Özgün Metin
Vezin: Müfte‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün
‘Âşık-ı muhriklere yokdur ‘azâb
Kãbil-i nîrân degül ehl-i sevâb
Vesvese-i zâhid-i huşk-dehen
Hâtır-ı mey–hârıma nakş-ı ber-âb
N’eyleyem ey sâkî ki nef‘ eylemez
Âteş-i dil-sûzuma gayr-ı şarâb
Gel dolanam başına ayağına
Destüne al kâse-i bâde-i nâb
Kılma gel erbâb-ı dili bî-sürûr
Koyma gel ashâb-ı gamı bî-şarâb
Çâresidir dâğ-ı ciger-sûzumun
Cür‘a-i peymâne-i la‘l-i mezâk
Eylegil ey Mîr Nigârî sürûr
Duhter-i engûr gezer bî-nikãb
Günümüz Türkçesiyle
1. (Aşkla) yanan âşıklara azap yoktur; sevap ehli ateşe uğrayacak değildir.
2. Ağzı kuru zahidin vesvesesi, şarap içen gönlümde suya yazılmış bir yazıdır.
3. Ey sâkî, ne yapayım, gönül yakan ateşime şaraptan başkası fayda vermez.
4. Gel, başına ve ayağına (kadehine) dolanayım; eline saf şarap kâsesini al.
5. Gel, gönül ehlini sevinçsiz bırakma; gam ehlini şarapsız koyma.
6. Ciğer yakan dağımın çaresi, la'l dudağın tadını veren kadehten bir yudumdur.
7. Ey Mîr Nigârî, sevin; üzüm kızı peçesiz geziyor.
Edebî ve Tarihî Yorum
Son beyit divan şiirinin en eski şarap mazmunlarından birini kullanır: "duhter-i engûr", üzüm kızı. Arap ve Fars şiirinde şarap, üzümün kızı olarak anılır; bu kız çoğu zaman küpün içinde, perde arkasında saklıdır. Nigârî'nin beytinde ise üzüm kızı "bî-nikâb", peçesiz gezmektedir; yani şarap ortaya çıkmış, meclis kurulmuştur ve şairin sevinmesi için sebep vardır. Peçesizlik, sevgiliden istenen ama verilmeyen şeydir; burada sevgilinin yerine şarap yüzünü açmıştır.
İkinci beyitte zahidin itirazları bir benzetmeyle küçültülür. "Huşk-dehen", ağzı kuru zahit, şarap tatmamış, sözünde de tat olmayan kişidir; onun vesveseleri şairin gönlünde "nakş-ı ber-âb", suya yazılmış yazı gibidir: yazılır yazılmaz kaybolur. İlk beyit ise rindin itikadını ilan eder: aşkla yananlara azap yoktur, çünkü onlar zaten yanmıştır; sevap ehli ateşe uğramaz.
Dördüncü beyitteki "Gel dolanam başına ayağına" sözü, Anadolu ve Azerbaycan Türkçesinde sevgi ve fedakârlık bildiren "başına döneyim" deyimini hatırlatır. Ama "ayağ" kelimesi kadeh anlamına da gelir; âşık sâkînin hem başına hem kadehine dolanmak ister. Altıncı beytin kafiyesi "mezâk", öteki beyitlerin "-âb" sesine (‘azâb, sevâb, ber-âb, şarâb, nâb, nikâb) uymaz; neşirde kelime bu biçimde verilmiştir. Gazel, bir önceki şiirle aynı "müfte‘ilün müfte‘ilün fâ‘ilün" kalıbını kullanır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 64, s. 49-50. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






