Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün
‘Uşşâk ile [ey] vâ‘iz-i bed-gû ne ‘adâvet
Oydun yine şeytâna şerâret ne şerâret
Bî-câ yere erbâb-ı dilin gönlünü yıkdın
Ka‘beye taş atdın bu şekâvet ne şekâvet
Ehl-i hakka nâ-hak yere bed-gûluk idersin
Geçmiş meger ol gerdânına tavk-ı dalâlet
Azdın ne ‘aceb fikr-i enâniyyete düşdün
Vesvâslık itdin bu sefâhet ne sefâhet
Güftâr ile bir yer yine dûzahta kazandın
Ey muğrik-ı deryâ-yı dalâlet ne kabâhet
Ey tâli‘i bed ü cîfe-hâr ey cehl-i mürekkeb
‘Uşşâk ile uğraşmadır elbette gavâyet
N’oldu ‘acabâ böyle ki hezyâna girişdin
Yetmez mi ki ey bîhude-gû bunca betâlet
Tut dâmen-i ehl-i dili tevbe-i nasûh it
İhlâs ile tâ çekmeyesin dâg-ı nedâmet
Ey Mîr Nigârî yine şeytâna taş atdın
Dökdün gözünü gör bu sa‘âdet ne sa‘âdet
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey kötü sözlü vaiz, âşıklarla bu düşmanlık ne; yine şeytana uydun, bu ne şerlilik, ne şerlilik.
2. Gönül ehlinin gönlünü boş yere yıktın; Kâbe'ye taş attın, bu ne bedbahtlık, ne bedbahtlık.
3. Hak ehline haksız yere kötü söz söylüyorsun; meğer boynuna sapkınlık halkası geçmiş.
4. Azdın, ne şaşılacak, benlik düşüncesine düştün; vesvesecilik ettin, bu ne beyinsizlik, ne beyinsizlik.
5. Sözlerinle yine cehennemde bir yer kazandın; ey sapkınlık denizinde boğulan, ne çirkinlik.
6. Ey talihi kötü, leş yiyici, ey bilmediğini bilmeyen; âşıklarla uğraşmak elbette azgınlıktır.
7. Acaba ne oldu ki böyle saçmalamaya giriştin; ey boş konuşan, bu kadar boşluk yetmez mi?
8. Gönül ehlinin eteğini tut, nasuh tövbesiyle tövbe et; ihlasla (tövbe et) ki pişmanlık dağı çekmeyesin.
9. Ey Mîr Nigârî, yine şeytana taş attın, gözünü çıkardın; gör, bu ne mutluluk, ne mutluluk.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bu gazel divandaki vaiz tartışmalarının en sertidir ve bir hiciv dilinde yazılmıştır. Neredeyse her beyit bir suçlamayla biter ve suçlama "bu ne ..., ne ..." kalıbıyla tekrarlanır: "şerâret ne şerâret", "şekâvet ne şekâvet", "sefâhet ne sefâhet". Vaiz şeytana uymuş, sapkınlık halkasını boynuna takmış, "cehl-i mürekkeb", bileşik cehalet içine düşmüştür. Bileşik cehalet, mantık ve kelâm kitaplarında insanın bilmediği hâlde bildiğini sanması, yani bilmediğini de bilmemesi diye tarif edilir. Hüsameddin, Nigârî'nin Amasya ulemasına yönelttiği sert hicivlerden ve aralarındaki büyük tartışmadan söz eder. Bu gazelin ne zaman ve kime yazıldığı bilinmez, ama o tartışmanın diline tanıklık eder.
İkinci beyitteki suçlama bir benzetmeye dayanır: vaiz gönül ehlinin gönlünü yıkmıştır ve bu, "Kâbe'ye taş atmak"tır. Gönlün Allah'ın evi, Kâbe gibi kutsal olduğu düşüncesi tasavvuf şiirinde sık işlenir. Son beyit bu benzetmeyi tersine çevirir. Hac sırasında hacılar Mina'da şeytanı temsil eden taşlara taş atarlar; şair, vaize karşı yazdığı bu gazelle "yine şeytana taş attığını" söyler. Vaiz Kâbe'ye taş atmıştır, şair ise şeytana; gazel bir hac sahnesiyle kapanır ve şair bunu bir "sa‘âdet", mutluluk olarak sunar.
Sekizinci beyit yine de bir kapı açık bırakır: vaiz gönül ehlinin eteğini tutar ve "tevbe-i nasûh", Tahrîm suresinde anılan içten ve dönüşsüz bir tövbe ederse pişmanlıktan kurtulabilir. Hiciv, bir öğütle yumuşar. "-et" kafiyesinin sözleri neredeyse bir kusurlar listesidir: ‘adâvet, şerâret, şekâvet, dalâlet, sefâhet, kabâhet, gavâyet, betâlet, nedâmet. Diziden ayrılan tek kelime sondaki sa‘âdet'tir. Gazel "mef‘ûlü mefâ‘îlü mefâ‘îlü fe‘ûlün" kalıbındadır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 89, s. 64. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, s. 270-300 (e-kitap s. 87-95). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page87.html
Çevrimiçi kaynaklar
![Gazel 85 — ‘Uşşâk ile [ey] vâ‘iz-i bed-gû ne ‘adâvet](https://amasya05.com/storage/gallery/9e2b7e1d8926436b21885df248de8039.jpg)





