Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Hâk-i râh-ı âhu-veşler müşk ü ‘anberdir bana
Hâr-ı kûy-ı lâle-veşler gonçe-i terdir bana
Mihnet-i seyr ü seferdendir safâ-yı hâtırım
Seng-i râh-ı dil-rübâlar la‘l ü gevherdir bana
İrmez el dâmânıma zîrâ hevâdır menzilim
Ol perî-veşler hevâsı tâ ki şeh-perdir bana
Mâh-veşler mecma‘ıdır hâle-i menzil-gehim
Tâli‘im fîrûzdur kim baht yâverdir bana
Dil-rübâlardır enîsim hûblardır hemdemim
Tâ’ir-i kudsem sabâ ‘aşkım peyem-berdir bana
Dâğ-ı mecnûniyyetimdendir sürûr-ı hâtırım
Server-i mülk-i cünûnem kim bu zîverdir bana
Tâcım âhımdır Nigârî taht-gâhımdır elem
Pâdişâham gûşe-i gam heşt kişverdir bana
Günümüz Türkçesiyle
1. Ceylan gibi güzellerin yolunun toprağı bana misk ve amberdir; lale gibi güzellerin mahallesinin dikeni bana taze goncadır.
2. Gönlümün safası gezip dolaşmanın mihnetindendir; gönül alıcıların yolundaki taş bana la'l ve incidir.
3. El eteğime erişemez, çünkü konağım havadır; o peri yüzlülerin hevesi bana en güçlü kanat olmuştur.
4. Konak yerimin ağılı, ay yüzlülerin toplandığı yerdir; talihim mutludur, çünkü baht bana yardımcıdır.
5. Gönül alıcılar dostum, güzeller yoldaşımdır; ben kutsal âlemin kuşuyum, sabah rüzgârı aşkımın bana elçisidir.
6. Gönlümün sevinci Mecnunluğumun yarasındandır; delilik ülkesinin hükümdarıyım, bu bana süstür.
7. Nigârî, tacım ahımdır, tahtım elemdir; padişahım, gam köşesi bana sekiz ülkedir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazel bir hükümdarlık ilanıyla biter. Şairin tacı ahı, tahtı elemi, ülkesi gam köşesidir ve bu köşe ona "heşt kişver", sekiz ülke kadar geniştir. Eski coğrafyada dünya "heft kişver", yedi iklim diye anılır; Nigârî'nin sekiz demesi, divan şiirinde "heşt behişt" diye bilinen sekiz cenneti de çağrıştırıyor olabilir. Bir önceki beyitte şair kendini "mülk-i cünûn"un, delilik ülkesinin serveri ilan etmiştir. Aşkın yoksulluğunu bir saltanat gibi anlatmak divan şiirinde bilinen bir tavırdır, ama Nigârî bu saltanatın bütün nişanlarını, taç, taht ve ülke, tek tek acıdan kurar.
Gazelin ilk yarısı aynı tersine çevirmeyi yol imgeleriyle yapar. Güzellerin yolunun tozu misk ve amberdir, mahallelerinin dikeni taze goncadır, yollarındaki taş la'l ve incidir. Yolculuğun mihneti gönle safa verir. Üçüncü beyitte "hevâ" kelimesi iki anlamıyla kullanılır: konağı havadır, yani yeryüzüne bağlı değildir, ama aynı kelime arzu da demektir; peri yüzlülerin hevesi ona "şeh-per", kuşun en güçlü kanat tüyü olmuştur. Dördüncü beyitte "hâle", ayın çevresindeki ışık halkasıdır; şairin konağı ay yüzlülerin toplandığı bir hâledir.
Beşinci beyitte şair kendini "tâir-i kuds", kutsal âlemin kuşu diye anar ve sabah rüzgârını aşkının elçisi yapar. Divan şiirinde ruh sık sık kuşa benzetilir; burada bu kuş, güzeller arasında dolaşan bir âşığın ruhudur. Kafiye kelimelerinden "şeh-per" ile "kişver" yukarıda anılan iki imgeyi taşır; ötekiler (‘anber, ter, gevher, yâver, peyem-ber, zîver) de aynı "-er" sesindedir ve redif "-dir bana"dır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 39, s. 36. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






