Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

Şehdâb-ı leb-i la‘lini ihsân eyle ey dost
Müştâk-ı ciger-sûzımı reyyân eyle ey dost
Keşf eyle ruhun ‘âşık-ı dîdârı söndür
Bu ni‘met-i uzmâ ile mihmân eyle ey dost
Ser-çeşme-i la‘linle ciger-gâhımı kandır
Al cânımı dök kanımı kurbân eyle ey dost
Dâg-ı dil-i mecrûhuma şehdâb-ı lebinden
Bir katre-i cân-bahş ile dermân eyle ey dost
Bir kâse-i ser-şâr ile mest eylegil âhir
Öldür beni dîdâr ile handân eyle ey dost
Sâbit-kadem it şâm u seher bâğ-ı kûyunda
Şerh eyle dili bülbül-i hoş-hân eyle ey dost
Her şâm u seher vasf-ı dil-âvîz-i lebinle
Bu Mîr Nigârîyi dür-efşân eyle ey dost

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey dost, la'l dudağının bal suyunu ihsan et; ciğeri yanmış özlemciyi suya kandır.

2. Yüzünü aç, yüzünü görmek isteyen âşığın ateşini söndür; ey dost, onu bu büyük nimetle konuk et.

3. Ey dost, la'l dudağının pınar başıyla ciğerimi kandır; canımı al, kanımı dök, beni kurban et.

4. Ey dost, yaralı gönlümün dağına dudağının bal suyundan can bağışlayan bir damlayla derman et.

5. Ey dost, sonunda beni dolu bir kâseyle sarhoş et; beni yüzünle öldür, güler yüzlü kıl.

6. Ey dost, beni sabah akşam mahallenin bahçesinde sebatlı kıl; gönlümü aç, beni güzel öten bir bülbül et.

7. Ey dost, bu Mîr Nigârî'yi her sabah akşam dudağının gönül çeken vasfıyla inci saçan kıl.

Edebî ve Tarihî Yorum

Gazelin bütün imgeleri susuzluk ve suya bağlanır. "Şehdâb", bal suyu; "reyyân", suya kanmış; "ser-çeşme", pınar başı; "katre", damla. Âşığın ciğeri yanmış, susuzluktan kavrulmuştur ve sevgilinin dudağından gelen bir damla bile can bağışlar. Ciğerin yanması ve susuzluk, divan şiirinde ayrılık acısının en eski anlatımlarındandır; Nigârî bu acıya her beyitte aynı kaynaktan bir çare ister: sevgilinin dudağı.

"Ey dost" redifi, divanın bir önceki gazellerinden birinde olduğu gibi burada da hitabı Allah'a ve sevgiliye aynı anda açık tutar. İkinci beyitte istenen, yüzün açılmasıdır ve bu açılış "ni‘met-i uzmâ", en büyük nimet olarak anılır; âşık o nimetle konuk edilecektir. Tasavvufta Allah'ın cemalini görmek, cennet nimetlerinin en büyüğü sayılır; beytin dili bu düşünceye yakındır.

Beşinci beyit ölümü sevinçle birleştirir: sevgili âşığı dolu bir kâseyle sarhoş etsin, yüzüyle öldürsün ve onu "handân", güler yüzlü kılsın. Altıncı beyitteki "şerh eyle dili", gönlü açmak, İnşirah suresinin göğsü açma duasını hatırlatır ve divanda başka yerlerde de karşımıza çıkar; açılan gönül, güzel öten bir bülbüle döner. Son beyitte bu bülbülün sesi şiirdir: şair, sevgilinin dudağını vasfederken inci saçar. Kafiye ihsân ile başlayıp şairin inci saçtığı dür-efşân ile biter; reyyân, mihmân, kurbân, dermân, handân ve hoş-hân da aynı "-ân" sesindedir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar