Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

Sen tek ey vâ‘iz şarâb içmez kilâb
Ca‘le virmez nef‘ nefha-i kilâb
Tûtî söyler [çünki] isti‘dâdı var
Sohbet-i insânı fehm itmez gurâb
Derd-i ser çekdin velî bî-fâide
Söyledin bî-had velî çekdin ‘azâb
Yok-durur aslâ ki tahkîk itmişiz
Mest-i mihre rûz-ı mahşer ihtisâb
Dâmen-i pîr-i mugãndan üzme el
Cânın isterse muhalled ger sevâb
‘Aşk zevkın bilmez ‘âşık olmayan
İçmeyen bilmez nedir keyf-i şarâb
Seyr kıl gülzâra gör bülbül nice
Takrîr eyler ders-i ‘aşkı bî-kitâb
‘Aşk-ı Sîmurgı tarîk-ı vuslatı
Hüdhüd-ı ‘Attâr'ı söyler bâb bâb
Sayd-gâh-ı ‘aşkda sen tek esîr
Bî-had ey Mîr Nigârî bî-hisâb
‘Âşıkãne güft ü gû eyler gönül
Perde atmış tab‘ söyler bî-hicâb

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey vaiz, köpekler de senin gibi şarap içmez; köpeklerin nefesi pislik böceğine fayda vermez. (İkinci mısra kesin anlaşılmamaktadır; mısraın sonundaki "kilâb" kelimesinin yerinde gül suyu anlamındaki "gülâb" beklenebilirdi.)

2. Papağan konuşur, çünkü yeteneği vardır; karga insan sohbetini anlamaz.

3. Baş ağrısı çektin ama faydasız; sınırsız söyledin ama azap çektin.

4. Kesin bildiğimiz şudur ki sevgi sarhoşuna mahşer gününde hesap sorulmaz.

5. Eğer canın ebedî sevap isterse meyhane pirinin eteğinden elini çekme.

6. Âşık olmayan aşkın zevkini bilmez; içmeyen şarabın keyfi nedir bilmez.

7. Gül bahçesini seyret, gör bülbül aşk dersini kitapsız nasıl anlatır.

8. Attâr'ın Hüdhüd'ü Simurg aşkını, vuslat yolunu bölüm bölüm anlatır.

9. Ey Mîr Nigârî, aşkın av yerinde senin gibi esir sayısızdır, hesapsızdır.

10. Gönül âşıkça söz söyler; tabiat perdeyi atmış, perdesiz söyler.

Edebî ve Tarihî Yorum

Sekizinci beyitte Feridüddin Attâr'ın adı geçer. Attâr'ın Mantıku't-tayr (Kuşların Dili) adlı mesnevisinde kuşlar, kendilerine padişah olarak Simurg'u aramak için yola çıkar; onlara yol gösteren Hüdhüd'dür ve yolculuk yedi vadiden geçen uzun bir aşk yolu olarak anlatılır. Nigârî bu hikâyeyi tek bir beyte sığdırır: Attâr'ın Hüdhüd'ü Simurg aşkını ve vuslat yolunu "bâb bâb", bölüm bölüm anlatır. Nezaket Memmedli, Nigârî'nin şiirinde Attâr ve Mevlânâ etkisini incelediği makalesinde bu gazelin ikinci, yedinci ve sekizinci beyitlerini birlikte aktarır ve Nigârî'nin "kuş dili" ile Attâr gibi tasavvufun sembolik dilini kastettiğini belirtir.

Gazelin kuşları bu okumayı destekler. İkinci beyitte papağan (tûtî) konuşur, çünkü konuşmaya yeteneği vardır; karga ise insan sohbetini anlamaz. Yedinci beyitte bülbül, gül bahçesinde aşk dersini kitapsız anlatır. Papağan, bülbül ve hüdhüd bilen ve anlatanlardır; karga anlamayan, vaiz de onun yanındadır. İlk beyitteki sert benzetme de bu ayrımın parçasıdır: vaiz, köpekler gibi şaraptan uzak duranlardandır. İkinci mısrada geçen "ca‘l", pislik böceği, eski bir benzetmeye bağlanır: güzel kokudan zarar gören bu böcek, iyiyi kaldıramayanın simgesidir. Mısraın sonundaki kelime neşirde ilk mısradaki gibi "kilâb" diye basılmıştır; anlam bakımından gül suyu demek olan "gülâb" daha yerinde olurdu.

İki neşir arasında küçük bir fark da vardır. A. Azmi Bilgin ikinci beytin ilk mısraını "Tûtî söyler [çünki] isti‘dâdı var" diye verir ve köşeli ayraçla eklediği kelimenin kendisine ait olduğunu gösterir; Memmedli'nin Bakü'deki neşrine dayanan aktarımda aynı yer "nutka isti‘dâdı var", konuşmaya yeteneği var biçimindedir. Memmedli'nin aktardığı metinde yedinci beyit de "Seyr kıl" yerine "Sabr kıl" diye başlar. On kafiye sözünün hepsi "-âb" ile biter; sırasıyla kilâb, gurâb, ‘azâb, ihtisâb, sevâb, şarâb, kitâb, bâb, hisâb, hicâb.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar