Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlün Mef‘ûlü Mefâ‘îlün

Kim virdi haber âyâ kim gördi bu ‘âlemde
Mi‘râc-geh-i yâri bî-rehber ü bî-himmet
Almadı serâ-perde ol gonçe-i pür perde
Göstermedi ruhsârın yakdı beni bu hasret
Peymâne-i çeşminde gördüm ki mey-i ânı
Mestânelik el virdi aldı beni bir hayret
Pâ-bûs-ı dil-ârâsı bin câna değer ammâ
Bir cânıla yok bende hayfâ ki ana tâkat

Günümüz Türkçesiyle

2. Acaba kim haber verdi, kim gördü bu dünyada, sevgilinin miraç yerini kılavuzsuz ve himmetsiz?

3. O perde perde gonca yüzünün perdesini kaldırmadı; yanağını göstermedi, bu hasret beni yaktı.

4. Gözünün kadehinde o tarifsiz cazibenin (ân) şarabını gördüm; sarhoşluk el uzattı, beni bir hayret aldı.

5. Gönül süsleyen sevgilinin ayağını öpmek bin cana değer; ama ne yazık ki bende tek bir canla ona takat yok.

Edebî ve Tarihî Yorum

Bu gazel neşirde eksik bir metin olarak görünür: beyit numaraları 2'den başlar ve matla, yani iki mısraı kafiyeli ilk beyit, yer almaz. A. Azmi Bilgin girişte divanı iki matbu nüshadan, İstanbul ve Tiflis baskılarından hazırladığını söyler; eksiğin baskılardan mı yoksa neşir sırasında mı doğduğu belirtilmez. Mahlas beyti de yoktur. Elimizdeki dört beyit, şiirin ortasından kalmış bir parça gibi okunmalıdır; metin burada neşirdeki numaralarıyla verilmiştir.

Kalan beyitler yine de bir bütün oluşturur. İkinci beyit bir soru sorar: sevgilinin "mi‘râc-geh"ine, yükseldiği yere kılavuzsuz ve himmetsiz ulaşan, onu gören kim vardır? Miraç kelimesi Peygamber'in göğe yükselişini çağrıştırır; sevgiliye ulaşmak da bir yükseliştir ve kılavuz ister. Tasavvufta kılavuz mürşittir, himmet de onun manevî desteğidir; beyit, mürşitsiz yol alınamayacağı düşüncesini aşk diliyle söyler.

Perde ile göz arasındaki gidiş geliş üçüncü ve dördüncü beyitleri doldurur. Sevgili "gonça-i pür-perde", kat kat yapraklı bir goncadır ve yüzündeki perdeyi kaldırmaz. Ama gözünün kadehinde "mey-i ân", tarifsiz cazibenin şarabı görünür; âşık o şarabı yalnızca bakarak içer ve hayrete düşer. Son beyit sevgilinin ayağını öpmenin bin cana değdiğini söyler; âşığın ise tek bir canı vardır ve o can bile bu öpüşe yetmez. Matla düştüğü için elde dört kafiye sözü kalmıştır: himmet, hasret, hayret, tâkat; "-et" ile "-at" burada da yan yana kullanılır. Kalıp "mef‘ûlü mefâ‘îlün mef‘ûlü mefâ‘îlün"dür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar