Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Eylegil mey lebinden bize bahs ey sâkî
Yaramaz özgeden itmek size bahs ey sâkî
Kıl atâ şehd-i lebinle mezeyi cânımıza
Eylegil şâm u seher yüzyüze bahs ey sâkî

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey sâkî, bize dudağının şarabından bahset; başkasından söz etmek size yaramaz.

2. Ey sâkî, dudağının balıyla canımıza meze bağışla; sabah akşam yüz yüze söyleş.

Edebî ve Tarihî Yorum

Dörtlüğün kafiye kelimesi "bahs"tir ve her mısra bu kelimeyle, ardından "ey sâkî" rediflerine bağlanır. Bahs, Arapçada araştırmak, tartışmak demektir; medrese geleneğinde bir konunun karşılıklı tartışılmasına, ilmî münazaraya bahs denir. Şair bu kelimeyi meyhaneye taşır ve sâkîden yalnızca bir konuda bahs açmasını ister: dudağının şarabı. Başka konularda konuşmak "size yaramaz"; meclisin tek konusu, sevgilinin dudağıdır. Zahitlerin ve vaizlerin bahsine karşı meyhanenin kendi bahsi kurulmuş olur.

İkinci beyitte konuşma bir sofraya döner. Sâkî dudağının balıyla âşıkların canına "meze" bağışlamalıdır; meze, şarabın yanında yenen hafif yiyecektir ve divan şiirinde sık sık âşığın yanmış ciğeriyle, kebapla birlikte anılır. Bu kez meze dudağın balıdır. Dörtlük "yüzyüze bahs", yüz yüze söyleşme dileğiyle kapanır; âşık için en büyük nimet, sevgiliyle aynı mecliste karşılıklı konuşabilmektir.

Te bölümünün kapanışındaki ikinci sâkî rubaisi de ilki gibi kafiyesini sıradaki harfe, se'ye dayandırır; "bahs" kelimesi Arapçada se harfiyle biter. Hemen ardından "Harfü's-sâ" başlığı altında se harfli gazeller başlar. İki dörtlüğün ölçüsü de aynıdır: remelin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbı.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar