Özgün Metin

Vezin: Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

Cilâ-yı kalb-i rindâne meh-i peymânedir bâ‘is
Zıyâ-yı bezm-i mestâne mey-i tâbânedir bâ‘is
Seg-âsâ bî-nevâlık subh u şâm meyhâne küncinde
Güşâd-ı bâb-ı feyz [e] sâkî-i devrânedir bâ‘is
Niyâz eyle dem-â-dem ey gönül kim nâz-ı mey-hârân
Der-i meyhâneden bi'l-külliye hicrânedir bâ‘is
Harâbât ehlin inkâr itmek olmaz çünki bu kirdâr
Harîm-i Ahmed-i Muhtârdan hırmânedir bâ‘is
Ser-â-perde-i ihfâdın tulû‘-ı mihr-i maksûde
Giceler subha dek pervâne tek sûzânedir bâ‘is
Kılup sîr-âb hûnâb-ı cigerle eylemiş teskîn
Nazar-bâzânı peykânın güzel ihsânedir bâ‘is
Yazup esrâr-ı sevdânı rumûz-ı çeşm-i leylânı
Nigârî Mecnûn-âsâ tâze bir dîvânedir bâ‘is

Günümüz Türkçesiyle

1. Rint gönlün parlamasının sebebi kadehin ayıdır; sarhoşlar meclisinin aydınlığının sebebi parıldayan şaraptır.

2. Sabah akşam meyhane köşesinde köpek gibi nasipsiz beklemek, devrin sâkîsinin feyiz kapısını açmasına sebeptir.

3. Ey gönül, her an niyaz et; çünkü şarap içenlerin naz etmesi meyhane kapısından büsbütün ayrı düşmeye sebeptir.

4. Harabat ehlini inkâr etmek olmaz; çünkü bu tavır, Ahmed-i Muhtâr'ın haremine girememeye sebeptir.

5. Maksat güneşinin doğuşunu (beklemek), gizlilik perdesinin önünde geceleri sabaha dek pervane gibi yanmaya sebeptir. (Beyit yaklaşık olarak anlaşılmıştır.)

6. Okunun, bakışa tutulanları ciğer kanıyla kandırıp yatıştırması güzel bir ihsana sebeptir. (Beyit yaklaşık olarak anlaşılmıştır.)

7. Sevdanın sırlarını, Leylâ'nın gözünün işaretlerini yazmak, Nigârî'nin Mecnun gibi yeni bir divane (yeni bir divan) olmasına sebeptir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Son beyitteki "dîvâne" kelimesi iki anlamla okunabilir. Bilinen anlamıyla deli, Mecnun gibi aklını yitirmiş kişidir; ama "tâze bir dîvân-e" diye okunduğunda "yeni bir divana" anlamı da belirir. Şair sevdanın sırlarını ve Leylâ'nın gözünün işaretlerini yazdıkça hem Mecnun gibi bir deli olur hem de elinde yeni bir divan birikir. Şiiri aşkın ve hevesin eseri sayan beyitler divanda önceden de vardı; bu beyitte delilik ile şairlik aynı kelimede birleşir.

Dördüncü beyit gazelin en sert hükmünü verir: harabat ehlini, yani meyhaneye düşmüş rintleri inkâr etmek, "Harîm-i Ahmed-i Muhtâr"dan, Peygamber'in haremine girmekten mahrum kalmaya sebeptir. Harabat ehli burada aşk yolunun yolcularıdır ve onları kınamak Peygamber'e yakınlıktan uzaklaştırır. Nigârî'nin divanında vaiz ve zahitlere yönelik sitemler sık görülür; bu beyit o sitemlere dinî bir ağırlık katar.

Gazel "-dir bâ‘is", sebeptir redifiyle her beyitte bir şeyin sebebini söyler ve bir sebep-sonuç zinciri kurar. İkinci beyitte meyhane köşesinde köpek gibi beklemek, sâkînin feyiz kapısını açmasının sebebidir; üçüncüde ise şarap içenlerin nazı, kapıdan ayrı düşmenin sebebidir. Alçakgönüllülük kapıyı açar, naz kapatır. Redifin önündeki "-âne" kafiyesi peymâne ile başlar ve yukarıda tartışılan dîvâne ile biter; arada tâbâne, devrâne, hicrâne, hırmâne, sûzâne ve ihsâne vardır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar