Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Pîş-revlik âf-tâb-âsâ nazardandır bana
Hiddet-i idrâklik vehbî basardandır bana
Tâbdır tâbım cemâlin pertevinden subh u şâm
Ne süreyyâdan bu devlet ne kamerdendir bana
Mürg-ı sevdâyam usanmaz kuvvet-i pervâzlık
Himmet-i pîr-i mugãn vehbâne perdendir bana
Dem-be-dem hû hây u hû hû nâle-i dil-sûzlar
Bir leb-i gülnâr u bir gonçe-i terdendir bana
Ey gözüm cârûb tek makbûl-ı dergâh olduğum
Rûy-ı hâk üzre niyâz-ı der-be-derdendir bana
Ber-karâr olsun görem şeh-râh-ı sevdâ kim müdâm
Sûd-ı bî-had bu tarîkıla seferdendir bana
Nef‘ virmez pendin ey nâsih ki Mecnûniyyetim
Çeşm-i Leylâ-yı ezel feyz-i kaderdendir bana
Bir fedâkâram ki aslâ çekmezem cân kaydını
Bu cesâret hıdmet-i ehl-i hünerdendir bana
Râh-ı sevdâ içre ey Seyyid Nigârî yârlık
Nâle-i şeb âh-ı dil-sûz-ı seherdendir bana
Günümüz Türkçesiyle
1. Güneş gibi önde gitmem bir bakıştandır; anlayışımın keskinliği bana Allah vergisi bir görüştendir.
2. Sabah akşam parıltım cemalinin ışığındandır; bu devlet bana ne Süreyya'dan ne de aydandır.
3. Sevda kuşuyum, uçma gücüm usanmaz; bu güç bana meyhane pirinin himmetinin bağış olarak verdiği kanattandır.
4. Her an "hû", "hây", "hû hû" diye yükselen gönül yakan iniltiler bana bir nar çiçeği dudaktan ve bir taze goncadandır.
5. Ey gözüm, süpürge gibi dergâhın makbulü olmam bana yeryüzünde kapı kapı dolaşıp yalvarmaktandır.
6. Sevda ana yolu daima yerinde dursun da göreyim; çünkü bana sınırsız kazanç bu yolda yolculuktandır.
7. Ey öğüt veren, öğüdün fayda vermez; çünkü Mecnunluğum bana ezel Leylâ'sının gözünden, kaderin feyzindendir.
8. Ben öyle bir fedakârım ki asla can derdine düşmem; bu cesaret bana hüner ehline hizmetten gelir.
9. Ey Seyyid Nigârî, sevda yolunda yoldaşlık bana gece iniltisinden ve seherin gönül yakan ahındandır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazel, şairin sahip olduğu her şeyin bir kaynağını sayar ve bu kaynakların hiçbiri kendisi değildir. İlk beyitteki "vehbî basar", Allah vergisi görüş demektir. Tasavvufta bilgi ikiye ayrılır: emekle, okuyarak kazanılan "kesbî" bilgi ve Allah'ın doğrudan bağışladığı "vehbî" bilgi. Nigârî anlayışının keskinliğini bu ikinci türe bağlar. Üçüncü beyitte uçma gücü, pîr-i mugânın, meyhane pirinin "vehbâne", bağış olarak verdiği kanattandır; yedinci beyitte Mecnunluk, ezelî Leylâ'nın gözünden ve kaderin feyzinden gelir. "Leylâ-yı ezel", ezel Leylâ'sı ifadesi, Leylâ'yı dünyevî bir sevgili olmaktan çıkarıp ezelden beri sevilen ilahî güzelliğin adı yapar.
Dördüncü beyit zikir meclisinin sesini şiire taşır. "Hû", Allah'ı anlatan "O" zamiridir ve zikirde nefesle tekrarlanır; "hây hû" coşkulu bir haykırıştır. Şair bu iniltilerin kaynağını bir nar çiçeği dudakta ve bir taze goncada bulur. Zikrin sesi ile sevgilinin güzelliği aynı beyitte buluşur.
Beşinci beytin imgesi alçakgönüllüdür: âşık, dergâhın kapısındaki süpürge gibidir ve süpürgenin makbul olması yeri süpürmesine, yere eğilmesine bağlıdır. Divan şiirinde âşık sık sık sevgilinin kapısının tozunu kirpikleriyle süpürür; Nigârî bu süpürmeyi kapı kapı dolaşan bir dilencinin yalvarışına bağlar. Sekizinci beyitte fedakârlık cesareti "ehl-i hüner"e hizmetten gelir. Gazel görmeyle ilgili iki kelimeyle açılır: matladaki "nazar" ve "basar" aynı zamanda ilk iki kafiyedir. Ardından gelen kamer, per, ter, der-be-der, sefer, kader, hüner, seher de "-er" sesini sürdürür; redif ise "-dendir bana"dır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 41, s. 37. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






