Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Sâye-i âb-ı lebindendi hayât ey sâkî
İltifât-ı nazarındandı necât ey sâkî
Nola ol sâyen ile gönlümü teskîn idesin
Viresin ez pey-i Hak bâde-i zât ey sâkî

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey sâkî, hayat dudağının suyunun gölgesindendi; kurtuluş bakışının iltifatındandı.

2. Ey sâkî, o gölgenle gönlümü yatıştırsan, Hak yolunda bana zat badesini versen ne olur?

Edebî ve Tarihî Yorum

Dörtlüğün son kelimesi, "bâde-i zât", zat badesi, sâkî rubailerinin hiçbirinde bu kadar açık söylenmemiş bir şeyi söyler. "Zât", tasavvuf dilinde Allah'ın sıfatlarından ve isimlerinden ayrı olarak kendi özüdür; "tecellî-i zâtî", Allah'ın özüyle görünmesi, tecellinin en yüksek derecesi sayılır. Şair sâkîden bu özün şarabını ister ve bunu "ez pey-i Hak", Hak için, Hak yolunda yapmasını diler. Meyhane imgelerinin arkasındaki asıl isteğin ne olduğunu, böylece, iki kelimelik bir tamlama ortaya koyar.

İlk beyit bir gölge imgesine dayanır. Hayat, sevgilinin dudağındaki suyun "sâye"sinden, gölgesinden gelmektedir; kurtuluş da bakışının iltifatından. Suyun gölgesi tuhaf bir imgedir: susuz bir çölde suyun yanındaki gölge, hem serinlik hem hayat demektir. İkinci beyitte aynı gölge gönlü yatıştıracak şey olarak yeniden anılır.

Önceki dörtlükle yan yana konunca be harfinin sâkî çifti tamamlanır. İkisi aynı "-ât" kafiyesini (hayât, necât, zât) paylaşır ve te harfli gazellere geçişi hazırlar; neşirde ikisinin başında da rubai başlığı yoktur. Vezinleri de ortaktır: remelin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbı.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar