Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlün Mef‘ûlü Mefâ‘îlün
Ben ‘âşık-ı şeydâyam şeydâlığıma rahm it
Bî-mûnis-i tenhâyam tenhâlığıma rahm it
Lutf eylegil ey cânân al gel elimi bir an
Üftâde vü bî-pâyam bî-pâlığıma rahm it
Gönlüm ser-i kûyunda bir zerre makâm ister
İkrâm eyle bî-câyem bî-câlığıma rahm it
Mihnet-zede-em ey cân yokdur bana bir dermân
Şâd eyle beni bir ân gam-hâlığıma rahm it
Ser-geşte-i sevdâyam âvâre-i sahrâyam
Hercâ-yı sabâ-sâyam hercâlığıma rahm it
Dîvâne-i bî-âram Ferhâd-ı Şirîn-kâram
Ser-mest-i kadeh-hâram rüsvâlığıma rahm it
Üftâde vü bî-hâlem bî-şeh-per-i bî-bâlem
Lâlâ-yı kuhen-sâ[l]am lâlâlığıma rahm it
Ey hûrşîd-i rahşânım ey şem‘-i şebistânım
Pervâne-i pervâyam pervâlığıma rahm it
Ey Mîr Nigârî di ol serv-i gül-endâma
Men ‘âşık-ı şeydâyam şeydâlığıma rahm it
Günümüz Türkçesiyle
1. Ben çılgın bir âşığım, çılgınlığıma acı; avuntusuz ve yalnızım, yalnızlığıma acı.
2. Ey canan, lütfet, gel bir an elimi tut; düşkün ve güçsüzüm, güçsüzlüğüme acı.
3. Gönlüm mahallenin başında zerre kadar bir yer ister; ikram et, yersizim, yersizliğime acı.
4. Ey can, mihnete uğramışım, bana bir derman yok; beni bir an sevindir, gam yiyişime acı.
5. Sevdanın başı dönmüşüyüm, çöllerin avaresiyim; saba gibi her yere uğrayanım, başıboşluğuma acı.
6. Huzursuz bir divaneyim, tatlı işler gören (Şirin'in) Ferhat'ıyım; kadeh içen bir sarhoşum, rüsvaylığıma acı.
7. Düşkün ve hâlsizim, kanadım, tüyüm yok; yaşlı bir lalayım, lalalığıma acı.
8. Ey parıldayan güneşim, ey gece odamın mumu; tutku pervanesiyim, pervaneliğime acı.
9. Ey Mîr Nigârî, o gül bedenli serviye de ki: ben çılgın bir âşığım, çılgınlığıma acı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Matla beytinin iki mısraı ile öteki beyitlerin ikinci mısraları aynı kalıpla kurulmuştur: önce bir sıfat söylenir, sonra aynı sıfat "-lığıma rahm it", şu hâlime acı diye tekrar edilir. "Şeydâyam, şeydâlığıma rahm it" (çılgınım, çılgınlığıma acı), "tenhâyam, tenhâlığıma rahm it" (yalnızım, yalnızlığıma acı). Dokuz beyit boyunca âşık kendini çılgın, yalnız, güçsüz, yersiz, gamlı, avare, rüsvay, yaşlı ve pervane olarak tanıtır ve her seferinde aynı merhamet dileğini yineler. Bu tekrar, bir yakarışın ritmini taşır ve topluca okunmaya uygun bir yapı kurar.
Son beyit gazeli kendi başına döndürür. Şair kendine seslenir: o gül bedenli serviye şunu söyle. Söylenecek söz, gazelin ilk mısraıdır: "Men ‘âşık-ı şeydâyam, şeydâlığıma rahm it." İlk mısraın son beyitte yeniden gelmesi şiiri bir halka gibi kapatır. Son mısradaki "men" (ben), ilk mısradaki "ben"in Azerbaycan Türkçesindeki karşılığıdır; aynı söz iki ağızda iki biçimde söylenir.
Yedinci beyitteki "lâlâ-yı kuhen-sâl", yaşlı lala, beklenmedik bir kendini tanıtmadır. Lala, Osmanlı sarayında şehzadelerin terbiyesiyle görevlendirilen yaşlı ve güvenilir hizmetkârın adıdır. Âşık kendini sevgilinin hizmetinde yaşlanmış bir lala gibi görür; kanadı ve tüyü dökülmüş bir kuş gibi güçsüzdür. Neşirde "kuhen-sâ[l]am" kelimesindeki "l" harfi köşeli ayraçla verilmiştir; Bilgin bu işaretle kendi eklemelerini gösterdiğini girişte belirtir. Neşirde gazelin ölçüsü "mef‘ûlü mefâ‘îlün mef‘ûlü mefâ‘îlün" olarak verilmiştir.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 83, s. 60-61. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
- A. Azmi Bilgin, "Divan Nushalarının Tanıtılması", Nigârî Dîvânı içinde, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 4. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






