Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

Cennetde olursam eger ey hûrî-kıyâfet
Billâh ki sensiz yine sönmez bu harârât
Bir cünbiş ile yakdı evim eyledi berbâd
Âyâ bu ne kãmet ne kıyâmet ne kıyâfet
Agyâr gözün remzini fehm eylemez itme
Mey-hâr degül anlamaz ol bilmez işârât
Her şey’ ki bî-mevzi‘dir ‘ayn-ı hatâdır
Zühhâda kaş oynatma degül ârif-i hikmet
Berbâd eyle variyyetini ben gibi yandır
Pervâne kıl agyârları ey gözü âfet
Düşnâm-ıla güftârını almış yine cânân
Besdir bize ey Mîr Nigârî bu şerâfet

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey huri kılıklı, cennette olsam bile, Allah için, sensiz bu hararet yine sönmez.

2. Bir kıpırtıyla evimi yaktı, berbat etti; acaba bu ne boy, ne kıyamet, ne kılık.

3. Ağyar gözünün işaretini anlamaz, (ona işaret) etme; o şarap içen biri değildir, anlamaz, işaretleri bilmez.

4. Yersiz olan her şey hatanın ta kendisidir; zahitlere kaş oynatma, onlar hikmet bilen değildir.

5. Ey gözü afet, onların varlığını berbat et, benim gibi yak; ağyarı pervane et.

6. Ey Mîr Nigârî, canan yine sözüne sövgü katmış; bu şeref bize yeter.

Edebî ve Tarihî Yorum

İkinci beyitte divan şiirinin en sevilen söz oyunlarından biri vardır: "Âyâ bu ne kãmet ne kıyâmet ne kıyâfet." Kâmet, boy bos; kıyamet, dünyanın sonu ve büyük kargaşa; kıyafet ise görünüş, kılıktır. İlk iki kelime aynı Arapça kökten gelir ve ses bakımından neredeyse aynıdır; sevgilinin boyu, ayağa kalkışıyla bir kıyamet koparır. Nigârî bu ikiliye üçüncü bir kelime, kıyafet ekleyerek üçlü bir ses zinciri kurar. Sevgilinin tek bir kıpırtısı âşığın evini yakmaya yetmiştir.

İşaret dili üçüncü ve dördüncü beyitlerin konusudur. Sevgilinin gözü bir "remz", işaret verir, ama ağyar bu işareti anlamaz, çünkü "mey-hâr", şarap içen biri değildir. İşaretleri ancak aynı meclisin insanları çözebilir. Dördüncü beyit bunu bir ilkeye bağlar: "Her şey ki bî-mevzi‘dir ‘ayn-ı hatâdır", yersiz olan her şey hatanın kendisidir. Zahide kaş oynatmak, yani ona işaret vermek de yersizdir, çünkü o hikmet bilen biri değildir. Divan şiirinin ve tasavvufun ortak bir düşüncesi olan "sırrı ehline söylemek" burada sevgilinin bakışına uygulanır.

Son beyit divanın başka bir gazelinde de görülen bir sevinci tekrarlar: sevgili âşığa sövmüştür, ama sövgü bile onun sözüdür ve âşık için bir şereftir. Beşinci beyitte ise sevgiliden ağyarı da yakması, onları pervaneye çevirmesi istenir. Kafiye "kıyâfet, işârât, hikmet, âfet, şerâfet" kelimelerinde ve matladaki "harârât" ile kurulur; bu bölümün gazellerinde "-ât" ve "-et" sesleri yan yana kafiye olarak kullanılır. Altı beyit "mef‘ûlü mefâ‘îlü mefâ‘îlü fe‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar