Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Vâ‘iz-i bî-mihre yüz dutdum didim ey bî-hicâb
Bî-habersin mushaf-ı ‘uşşâkdan ey bî-kitâb
Uğradın erbâb-ı dil hışmına kim dâim sözün
Dahldır mahzâ yerindir nâr u kârındır ‘azâb
Nâzır-ı dîdârlardır tâlib-i ruhsârlar
Dâhil-i ravza-i rü’yetdir o kavm-i bî-hisâb
Geçmezem râh-ı tecerrüdden Mesîhâ meşrebem
Tâ ki varam çekmezem câm-ı ta‘allukdan şarâb
Meskenim Elburz temkînim hevâdan geçmişem
Devr getür sahbânı ey ârâm-ı cânım bî-habâb
Ey müşevvik târ-mâr it bâ‘is-i teşvîk kim
Kâmil-i ‘aşkam ne lâzım çeng ü âheng ü rebâb
Uymazam zâhidlere zîrâ ki rind meşrebem
Varmazam vâ‘izlere zîrâ ki söyler bî-savâb
Ey Nigârî bahş-ı mevlâdır sana mahzâ ki sen
Eyledin her bir ‘amelden kâr-ı ‘aşkı intihâb
Günümüz Türkçesiyle
1. Merhametsiz vaize yüz tuttum, dedim: ey utanmaz, ey kitapsız, sen âşıkların mushafından habersizsin.
2. Gönül ehlinin hışmına uğradın; çünkü sözün daima düpedüz itirazdır; yerin ateş, işin azaptır.
3. Yüzü arayanlar, yüze bakanlardır; o sayısız topluluk görme bahçesine girmiştir.
4. Ben Mesih meşrepliyim, tecerrüt yolundan geçmem; var oldukça bağlılık kadehinden şarap içmem.
5. Meskenim Elburz dağıdır, temkinim heveslerden geçmiştir; ey canımın huzuru, şarabı köpüksüz dolaştır.
6. Ey coşku veren, coşkunun sebeplerini dağıt; ben aşkta kâmilim, çeng, ahenk ve rebap ne gerek?
7. Zahitlere uymam, çünkü rint meşrepliyim; vaizlere gitmem, çünkü yanlış söyler.
8. Ey Nigârî, her amelin içinden aşk işini seçmen sana düpedüz Mevlâ'nın bağışıdır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Dördüncü beyitte şair kendini "Mesîhâ meşreb", Mesih meşrepli diye tanıtır. Hz. İsa divan şiirinde ölüyü dirilten nefesiyle anıldığı kadar dünyadan elini eteğini çekmiş hayatıyla da anılır: evi, malı, eşi olmamış, yalnız bir iğne ile göğe yükseldiği rivayet edilmiştir. "Tecerrüd", dünyaya ait bağlardan soyunmak demektir. Şair bu yoldan dönmeyeceğini söyler ve "câm-ı ta‘alluk", bağlılık kadehinden şarap içmeyeceğini ekler. Meyhane dilinde her kadeh bir sarhoşluktur; burada dünyaya bağlılık da bir kadeh olarak düşünülür ve reddedilir. Rindin şarabı ile dünya bağlılığının şarabı birbirinden ayrılır.
Gazel, divanda sık görülen vaiz tartışmasının en sert örneklerinden biriyle açılır. Şair vaizi "bî-hicâb", utanmaz ve "bî-kitâb", kitapsız diye anar: vaiz kitabı elinden bırakmayan biridir, ama "mushaf-ı ‘uşşâk", âşıkların mushafından habersizdir. Sevgilinin yüzünü mushafa benzeten gazeller divanda daha önce de geçmişti; vaizin okuyamadığı kitap o yüzdür. Üçüncü beyitte yüzü arayanlar "ravza-i rü’yet"e, görme bahçesine girmiş sayılır. Rü’yet, kelâmda müminlerin ahirette Allah'ı görmesi anlamına gelen bir terimdir; âşıklar bu bahçeye daha bu dünyada girmiştir.
Âşığın meclisi beşinci ve altıncı beyitlerde kurulur. Meskeni Elburz dağıdır; Fars destanlarında Simurg'un yuvası olarak da anılan bu yüce dağ, âşığın dünyanın üstünde durduğunu gösterir. Şarap köpüksüz (bî-habâb), saf olarak dolaşmalıdır. Kâmil âşığın coşkuya ihtiyacı yoktur, çeng ve rebap gereksizdir; divanın bir önceki sayfasındaki gazelde de "rebap sesi olmadan gelen zevk"ten söz edilmişti. Vaize söylenen "bî-hicâb" ile açılan kafiye dizisi bî-kitâb, ‘azâb, bî-hisâb, şarâb, bî-habâb, rebâb, bî-savâb ve intihâb ile "-âb" sesinde kalır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 59, s. 46. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






