Özgün Metin
Vezin: Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün
Dilâ kıssa-i Ferhâd ile Mecnûnı güzel yâd it
Gezerken kûh u sahrâ dâmenin dut âh u feryâd it
Cihan-sûz eyle bir feryâd kıl kim yansun ‘âlemler
Yakılsun mülk-i mihnet külbe-i hicrânı berbâd it
Meger yok ey büt insâfın ki bir dem dimezsin kim
Felekde incidir âhın mesîhânı yeter dâd it
Ser-i kûyunda sor üftâdeler hâlin ki ey zâlim
Yeter bîdârlık bunca gel imdi terk-i bî-dâd it
Harâb-ı çeşm-i humârım nazar kıl ey gözüm bir dem
Serâ-yı gönlümü berbâd kılmış firkat âbâd it
Kılup terk-i vera‘ rüsvâ-yı ‘âlem ol ki ‘âlemde
Garaz bir ad imiş Mîr Nigârî sen de bir ad it
Tutup dâmân-ı rüsvânı çeküp bâde-i sevdânı
Düşüp meyhâne küncünde harâbât ehlin irşâd it
Salup raht-ı ikâmet hâb-gâh-ı Rûmda eğlenme
Kemâlât ehli yok bu yerde ‘azm-i hâk-i Bağdâd it
Beni mahrûm idüp mağmûm kılma bir kerîmâne
İlâhî gonçe-i ümmîdimi keşf eyle dilşâd it
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gönül, Ferhat ile Mecnun'un hikâyesini güzelce an; dağı çölü gezerken ah ve feryadın eteğini tut.
2. Dünyayı yakan bir feryat kopar ki âlemler yansın; mihnet ülkesi yakılsın, hicran kulübesini yık.
3. Ey put, meğer insafın yok ki bir an olsun "ahın felekte Mesih'i incitiyor, yeter, sana hakkını vereyim" demiyorsun. (Beyit yaklaşık olarak anlaşılmıştır.)
4. Ey zalim, mahallenin başında düşkünlerin hâlini sor; bu kadar uykusuzluk yeter, artık gel, zulmü bırak.
5. Ey gözüm, mahmur gözün yıktığı (gönlüme) bir an bak; ayrılık gönlümün sarayını yıkmış, onu mamur et.
6. Verâyı bırakıp dünyaya rüsvay ol; çünkü dünyada maksat bir ad imiş; Mîr Nigârî, sen de bir ad edin.
7. Rüsvaylığın eteğini tutup sevda badesini çekerek meyhanenin köşesine düş, harabat ehline yol göster.
8. Rum'un uyku yerinde ikamet yükünü indirip oyalanma; burada kemal ehli yok, Bağdat toprağına yönel.
9. İlahî, beni mahrum edip gamlı kılma, bir kerem et; ümit goncamı aç, beni sevindir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Sekizinci beyit, gazelin aşk dilinden bir an çıkıp yeryüzüne baktığı yerdir: "Rum'un uyku yerinde yükünü indirip oyalanma; burada kemal ehli yok, Bağdat toprağına yönel." Rum, eski coğrafya dilinde Anadolu'nun adıdır; Nigârî hayatının son otuz yılını Amasya ve Merzifon'da, yani Rum diyarında geçirmiştir. Bağdat ise onun için iki ayrı anlam taşır. Nakşibendîliğin Hâlidiyye kolu, adını Bağdat ve Süleymaniye çevresinde yetişen Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'den alır; Nigârî'nin şeyhi İsmâil Şirvânî de onun halifesidir. Bağdat, Fuzûlî'nin de şehridir; A. Azmi Bilgin, Nigârî'nin kendini Fuzûlî'ye benzettiğini, Karabağ'ı Bağdat diyarı hâline getirdiğini söylediği bir beyte dikkat çeker. Beytin hangi Bağdat'ı kastettiği söylenemez; ama "kemâlât ehli yok bu yerde" sözü, şairin Anadolu'daki çevresiyle yaşadığı gerginliği düşündürür.
Gazelin ikinci ağırlık noktası irşat kelimesidir. Yedinci beyitte gönle rüsvaylığın eteğini tutup meyhane köşesine düşmesi ve "harâbât ehlin irşâd", harabat ehline yol göstermesi söylenir. İrşat, bir şeyhin müritlerini yetiştirmesinin adıdır. Bir Nakşibendî şeyhi, meyhaneye düşüp orada yol göstermeyi kendi gönlüne görev olarak verir. Altıncı beyitteki "Garaz bir ad imiş", divanın bir önceki sayfalarındaki "kendine bir ad it" öğüdünü tekrarlar.
Dördüncü beyitte bir cinas vardır: "bîdârlık", uyanıklık, uykusuzluk ile "bî-dâd", zulüm, ses bakımından birbirine yakındır; şair sevgiliye uykusuzluğu ve zulmü aynı anda bırakmasını söyler. Sekizinci beyitteki Bağdâd da "-âd" kafiyesinin bir halkasıdır; yâd, feryâd, berbâd, dâd, bî-dâd, âbâd, ad, irşâd, Bağdâd ve dilşâd kelimelerinin ardından her beyitte "it" redifi gelir. Kalıp dört "mefâ‘îlün"den oluşur.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 77, s. 56-57. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
- A. Azmi Bilgin, "Hamza Nigârî'nin Hayatı, Eserleri ve Edebî Kişiliği", Nigârî Dîvânı içinde, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 5-6, 9. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






