Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

Âh kim şeydâ olup bir gül-‘izâr itdim taleb
Yandı cânım cânıma gûyâ ki nâr itdim taleb
Hân-mânım yandurup virdim yile ol vakt kim
Cân yakan evler yıkan bir fitne-kâr itdim taleb
Târ-mâr itdim kamu yağmaya virdim varımı
Vakt kim tutdum hevâ bir zülf-i mâr itdim taleb
Terk ü tecrîd eyleyüp kıldım beyâbân seyrini
Leyli-âsâ tâ ki bir nevres-nigâr itdim taleb
Gãrdır ser-menzilim kûh u beyâbândır yerim
Tâ ki bir âhû-reviş ‘anber-nisâr itdim taleb
Bulmadım râh-güzârın u görmedim âsârını
Gerçi kim ol nâzenîni bî-karâr itdim taleb
Seyr kıldım sordum ey Mîr Nigârî bir haber
Ayldım bir yerde gerçi bî-şümâr itdim taleb

Günümüz Türkçesiyle

1. Ah ki çılgına dönüp gül yanaklı birini istedim; canım yandı, sanki canıma ateş istemişim.

2. Can yakan, ev yıkan bir fitneciyi istediğim vakit evimi barkımı yakıp yele verdim.

3. Hevese kapılıp yılan gibi bir zülüf istediğim vakit her şeyi darmadağın ettim, varımı yağmaya verdim.

4. Leylâ gibi taze bir sevgili istediğimden beri terk ve tecrit yoluna girip çölleri dolaştım.

5. Ceylan yürüyüşlü, amber saçan bir güzel istediğimden beri konağımın başı mağara, yerim dağ ve çöldür.

6. O nazlıyı huzursuzca aradıysam da geçtiği yolu bulamadım, izlerini göremedim.

7. Ey Mîr Nigârî, dolaştım, haber sordum; sayısızca aradıysam da bir yerde ayıldım (?). (Mısranın başındaki "Ayldım" kelimesi kesin okunamamaktadır; "ayıldım" ya da "ağladım" olabilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Gazel bir arayışın hikâyesini anlatır ve "itdim taleb", istedim, aradım redifi her beyitte bu arayışı yeniden başlatır. Tasavvufta "taleb", Allah'ı istemek ve aramak demektir; "tâlib", yola girmiş arayıcının adıdır. Nigârî bu terimi bir aşk hikâyesinin içinde kullanır ve arayışın bedelini adım adım sayar. Önce can yanar, sonra ev bark yakılıp yele verilir, sonra bütün varlık yağmaya bırakılır. Dördüncü beyitte âşık "terk ü tecrîd" yoluna girer: dünyayı bırakmak ve ondan soyunmak. Beşinci beyitte yurdu mağara, dağ ve çöl olmuştur.

Bu sıra Mecnun'un hikâyesine uyar. Mecnun da Leylâ uğruna evini, ailesini ve aklını bırakıp çöllere düşmüştür. Nigârî Leylâ'yı açıkça anar ("Leyli-âsâ"), ama aradığı sevgiliyi ceylan yürüyüşlü, amber saçan biri olarak tarif eder; ceylan hem Mecnun'un çölde dostluk kurduğu hayvan hem de güzelliğin simgesidir, amber ise sevgilinin kokusudur. Altıncı beyitte arayışın sonucu söylenir: âşık sevgilinin ne yolunu ne de izini bulabilmiştir.

Son beyitte şair kendine seslenir ve sonucu bildirir, ama sonucu taşıyan kelime neşirde "Ayldım" diye basılmıştır ve kesin okunamaz. "Ayıldım" diye okunursa, sayısız aramadan sonra bir yerde kendine gelmiş, belki aradığının dışarıda değil içeride olduğunu fark etmiştir; "ağladım" diye okunursa arayış bir gözyaşıyla sona ermiştir. Metin bu iki okuma arasında askıda kalır. Anlamın bu kadar belirsizleştiği yerde ses düzeni hiç sarsılmaz; gül-‘izâr, nâr, fitne-kâr, mâr, nigâr, nisâr, bî-karâr ve bî-şümâr, beyitleri aynı "-âr" sesine bağlar.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar