Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Ol gice kim ser-i zülfünle geçürdüm evkãt
Leyle-i kadr imiş ol virdi bana tâze berât
Müşk-efşânlık ider bâd-ı seher ey gül-ter
Gâlibâ ‘anber-i kâkülden alupdur nefehât
Koyma ey pâdişehim dâire-i hayretde
Kılmagil gönlümü bî-çâre ser-â-sîme vü mât
Miskînem hâcetim ol gãyete yanmışdır kim
Ne olur hâlim eger virmeye hüsnün sadakât
Muztarib olmaz idim bâdiye-i sevdâda
Virmeseydi eger ey mâh tecellin harekât
Ey demi nefs-i Mesîhâya viren kuvvet-i rûh
Cür‘a-i câm-ı lebinden dilerim tâze hayât
‘Aks-i ruhsârını gösterdi ‘ızâr-ı dildâr
Sana yüz açdı bugün Mîr Nigârî mir’ât

Günümüz Türkçesiyle

1. Zülfünün ucuyla vakit geçirdiğim o gece Kadir gecesiymiş; bana yeni bir berat verdi.

2. Ey taze gül, seher rüzgârı misk saçıyor; galiba kâkülünün amberinden kokular almış.

3. Ey padişahım, beni hayret dairesinde bırakma; gönlümü çaresiz, şaşkın ve mat kılma.

4. Miskinim, ihtiyacım o kadar yanmıştır ki güzelliğin sadaka vermezse hâlim ne olur.

5. Ey ay, tecellin (bana) hareket vermeseydi sevda çölünde ıstırap çekmezdim.

6. Ey nefesi Mesih'in nefesine ruh gücü veren, dudağının kadehinden bir yudumla taze hayat dilerim.

7. Sevgilinin yanağı yanağının yansımasını gösterdi; ey Mîr Nigârî, bugün ayna sana yüz açtı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Matla beyti iki mübarek geceyi bir aşk gecesine bağlar. Sevgilinin zülfünün ucuyla geçen gece "Leyle-i kadr", Kadir gecesi çıkmıştır; Kur'an'ın Kadir suresinde bin aydan hayırlı olduğu bildirilen gecedir bu. O gece âşığa "tâze berât" vermiştir. Berat, padişahın verdiği ferman ve imtiyaz belgesidir, ama aynı kelime günahlardan kurtuluşun müjdelendiğine inanılan Berat gecesinin de adıdır. Kadir ile Berat, İslâm takviminin iki kandil gecesi olarak tek beyitte buluşur; ikisi de bu sefer bir zülfün karanlığında yaşanmıştır. Zülfün siyahlığı ile gecenin karanlığı arasındaki benzerlik, divan şiirinde zülfe "şeb", gece denmesinin de sebebidir.

Dördüncü beyit divanda daha önce kurulmuş bir hesabı yineler: güzellik bir zenginliktir ve sahibi yoksula sadaka vermelidir. Âşık kendini "miskîn", yoksul olarak tanıtır ve güzelliğin sadakası verilmezse hâlinin ne olacağını sorar. Beşinci beyitteki "tecellî", Allah'ın varlığını göstermesi, kendini belli etmesi anlamında bir tasavvuf terimidir; şair sevda çölündeki ıstırabını bu tecellinin verdiği harekete bağlar.

Son beyit bir ayna sahnesiyle biter. Sevgilinin yanağı, yanağının yansımasını göstermiştir ve şair kendine "bugün ayna sana yüz açtı" der. Tasavvufta gönül, ilahî güzelliğin yansıdığı bir aynaya benzetilir; ayna yüz açtığında âşık sevgilinin aksini kendi içinde görür. Gazelin "-ât" kafiyesi ayna anlamındaki mir’ât ile kapanır; öncesinde evkãt, berât, nefehât, mât, sadakât, harekât ve hayât gelir. Ölçü "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün"dür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar