Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün
Bî-çârelerin derdine bir çâre kıl ey dost
Ok-ıla cigerin[i] sad pâre kıl ey dost
Besdir bu çekdüğümüz ‘akıl cefâsın
Algil bizi sahrâ-nişîn âvâre kıl ey dost
Al cânımızı söylerüz ammâ dimeyüz biz
Ruhsârını gizle günümüz kara kıl ey dost
Sûzânedir ol âteş-i hicrânına yanmış
Dîdârıla bir lutf dil-i zâre kıl ey dost
Dîdârına müştâkdır ‘aynım nigerândır
Bir nîm nazar âşık-ı dîdâra kıl ey dost
Müştâk-ı cemâlin seni ister bir inâyet
Ol tâlib-i dîdâr-ı vefâdâra kıl ey dost
Al cânımı bir cilve ile bile bir ikrâm
Bu Mîr Nigârîyi taleb-kâre kıl ey dost
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey dost, çaresizlerin derdine bir çare kıl; ciğerimizi okla yüz parça kıl.
2. Aklın cefasını bu kadar çektiğimiz yeter; ey dost, bizi alıp çölde oturan bir avare kıl.
3. "Canımızı al" deriz, ama "yanağını gizle, günümüzü kara kıl" demeyiz, ey dost.
4. Senin ayrılık ateşinde yanmış o gönül yakıcıdır; ey dost, inleyen gönle yüzünü göstererek bir lütuf kıl.
5. Gözüm yüzüne hasrettir, yoluna bakıp durur; ey dost, yüzüne düşkün âşığa yarım bir bakış kıl.
6. Cemalinin hasreti olan (âşık) senden bir inayet ister; ey dost, yüzünü isteyen o vefalıya (bir inayet) kıl.
7. Bir cilveyle canımı al, bununla birlikte bir ikram da et; ey dost, bu Mîr Nigârî'yi talep edenlerden kıl.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazel "ey dost" redifiyle kurulmuştur ve bu hitabın tasavvuf şiirinde kendine ait bir geçmişi vardır. Dost, Yunus Emre'den bu yana Türk tasavvuf şiirinde Allah için kullanılan en sıcak isimlerden biridir; aynı kelime dünyevî sevgili için de kullanılabildiği için şiir iki okumaya da açık kalır. Nigârî'nin gazelinde yedi beyit boyunca dosttan istenenler sıralanır: çare, okla parçalanan ciğer, avarelik, lütuf, yarım bir bakış, inayet ve sonunda can alınırken bir ikram.
İkinci beyit aklı bir yük olarak gösterir: "Aklın cefasını bu kadar çektiğimiz yeter." Âşık dosttan onu çölde oturan bir avareye çevirmesini ister. Bu, Mecnun'un yoludur; akıl bırakılır ve çöl, sevgiliye yakınlığın yeri olur. Divan şiirinde akıl ile aşk çoğu zaman karşı karşıya konur ve aşk tarafı tutulur; Nigârî burada aklı bir cefa, deliliği bir kurtuluş olarak adlandırır.
Üçüncü beyit gazelin en ince ayrımını yapar. Âşık dosta "canımızı al" demeye razıdır, ama "yanağını gizle, günümüzü kara kıl" demez. Ölüm kabul edilir, sevgilinin yüzünü saklaması kabul edilmez; yüzün görünmemesi ölümden daha karanlık bir gündür. Beşinci beyitte istek bir "nîm nazar", yarım bir bakışa iner; âşığın beklentisi alçalır, ama yalvarış derinleşir. Matladaki çâre ve pâre'den son beyitteki taleb-kâre'ye kadar kafiye "-âre" sesini korur; âvâre, kara, zâre, dîdâra ve vefâdâra da aynı sese bağlanır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 80, s. 58-59. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






