Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Sandılar ehl-i dilin zârın ‘abes ey sâkî
Kâr-ı peymâne-i ser-şârın abes ey sâkî
Kadeh-endâzlar içre eyle devrân eyle
Bilsün erbâb-ı vera‘ kârın ‘abes ey sâkî

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey sâkî, gönül ehlinin inleyişini boş sandılar; dolu kadehinin işini boş sandılar.

2. Ey sâkî, kadeh içenler arasında kadehi dolaştır, devran et; verâ ehli kendi işinin boş olduğunu bilsin.

Edebî ve Tarihî Yorum

Dörtlüğün kafiyesi tek bir kelimenin tekrarına dayanır: "‘abes", boş, faydasız, anlamsız. Kelime üç mısrada redif "ey sâkî"den hemen önce gelir ve her seferinde başka bir şeye yöneltilir. İlk iki mısrada dışarıdakilerin yargısı söylenir: gönül ehlinin inleyişini ve sâkînin dolu kadehini boş sandılar. Dördüncü mısrada aynı kelime geri döner ve bu kez "erbâb-ı vera‘", şüpheli olandan titizlikle kaçınanlar için kullanılır: kendi işlerinin boş olduğunu onlar bilsin. Yargı, onu verenlerin üstüne çevrilir.

Üçüncü mısradaki "devrân eyle", kadehi dolaştır demektir, ama devran kelimesi zikir halkasında dönerek yapılan zikri de hatırlatır. Kadehin dolaşması, meclisin dönmesi ve inlemenin sesi bir araya geldiğinde, verâ ehlinin boş saydığı şeyin bir ibadet meclisine benzediği görülür. Pervane Bayram, Nigârî'nin sâkî rubailerinin hepsinin birer küçük sâkînâme olduğunu belirtir.

Te bölümünün sonuna konan iki rubaiden ilki budur. Neşirde "Rubâî" başlığıyla verilmiştir ve kafiyesi, divanın düzenine uygun olarak, bir sonraki bölümün harfiyle, se ile biter; "‘abes" kelimesi Arapçada se harfiyle yazılır. Hemen ardından "Harfü's-sâ", se harfiyle biten gazeller gelir. Dörtlük remelin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıyla söylenmiştir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar