Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlün Mef‘ûlü Mefâ‘îlün
Ey hüsn-i ta‘aşşuk-sâz her lahza sana bî–pâ
Peydâ olur ‘âlemde müştâk-ı güzel-pervâ
Ey hüsn rü’yâ-yı dil her lahza kılur cevlân
Sahbâ-yı ânın her dem ü her vakt olur peydâ
Ey hüsn mey-i ânın âyâ nice meydür kim
Uşşâka virür âteş ammâ ki safâ-efzâ
Ey hüsn sana hem-tâ yokdur iki ‘âlemde
‘Âlem sanadır hayrân zîrâ sana yokdur tâ
Ey hüsn-i ferah-efzâ senden ne doğar âteş
Ammâ ki mezâk-efzâ-yı ‘aşk lakabı sevdâ
Ey hüsn-i şîrîn-ter ân her kim sana virmiş cân
Ser-tâ-be-kadem cândır bî-lafzdır ol ma‘nâ
Ey hüsn-i tarab-endâz ‘aşkınla terennüm-sâz
Bu Mîr Nigârîdir zîrâ sanadır şeydâ
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey aşk uyandıran güzellik, her an âlemde senin için çaresiz, güzelliğe gönül vermiş özlemciler peyda olur.
2. Ey güzellik, gönlün rüyası her an dolaşıp durur; o tarifsiz cazibenin (ân) şarabı her dem, her vakit peyda olur.
3. Ey güzellik, o cazibenin şarabı acaba nasıl bir şaraptır ki âşıklara ateş verir, ama gönle safa katar.
4. Ey güzellik, iki âlemde sana denk yoktur; âlem sana hayrandır, çünkü bir eşin yoktur.
5. Ey ferahlık veren güzellik, senden nasıl bir ateş doğar; ama zevk artıran aşkın lakabı sevdadır. (Beyitteki bağlantı açık değildir; okuma kesin sayılmamalıdır.)
6. Ey tatlıların tatlısı güzellik, sana can vermiş olan kişi baştan ayağa can kesilmiştir; o anlam sözle anlatılamaz.
7. Ey neşe saçan, aşkınla şarkı söyleten güzellik; bu Mîr Nigârî'dir, çünkü sana tutkundur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bir önceki gazelde sevdaya unvanlar sayılmıştı; burada sıra güzelliğe, "hüsn"e gelir. Yedi beytin hepsi "Ey hüsn" seslenişiyle açılır ve divanda hemen arkasından gelen gazel de aynı vezinde, aynı seslenişle yazılmıştır. İki şiir bir çift gibi okunabilir: bu ilki güzelliğin âşıkta ne uyandırdığını, ötekisi güzelliğe bakmanın neden bitmediğini anlatır.
Gazelin anahtar kelimesi ikinci ve üçüncü beyitte geçen "ân"dır. Farsçada "o" demek olan bu kelime, Fars ve Türk şiirinde güzellikteki adı konamayan çekiciliği, tarif edilemeyen cazibeyi de anlatır. Nigârî bu cazibeyi bir şaraba benzetir ve hemen bir çelişki kurar: bu şarap âşığa ateş verir, ama aynı anda safasını artırır. Yakan ile ferahlatanın aynı kaynaktan gelmesi, tasavvuf şiirinin aşk acısını bir nimet saymasının kısa bir ifadesidir.
Altıncı beyit gazelin en yoğun yeridir. Güzelliğe canını veren kişi, canını kaybetmez; tersine baştan ayağa can olur. "Bî-lafzdır ol ma‘nâ" sözü bu dönüşümün sözle anlatılamadığını söyler. Lafız ile mana, yani söz ile anlam, eski belâgat kitaplarının temel ikilisidir; Nigârî bu ikiliyi tersine kullanarak, şiirin ulaşamadığı bir anlamdan söz eder.
Mahlas beytinde şair adını "Mîr Nigârî" diye verir. Ad "Mîr-i Nigârî" diye tamlamayla da okunabilir; A. Azmi Bilgin bu imkânı kabul etmekle birlikte bütün divanda tamlamasız "Mîr Nigârî" biçimini tercih ettiğini söyler. Redif kullanılmamış, yük bütünüyle kafiyeye bırakılmıştır: pervâ, peydâ, efzâ, tâ, sevdâ, ma‘nâ ve şeydâ, hepsi uzun "â" ile. Birinci beyitteki "bî-pâ" kelimesi "ayaksız" demektir; burada sevgiliye yetişmeye gücü olmayan, çaresiz âşıkları anlattığı düşünülmüştür.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 6, s. 16. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
- A. Azmi Bilgin, "Divan Nushalarının Tanıtılması", Nigârî Dîvânı içinde, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 4. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






