Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlün Mef‘ûlü Mefâ‘îlün
Ey hüsn sana ‘âlem müştâk velî bî-pâ
Zerre-i cemâlindir hûrşîd velî ednâ
Ey hüsn meyin âteş ammâ nice âteş kim
İçdükçe virür lezzet lezzet ki velî bî-tâ
Ey hüsn melâhat mı zâtın ki gözüm zîrâ
Doymaz ki şirîn şîrîn bakdıkça diler bî-pâ
Ey hüsn virür neş’e nezzâre melâhat kim
Bakdıkça bulur lezzet gelmez ana usanma
Ey hüsn temâşâdan nezzârların geçmez
Bir lahza eger âlem her lahza olur ber-pâ
Ey hüsn sana mahsûs bu kârgeh-i ‘âlemde
Meyl eylemez agyâre müştâkların aslâ
Ey hüsn kılur cevlân çeşminde Nigârînin
Cilve-i cemâlin kim esrârı kılur inşâ
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey güzellik, âlem sana hasrettir ama yetişecek ayağı yoktur; güneş senin cemalinin bir zerresidir, hem de ondan aşağıda kalan bir zerresi.
2. Ey güzellik, şarabın ateştir; ama nasıl bir ateş ki içtikçe lezzet verir, hem de eşi olmayan bir lezzet.
3. Ey güzellik, senin varlığın tuzlu bir tatlılık (melâhat) mı ki gözüm doymaz; tatlı tatlı baktıkça çaresizce daha çok ister.
4. Ey güzellik, melâhat seyre öyle bir neşe verir ki bakan baktıkça lezzet bulur, ona usanç gelmez.
5. Ey güzellik, seni seyredenler seyretmekten geçmez; âlemde her an kıyamet kopsa bile bir an (gözlerini senden ayırmazlar).
6. Ey güzellik, bu dünya tezgâhında sana adanmış özlemciler asla başkalarına meyletmez.
7. Ey güzellik, cemalinin cilvesi Nigârî'nin gözünde dolaşır; o cilve ki sırları söze döker.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bu gazel bir öncekinin ikizidir: aynı "mef‘ûlü mefâ‘îlün mef‘ûlü mefâ‘îlün" vezni, aynı "Ey hüsn" seslenişi, aynı yedi beyit. Ama konu değişmiştir. İlk gazel güzelliğin âşıkta uyandırdığı ateşi anlatıyordu; bu ikincisi bakışın kendisi üzerinde durur. "Bakdıkça", "nezzâre", "temâşâ", "çeşm" kelimeleri gazelin her yanına dağılmıştır ve şiir, güzelliğe bakmanın insanı neden doyurmadığı sorusunun etrafında döner.
Cevap üçüncü beyitte "melâhat" kelimesiyle verilir. Divan şiirinde "sabâhat" beyaz, aydınlık güzelliği, "melâhat" ise tuz (milh) kökünden gelen, esmer ve tatlı-tuzlu çekiciliği anlatır. Tuzlu olan susatır; melâhate bakan göz de baktıkça susar, doyacağı yerde daha çok ister. Nigârî bu eski mazmunu açıkça kurmaz, ama "doymaz" ile "melâhat"ı aynı beyitte yan yana koyması okuru o çağrışıma götürür.
Beşinci beyit gazelin en güçlü abartısını (mübalağa) taşır. "Ber-pâ olmak" ayağa kalkmak, kurulmak demektir ve "kıyamet ber-pâ olmak" deyiminde kıyametin kopmasını anlatır. Şair, âlem her an yeniden kıyamete uğrasa bile güzelliği seyredenlerin bir an bile gözlerini ondan ayırmayacağını söyler. Böylece bakış, dünyanın sonundan daha kalıcı bir şey olarak gösterilir.
Altıncı beyitteki "kârgeh-i ‘âlem", dünya tezgâhı ya da atölyesi, varlığı bir dokuma tezgâhı gibi düşünen eski bir benzetmedir. Mahlas beytinde ise güzelliğin cilvesi şairin gözünde dolaşır ve "esrârı kılur inşâ", yani sırları kaleme aldırır, söze döker. "İnşâ" yazı yazmak, düzyazı ve şiir kurmak demektir; şiir, gözün gördüğü güzelliğin yazıya geçmiş hâli olarak sunulur. Dördüncü beyitteki "usanma" kelimesi, gazelin uzun "â" ile biten öteki kafiyeleri (bî-pâ, ednâ, bî-tâ, ber-pâ, aslâ, inşâ) yanında kulağa zayıf bir kafiye gibi gelir. Hüsameddin'in Nigârî'nin şiirlerinde "kurallara uymayan edebî tuhaflıklar" bulunduğunu söylemesi bu tür yerlerle ilgili olabilir; ancak kendisi örnek göstermez.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 7, s. 16-17. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, s. 270-300 (e-kitap s. 87-95). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page87.html
Çevrimiçi kaynaklar






