Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlün Mef‘ûlü Mefâ‘îlün
Çık gûşe-i ‘uzletten ey zâhid-i bî-‘işret
‘İşret-kede[y]i seyr it reşk-âverdir cennet
Şâhin-şeh-i meyhâne ser-mest salâ eyler
Meyhâneye düş gûş it fevt eyleme gel fırsat
Gör sâkî-i devrânı ser halka-i rindânı
Gir dâireye devr it çek bâde-i bî-minnet
Ravza-i behişt içre olsan yine ey zâhid
Çıkdın ki bu ‘âlemden bî-mey sana yok vuslat
Rindân-ı taleb-kâra zindân-ı belâdır ol
Lezzet-kede[y]i cennet-i bî-işret ü bî-rü’yet
Ey ‘âlim-i hey’et-gû ders-hânede yokdur bu
O zevk ki bahş eyler meyhânedeki hikmet
Meyhâne-i ‘âlemde bir bahş-ı Hudâdır bu
Ey Mîr Nigârî yok mey-hârlığa ‘illet
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey işretsiz zahit, inziva köşesinden çık; işret evini seyret, cenneti kıskandırır.
2. Meyhanenin şahlar şahı sarhoş olarak salâ veriyor; meyhaneye düş, çağrıya kulak ver, gel, fırsatı kaçırma.
3. Devrin sâkîsini, rintler halkasının başını gör; daireye gir, dön, minnetsiz badeyi çek.
4. Ey zahit, cennet bahçesinde de olsan, bu âlemden şarapsız çıktıysan sana vuslat yoktur.
5. İşretsiz ve rüyetsiz (Allah'ı görmenin olmadığı) bir cennet, talep sahibi rintlere bir bela zindanıdır.
6. Ey heyet (astronomi) anlatan âlim, meyhanedeki hikmetin bağışladığı zevk derslikte yoktur.
7. Ey Mîr Nigârî, bu, dünya meyhanesinde Hudâ'nın bir bağışıdır; şarap içmekte bir illet yoktur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Son beyitteki "‘illet" kelimesi fıkıh dilinden gelir. İslâm hukukunda illet, bir hükmün dayandığı sebeptir; şarabın yasaklanmasının illeti de sarhoş etmesidir. Nigârî "mey-hârlığa ‘illet yok", şarap içmekte illet yoktur der. Söz iki türlü anlaşılabilir: gündelik anlamıyla "bir kusur, bir hastalık yoktur"; fıkhî anlamıyla ise burada sözü edilen şarabın yasağa konu olan sebebi taşımadığı. Meyhane, "dünya meyhanesi"dir ve oradaki şarap Hudâ'nın bağışıdır; bu şarabın sarhoşluğu yasağın kapsamına girmez. Şair bir hukuk terimini kendi meyhanesinin savunmasında kullanır.
Gazel zahide bir davettir. İlk beyitte ona "‘uzlet", inziva köşesinden çıkması söylenir; meyhane cenneti kıskandıran bir işret evidir. İkinci beyitte meyhanenin şahı salâ verir. Salâ, camilerden okunan bir çağrıdır; burada meyhaneden yükselir. Üçüncü beyitteki "daireye gir, devr it" sözü hem kadehin dolaştığı halkayı hem de dönülerek yapılan zikir devranını çağrıştırır.
Dördüncü ve beşinci beyitler zahidin beklediği cenneti sorgular. Bu dünyadan şarapsız, yani aşksız çıkan biri cennet bahçesine girse bile vuslata erişemez. İşretsiz ve "rü’yet"siz bir cennet, rintler için bir zindandır. Rü’yet, kelâmda müminlerin ahirette Allah'ı görmesidir; âşık için cennetin değeri bu görmeye bağlıdır. Altıncı beyitte sözü edilen "‘âlim-i hey’et-gû", gökleri ve yıldızları anlatan heyet, yani astronomi âlimidir; meyhanedeki hikmetin verdiği zevk onun ders odasında bulunmaz. Kafiyede "-et" ile "-at" birbirine karışır (cennet, fırsat, minnet, vuslat, rü’yet, hikmet, ‘illet); dizi zahide vaat edilen cennetle açılır, fıkhın illetiyle kapanır. Gazel "mef‘ûlü mefâ‘îlün mef‘ûlü mefâ‘îlün" kalıbıyla yazılmıştır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 74, s. 55-56. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






