Bayram'ın aktardığı bir hece şiirinde şair aynı oyunu açıkça yapar: "Kara bağrım kanlu kara bağımdır / Gözlerinden akan yaş Terter'imdir." Orada Karabağ'ın Terter ırmağı da anılır. Bu gazelde ırmak yerine gözyaşı vardır, ama söz oyunu aynıdır ve gurbetteki şairin memleketini bağrında taşıdığını sezdirir.
Gazelin geri kalanı bir dizi kutsal mekânı sevgilinin mahallesine taşır. İkinci beyitte vaize cevap verilir: huriler ve Kevser havuzu yarının, öteki dünyanın konusudur; şairin bugünkü maksadı sevgilinin yüzüdür. Üçüncü beyitte sevgilinin mahallesinin her köşesi "heşt cennet", sekiz cennettir; suyu da Kevser'dir. Sekizinci beyitte mahalle bir Kâbe olur ve âşığın dilinden hac ziyaretindeki gibi "Allâhu ekber" düşmez. Son beyitte sevgilinin yanağı bir mushaftır ve şair onu ezberlemiştir. Divan şiirinde yüzün mushafa, kaşların besmeleye, ayva tüylerinin satırlara benzetilmesi divan şairlerinin sık başvurduğu bir mazmundur.
Yedinci beyitte ölüm bir mum sahnesine bağlanır. Sevgilinin yanağı bir mumdur; âşık, pervane gibi, perdenin yakılıp yüzün görünmesini ister ve bunun bedelinin bir sabah ölmek olduğunu bilir. Mum sabaha karşı söner, pervane de yanarak ölür. Dördüncü beyitteki "kand-ı mükerrer" (iki kez arıtılmış şeker), divanın on ikinci şiiri olan miraç naatının son beytinde de geçer. Mushaf beytinin "ezber"i, "-er" sesli kafiye dizisinin son halkasıdır: manzar, müyesser, dilber, kevser, mükerrer, zer, ter, mukarrer, ekber, ezber.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 37, s. 34-35. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
- Pervane Bayram, "Seyyid Nigârî'nin Divan Tertibi Sistemine Getirdiği Yenilikler", Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Edebiyat Dergisi, sayı 20, 2008, s. 193-206 (hece şiiri s. 198-199). https://acikerisim.selcuk.edu.tr/items/28e618aa-cdbb-4a5b-9698-22617b72bede/full
Çevrimiçi kaynaklar






