Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Bu ‘amel-hâne-i âlemde ki tâ var hayât
Bir ‘amel kıl ki ola bârî bâdî-i necât
Eyle rindâne ‘amel zünd ü riyâyı terk it
Kalmaya sînede aslâ eser-i Lât [u] Menât
Ne kadar var beden içre dilâ cünbiş-i cân
‘Aşkıla muzdarib ol eyleme gayr-ı harekât
Ayağ al mey-kede-i temkîne düş şâm [u] seher
Koyma elden yere peymâne-i bâde-i sebât
Sâkin-i bâr-geh-i pîr-i mugãn ol heme dem
Çünki ol yerde olur bâde-i feyz ü berekât
Bahş-i cân eyledin ey Mîr Nigârî câma
Ne gamın kim yeter ‘âlemde sana bu hasenât

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu dünya amelhanesinde, hayat oldukça, bari kurtuluşa sebep olacak bir amel işle.

2. Rintçe amel et, zühdü ve riyayı terk et; göğüste Lât ile Menât'ın (putların) izi asla kalmasın.

3. Ey gönül, bedende canın kıpırtısı ne kadar varsa aşkla çırpın; aşktan başka bir hareket etme.

4. Kadehi al, sabah akşam temkin meyhanesine düş; sebat badesinin kadehini elden yere koyma.

5. Her an meyhane pirinin otağında otur; çünkü o yerde feyz ve bereket badesi bulunur.

6. Ey Mîr Nigârî, canını kadehe bağışladın; ne gamın var, dünyada bu iyilik sana yeter.

Edebî ve Tarihî Yorum

Gazel, dinin amel diliyle konuşur ama o dili ters yönde kullanır. "‘Amel", ibadet ve iyi iş; "necât", kurtuluş; "hasenât", sevap kazandıran iyilikler; "berekât", bereket. Bunlar vaizin ve zahidin kelimeleridir. Nigârî dünyayı bir "‘amel-hâne", amel atölyesi olarak görür ve kurtuluşa götürecek bir amel işlenmesini ister; ama bu amel "rindâne", rintçe bir ameldir ve zühdün, riyanın terkiyle başlar. Son beyitte en büyük iyilik canı kadehe bağışlamaktır. Böylece sevap ve kurtuluş kelimeleri meyhanenin hizmetine girer.

İkinci beyitteki Lât ve Menât, İslâm'dan önce Mekke'de tapılan iki puttur. Tasavvuf şiirinde bu adlar çoğu zaman insanın içindeki putlar, nefsin istekleri ve benlik için kullanılır. Şair göğüste bu putların izinin kalmamasını ister; riya da bir puttur, zühdün gösterişi de. Bu beyit, gazelin rintlik çağrısının içteki putları kırmaya yönelik olduğunu açıkça söyler.

Dördüncü beyit iki tasavvuf terimini meyhane imgesine bağlar: "mey-kede-i temkîn", temkin meyhanesi ve "bâde-i sebât", sebat badesi. Temkin, sâlikin hâlden hâle savrulmadan yerinde durabilmesi; sebat ise yolda kararlılıktır. Meyhane genellikle kendinden geçişin yeridir, ama burada sükûnetin ve kararlılığın meyhanesi olur. Kafiyede amel sözlüğünden necât, berekât ve hasenât, putlardan Menât, tasavvuftan sebât yan yana durur; hayât ve harekât ile birlikte hepsi "-ât" ile biter. Gazelin ölçüsü "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün"dür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar