Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Aldı müştâkları hayret ü mât ey sâkî
Bes lebinden kerem it âb-ı hayât ey sâkî
Bâde-i nâbdan özge bize teskîn virmez
Yaramaz kârımıza âb-ı Fırât ey sâkî

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey sâkî, hayret ve mat olmuşluk özlemcileri sardı; öyleyse dudağından âb-ı hayatı lütfet.

2. Ey sâkî, saf şaraptan başkası bizi yatıştırmaz; Fırat'ın suyu işimize yaramaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Neşirde bu dörtlüğün başına "Rubâî" yazılmamıştır, ama yeri ve biçimi onun divanın öteki sâkî rubaileriyle aynı türden olduğunu gösterir. Be harfli gazeller burada biter ve hemen ardından "Harfü't-tâ", te harfiyle biten gazeller başlar. Dörtlüğün kafiyesi "mât, hayât, Fırât" kelimelerindeki "-ât" sesidir; yani rubai, bir sonraki harfin sesini önceden duyurur. Elif ile be arasında da aynı düzen görülmüştü. Pervane Bayram, Nigârî'nin her harfin gazellerinin sonuna iki sâkî rubaisi koyduğunu belirtir; bu dörtlük ile ardından gelen dörtlük be harfinin çiftidir.

İkinci beyitteki Fırat, dörtlüğe ağır bir hatıra taşır. Kerbelâ'da Hz. Hüseyin ve yanındakiler Fırat'ın kıyısında susuz bırakılmıştı; Nigârî'nin divanında Kerbelâ susuzları birkaç kez anılır. Bu dörtlükte şair Fırat'ın suyunun işine yaramayacağını söyler: onun susuzluğunu ancak sâkînin dudağındaki âb-ı hayat ve saf şarap giderebilir. Fırat burada dünyanın en ünlü sularından biri olarak, aşkın susuzluğunu gidermeye yetmeyen dünya suyunun adı gibi durur; Kerbelâ çağrışımının kastedilip kastedilmediği bilinmez.

İlk beyitteki "hayret ü mât", satranç diline göz kırpar: mat olan oyuncu hamle yapamaz, hayrete düşen âşık da kıpırdayamaz. Bu kımıldayamazlığı ancak âb-ı hayat, ölümsüzlük suyu çözer. Bilgin dörtlüğü remelin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbına bağlar; redif "ey sâkî"dir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar