Özgün Metin
Vezin: Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün
Güzergâhındadır gülzâr-ı kûy-i gül-‘izâr elbet
Sabâ benden niyâz it öp ayağın sad hezâr elbet
Reh-i sevdâdan ey dil geçme gel zîrâ ki bir vakti
Kılar cevlân nazar-gâhında ol gülgûn-süvâr elbet
Eger bezm içre yokdur sûziş-i mey-hârlar ammâ
Ne gam zîrâ gelür bir vakt nigâr-ı tâb-dâr elbet
Murâdın hâsıl ey dil ni‘met-i uzmâlara nâil
Olursun kim irer bir peyk ü mürg-i tâc-dâr elbet
Nidâ eylerse erbâb-ı gönül bir dem hulûsâne
Gelür cânib-i dilberden sadâ-yı sad hezâr elbet
Tahammül bâyed ey dil sûre-i Yûsuf sana kâfî
Ümîdin kesmegil Hak'tan olursun kâm-kâr elbet
Ger ey Mîr Nigârî gam yedinse şâdımân ol kim
Gelür sayyâd-ı ikbâlin elinde bir şikâr elbet
Günümüz Türkçesiyle
1. Gül yanaklının mahallesinin gül bahçesi elbette onun geçeceği yoldadır; ey saba, benden niyaz et, ayağını yüz bin kez öp.
2. Ey gönül, sevda yolundan vazgeçme, gel; çünkü o gül renkli atlı bir vakit elbette senin bakış yerinde dolaşacaktır.
3. Mecliste şarap içenlerin yanışı yoksa da gam değil; çünkü bir vakit parlak saçlı sevgili elbette gelir.
4. Ey gönül, muradın hâsıl olur, büyük nimetlere erersin; çünkü bir haberci, taçlı bir kuş elbette ulaşır.
5. Gönül ehli bir an içtenlikle seslenirse, sevgili tarafından elbette yüz bin ses gelir.
6. Ey gönül, sabretmek gerek, Yusuf suresi sana yeter; Hak'tan ümidini kesme, elbette muradına erersin.
7. Ey Mîr Nigârî, gam yediysen sevinçli ol; çünkü ikbal avcısı elinde bir av ile elbette gelir.
Edebî ve Tarihî Yorum
"Elbet" redifi gazelin bütün beyitlerine bir kesinlik verir ve bu kesinlik, divanın bu bölümündeki gazellerin çoğundan farklı olarak umuda yöneliktir. Her beyitte bir bekleyiş ve bir müjde vardır: sevgili bir vakit gelecek, haberci ulaşacak, ses cevap bulacak, ikbal avcısı elinde bir avla dönecektir. Gazel, ayrılık şikâyetlerinden sonra bir teselli şiiri gibi okunur.
Altıncı beyit bu umudun dayanağını Kur'an'dan alır: "sûre-i Yûsuf sana kâfî", Yusuf suresi sana yeter. Yusuf suresinde Hz. Yakup oğlundan yıllarca ayrı kalır, gözleri ağlamaktan ak olur, ama "sabr-ı cemîl", güzel sabır der ve sonunda oğluna kavuşur. Şair gönlüne bu hikâyeyi hatırlatır: tahammül etmek gerekir, Hak'tan ümit kesilmez. Kur'an'ın "en güzel kıssa" diye andığı bu hikâye, divan şiirinde ayrılığın ve kavuşmanın en bilinen örneğidir.
Dördüncü beyitteki "mürg-ı tâc-dâr", taçlı kuş, hüdhüdü hatırlatır. Neml suresinde hüdhüd, Hz. Süleyman ile Sebe melikesi arasında haber taşıyan kuştur ve başındaki tepeliği yüzünden divan şiirinde taçlı kuş diye anılır. Nigârî'nin divanında Attâr'ın hüdhüdü de anılmıştı; burada hüdhüd, sevgiliden haber getirecek müjdeci olur. Birinci beyitte saba rüzgârı da aynı işi görür: âşığın niyazını götürür, sevgilinin ayağını öper. "-âr" kafiyesinde hezâr iki kez kullanılır; ona süvâr, tâb-dâr, tâc-dâr, kâm-kâr ve şikâr eşlik eder.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 78, s. 57-58. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






